DÖRDÜNCÜ MAYMUN

29 Ekim 2015 Perşembe

AK TROL OLMANIN TAHAMMÜL EDİLMEZ AĞIRLIĞI


Eğer “Bir trol olmaktan daha zor olan nedir?” derseniz hiç tartışmasız “Ak trol olmaktır” yanıtını alırsınız.
Şimdi sizlere bir ak trol olmanın inceliklerini anlatayım da görün çektiğimiz zorlukları.
Web âleminin Facebook, Twitter, gibi sosyal medya mecralarında sörf yapanlar illa ki adım başı bir trolle karşılaşırlar.
Misal; bir sayfayı açtığınızda karşınıza bir ölüm haberi çıkar “Falanca sanatçı mevta olmuş” diye yanında da o sanatçının sırıtan bir fotoğrafı.
Bu haberin altında da yorum bölümü vardır; o sanatçıyı sevenler hemen yorumlarını yazarlar.
“Büyük bir kayıp… Pek üzüldük… Yeri doldurulmayacak… Bir yaprak daha düştü… Allah rahmet eylesin… Işıklarda uyusun” türünden.
Oysa bu haber çakmadır, palavradır; merhum oldu dedikleri zat sapasağlamdır ama bu haberi okuyan yakınları kriz geçirip yoğun bakıma kaldırılır.
İşte bu tür haberleri yapan manyaklara kısaca “trol” diyoruz.
Bir de bunun ak olan cinsi vardır; normal trolün hiper düzeyde çalışanıdır dolasıyla manyaklık düzeyinin de hiper boyutta olması şarttır.
Trollüğümün ilk zamanlarında doğrusu pek keyifli anlar yaşamıştım. Adı lazım değil magazin aleminin ortalarda pek dolaşan bir ismi adına sahte bir tweeter hesabı açıp;
“Elimde iyi kafa bulduran uyuşturucu var, retwitt yapan ilk beş kişiye bedava” diye mesaj atmıştım bir seferinde.
Sonuç; polis o arkadaşın evine baskın yapıp bilmem kaç kilo uyuşturucuyla yakalanmıştı. Tabii suçüstü mahkemesinde kendini savunurken “o twitti ben atmadım” demeye bile vakit bulamamıştı garibim.  Boş atıp dolu tutmuştum, trol piyasası “Acaba yeni bir Fuat Avni mi geliyor?” diye çalkalanmıştı.
İşte bir meslek büyüğüm beni bu olaydan sonra buldu.
“Sende ışık var arkadaş, gel bizim ak troller arasına katıl” dedi böylece de maceram başlamış oldu.
Öncelikle biz ak troller sürüler halinde yaşarız. Bizim için tahsis edilmiş ofiste ellişer kişilik vardiyalar halinde 7/ 24 çalışırız.
Hepimiz önümüzdeki bilgisayarlarla sosyal medyayı takip ederiz…
Gerçek ismimizi kullanmayız tabii ki, efsanelerdeki troller gibi bizim de adlarımız vardır.
Gerzek, Salak, Mankafa, Rezil, Kepaze, Utanmaz, Şarlatan, Şaklaban gibi… Benim adım da Embesil oldu mesela.
Bu iş kesinlikle dikkat gerektirir, hiçbir şeyi, hiçbir haberi kaçırmamanız gerek. Gördüğünüz her haberin altına uysun uymasın mutlaka yorumunuzu koymalısınız. Çünkü ay sonunda maaşınız hesaplanırken bu yorumlardaki performansınız ayrıca prim olarak yansıtılıyor.
Her birimizin yüze yakın sahte hesabı var; her hesaptan ayrı ayrı yorumlar giriyoruz bir yandan da diğer trol kardeşlerimizin de iletilerini kontrol edip ayrıca onlara da yorumlar yapıyoruz; bir anda bir habere yüzlerce yorum yapılmış oluyor. Yorum dediysem öyle akıllı uslu şeyler sanmayın; validelerden, ebelerden, başlayıp cümle silsilesine saydırıyoruz. Bu kadar hesabı birbirine karıştırmadan saydırmadın ne kadar meşakkatli bir iş olduğunu tahmin edersiniz. Bunları gören normal vatandaşlar da bizim gazımıza gelip yorumları yağdırıyorlar. Ama genellikle bizi bile kıskandıracak yorumlar oluyor, hiç duymadığım küfürleri sayelerinde öğrenmiş oluyorum. Yarın öbür gün gelip de işimizi elimizden alırlar diye de endişeleniyorum doğrusu.
 Tabii bu yorum işi son derece incelikli, kendi içinde bir matematiği olan bir iştir, benim gibi çarpım tablosunu ezberleyemediği için ilkokulu bile bitiremeyen birin bu lafı etmesi tuhaf gelebilir belki. Ama demek ki doğuştan böyle bir yeteneğim varmış işte.
Şimdi gelin belli başlı trolleme tekniklerini görelim.

MEŞHUR KİŞİLERİ TROLLEME
Kişi; oyuncu, şarkıcı, yazar veya siyasetçi olabilir. Bu gibi kişiler toplumla olan diyaloglarını sıcak tutmak için sosyal medyada hesap açıp, zaman zaman buradan düşüncelerini, dileklerini paylaşırlar.
Söz gelimi biri şöyle bir şey yazdı; “Bugün çok güzel bir gün; hepinize günaydın”.
Hemen altına döşenirsiniz  “Yani dün kötü müydü şerefsiz, adi!” (Tabii burada adi yerine daha sinkaflı küfürler kullanıyoruz tahmin edeceğiniz gibi)
Bir diğer trol anında destek verir; “Sen bizim ecdadımıza hakaret mi ediyorsun vatan haini”
Sonra diğerleri de başlarlar yağdırmaya; hesap sahibi abandone olur.
“Ne dedim yahu, sadece günaydın dedim” diye yapacağı savunma bu kadar trolün höykürmesi arasında davulcu yellenmesi gibi kalacağından sonunda sosyal medya hesabını siler bir daha da açmaya tövbe eder.

KENDİ KENDİNİ TROLLEME
Bazen trollenecek bir şey bulamazsınız. O zaman kendi açacağınız bir sahte hesaba bir şeyler yazar sonra diğer sahte hesabınızla ana avrat girişirsiniz. Kamuoyu yaratmak,  milleti ayağa kaldırmak için etkili bir yöntemdir.
Yalnız burada çok dikkat etmeniz gereken bir nokta vardır. Böyle bir durumda ciddi bir kişilik bölünmesi riskiyle karşı karşıyasınız. Geçenlerde bir arkadaş bir hesabından diğer hesabındaki kendine ağıza alınmayacak rezillikte küfürler etmiş, sonra o hesaptaki kendi fena halde bozulup diğer hesaptaki kendinin başına tabanca dayayıp ateş etmiş; görünürde intihara teşebbüs vakası olarak kayıtlara geçti. Yoğun iş temposunu kaldıramamıştı. Neyse ki kefeni yırttı,  iki ay komada kaldı, şimdi de Bakırköy’de şizofreni teşhisiyle yatmakta.

HER GÖRDÜĞÜN HALTI TROLLEME
Yoğun çalışma ortamında bir yerden sonra otomatiğe bağlarsınız ve her gördüğünüz haltı trollemeye kalkarsınız. Aslında bu yöntemle çok verimli sonuçlar alabilirsiniz. Mesela geçenlerde bir haber gördüm; adamın biri “Bu memleketten gitmek istiyorum” diye bir şey söylemiş. Bir arkadaşımız altına döşenmiş “Durduğun kabahat, s.kr git”…
Ben de hemen desteği verdim “Şerrrefsiiiiz vatan haini, ne hayrın var ulan memlekete” diye.
Meğer o adam Fransız bir oyuncuymuş, burayla bir alakası yokmuş, kendi memleketiyle alakalı söylemiş. Ama olsun, fark etmez neticede millet gaza gelmekten keyif alıyor, ne için gaza geldiğinin pek önemi yok.
Tabii gene de bu yöntemde çok dikkat etmek gerek, siz siz olun trolleyeceğiniz kişinin ismine mutlaka bakın; kişi her zaman Fransız çıkmayabilir.
Üç gün önce bir hesaptan bir gönderi yazılmıştı; “Beni kandırdılar” diyordu.
Vakit geç olmuştu, sabahtan beri torollemekten canım çıkmıştı; hadi son bir yorum yapıp vardiyayı devredeyim, dedim ve yorumumu girdim,  “Vaaaay sazan vaaaay!” diye…
Diğer trol arkadaşlar da benden aldıkları pasla yağdırdılar yorumları…
“Sen de kanmayaydın ulan kek!”, “Elma şekeriyle mi kandırdılar şekerim?”, “Bugün kandırırlar yarın bandırırlar” türünden yorumlara bir de normal vatandaşlardan (tabii lafın gelişi normal diyorum) gelen katmerli yorumlar eklenince ortam epey coştu. On beş dakika içinde yüzlerce sinkaflı yorumun bilgisayar sistemini patlatacağını sandım bir an.
Sistem patlamadı ama tam on beş dakika sonra kapı patladı… Terörle mücadelenin elemanları içeri dalıp bizi yüzükoyun yatırdılar, ters kelepçe takarak götürdüler.
Meğer torollediğim hesap bir sayın büyüğümüze aitmiş.
Üç gündür savcının karşısında bütün ekip ifade veriyoruz; hakkımızda teröre örgütü üyesi olmak ve büyüğe hakaretten dava açılacak.

Valla billa ben terörist değil, bir garip trolüm sadece…

Hiç yorum yok: