<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924</id><updated>2012-01-31T13:02:19.163-08:00</updated><category term='fail'/><title type='text'>Atay SÖZER</title><subtitle type='html'>Mizah - Sinema</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>42</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-2695557237975273764</id><published>2012-01-31T12:31:00.001-08:00</published><updated>2012-01-31T13:02:19.176-08:00</updated><title type='text'>TEKNİK TAKİBE NASIL TAKILDIM?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="text-align: left; "&gt;Bir internet sitesine telefon konuşmam düşmüş, bir arkadaşla bizim yapımcıyı çekiştiriyorum. Konuşan iki erkek, objeniz de işvereniniz olunca kantarın topu&lt;/span&gt;&lt;span style="text-align: left; "&gt;zu kaçıyor, iş biraz belaltına iniyor doğal olarak. Dinleyince fark ettim topuz gerçekten ka&lt;/span&gt;&lt;span style="text-align: left; "&gt;çmış.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Yapımcının ne kadar embesil olduğundan, çapkınlık yapmaya kalkarken nasıl madara olduğundan, yabancı uyruklu kadınların bunu otel odasında uyutup don gömlek   bıraktıklarından bahsedip kahkahalarla gülmüşüz… &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Konuşmam internette tıklanma rekoru kırdı, ama ben de bu sayede işimi kaybettim, yapımcım sözleşmemizi anında feshetti…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ama işsiz kalmış olmamdan daha vahim bir durum vardı şimdi… İnternete düştüğüme göre demek ki teknik takipteydim. Şimdiye kadar “Acaba dinleniyor muyum?” diyenlerle “Paranoyaksın” diye dalga geçen ben, şimdi evde konuşurken bile fısıldamaya başlamıştım.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“İyi de ben niye dinleniyordum?”&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Kuzenim “Ben öğrenirim nedenini” dedi…&lt;/p&gt;&lt;div&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bunun bir asker arkadaşı varmış, şimdi şubelerden birinde üst düzeymiş; ondan bilgi alabilirmişiz…&lt;/p&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-y-wnA6HsXwE/TyhWSXEjh9I/AAAAAAAAAdI/qoPblF6fZQ4/s400/sus%2Bduvar%2Byal%25C3%25A7%25C4%25B1n.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5703903801495488466" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 289px; height: 400px; " /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Gittik üst düzeye; yolda görseniz üst düzey demezsiniz, güleryüzlü, nazik, badem bıyıklı biri. Karşısına oturttu çay ikram etti…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Ben senin meseleyi araştırdım kardeş; sen teknik takibe yakalanmışsın” dedi…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Onu anladık zaten… İyi de beni hangi gerekçeyle dinlediniz, hakkımda mahkeme kararı mı var?”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Önündeki kalın klasöre şöyle bir baktı…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Hayır endişeye mahal yoktur, hakkında hiçbir inceleme falan yok. Ama bir kez Necati diye biriyle konuşmuşsun… Necati, teknik takipteymiş, sen de onunla konuştuğun için doğal olarak teknik takip listesine katılmışsın.”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Necati benim amcam olur… İyi de benim amcam gayet mazbut biridir, mali müşavirlik yapar;  o niye dinlemeye alınmış? Yoksa karmaşık ilişkileri mi varmış?”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Hayır, dediğiniz gibi çok mazbut bir zat, ama o da banka müdürüyle telefon görüşmesi yapmış, müdür de dinleniyormuş, dolayısıyla o da teknik takibe alınmış…”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“O zaman banka müdürü şaibeli biri…”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Yok, o da değil… Banka müdürü, bayramda teyzesini aramış bayramını kutlamak için…”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Ve teyzesi teknik takipteymiş, öyle mi?”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Tebrikler, siz bu işi çözmeye başladınız bakıyorum. Bizim şubede sizin gibi kavrayışı keskin kişilere ne kadar ihtiyacımız var anlatamam…”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Peki teyzesi örgüt üyesi falan mıymış?”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Yok canım, yaşlı kadın, daha neler artık… Ama o da gündelikçisi Fatmagül’ü aramış ve…”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Fatmagül teknik takipteymiş !”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Tebrikler… Ama Fatmagül’ün de bir suçu yok… O da Bakkal Osman’la konuşmuş…”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Bakkal, kod adı mı?”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Hayır canım adam normal mahalle bakkalı; Fatmagül’le aralarında bir şeyler varmış ama bizi ilgilendirmez tabii, biz hususi hayata saygı gösteririz…”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Peki Bakkal Osman niye teknik takipteymiş o vakit?”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“O da Süheyla Hanım’la konuşmuş; Süheyla hanım bir paket makarna, bir margarin, bir kalıp beyazpeynir siparişi vermiş…”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Anladım Süheyla Hanım da teknik takipte olduğundan Bakkal Osman, ondan doyalı Fatmagül sonra teyzanım, banka müdürü, bizim amca bey ve sonunda da ben teknik takibe alındım öyle mi?”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Aynen öyle…”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu işin ucunun nereye kadar gideceği meçhuldü ama gene de merak ettim…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Peki Süheyla Hanım kiminle konuştuğu için teknik takibe alındı?”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Yok o kimseyle konuştuğu için alınmadı, o zaten doğal olarak teknik takipteymiş, Süheyla Hanım’ın eşi emekli paşaymış…”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“İyi de o zaman benim kaydım nasıl internete düştü?”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bana umutsuzca baktı,&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“İşte orası bir muamma; onu biz de bir türlü çözemiyoruz… Biz bütün kayıtları inceliyoruz, işimize yarayanları ayırıyor gerisini bırakıyoruz. O bıraktıklarımız da bir şekilde internete düşüyor ama o şeklin nasıl bir şekil olduğunu inanın ki bilmiyoruz. Bilsem vallahi de söylerim billahi de söylerim…”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Paşanın canının peynirli makarna çekmesi yüzünden teknik takibe alınmıştım, yapacak bir şeyim kalmamıştı, işimden de olmuştum. Yapımcıma telefon açıp özür diledim, ama küfür edip yüzüme kapattı telefonu; benim ses kaydım yüzünden karısı buna boşanma davası açmış… Çok ağır laflar etti, onurum kırıldı. Ama yanıt vermedim, nasılsa teknik takipte olan benimle konuştuğu için o da şimdi teknik takipteydi; gününü görecek nasıl olsa; yakında internette duyarsınız konuşmalarını…&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;KARİKATÜR:Yalçın ÇETİN&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-2695557237975273764?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/2695557237975273764/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=2695557237975273764' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/2695557237975273764'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/2695557237975273764'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2012/01/teknik-takibe-nasil-takildim.html' title='TEKNİK TAKİBE NASIL TAKILDIM?'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-y-wnA6HsXwE/TyhWSXEjh9I/AAAAAAAAAdI/qoPblF6fZQ4/s72-c/sus%2Bduvar%2Byal%25C3%25A7%25C4%25B1n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-2164920604797487237</id><published>2012-01-31T12:30:00.001-08:00</published><updated>2012-01-31T12:30:59.910-08:00</updated><title type='text'>MEMLEKETİN FAY HALİ</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="text-align: left; "&gt;Memleketimin fayları var, kırıla kırıla bitmiyor…&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir fay olduğu belli, er geç kırılacağı belli, kırılınca neler olacağı da belli… &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Oturduğun bina çürük; yapan muhterem zamanında demirinden, kumundan, çimentosundan çalmış, deniz kumu kullanmış; duvarların içinden midye kabukları görünüyor.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Satarken, bunları dekorasyon unsuru olarak sunmuştur belki de, muhtemeldir ki bunun için ek bir ücret de almıştır. “&lt;i&gt;Duvarlarımız deniz kabuğu ile süslenmiştir&lt;/i&gt;”, diye…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Müteahhit itiraf ediyor, zamanında “&lt;i&gt;böyle böyle&lt;/i&gt;” yaptık diye…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Kanıksanmış belli ki, aldıran yok…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir darbe geliyor; her yer yerle yeksan…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Televizyon programlarında “Deprem Starlar” türüyor,&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Türkiye depremcisini arıyor”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Hangi fay nereden geçer, kaç santimdir, ne zaman çatlar, ne vakit kırılır…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Hazır deprem çantalarımız var; çantaların içinde el feneri, battaniye, şişi suyu, püstevit ve düdüğümüz mevcuttur; uygun fiyata.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Deprem sonrası çadırlarımız mevcuttur, hediyesi şu kadar…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Depremci hocalardan ehven fiyata, depreme dayanıklı konutlar…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Böyle olmaz her yeri yıkıp yeniden yapalım, diyorlar…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Yıkılsın ki, bina dikecek yer kalmadı diyen müteahhitlere talan için alan çıksın…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Yeni ihaleler açılsın, açılan ihalelere katılanlar da onlara aracılık edenler de kazansın.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;İnşaat malzemeleri satanlar kazansın…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;İnşaatlarda çalışacak işçiler kasansın, evlerine ekmek götürsünler…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu noktada insanlar ikiye ayrılıyor;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;1-Depremle yaşamayı öğrenenler&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;2-Depremsiz yaşayamayanlar&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Depremle yaşamayı öğrenelim derken gene gittik gözünü çıkardık, depreme alıştık; fena halde kanıksadık.  &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Memleketin vay haline…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Depremi biz yarattık diyor itirafçı…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Faili meçhulleri biz eyledik…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Onu, bunu, şunu biz öldürdük; oraya, buraya, şuraya gömdük…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“&lt;i&gt;Yok canım, yapmamışsınızdır&lt;/i&gt;…”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i&gt;“Valla da yaptık”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i&gt;“Yapmadın işte benden iyi mi bileceksin; ölenler ecelleriyle ölmüştür, soruşturmaya mahal yoktur”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“&lt;i&gt;Ölülerin kemikleri fay hattı boyunca devam ediyor bakın&lt;/i&gt;…”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Fay hattına bakan olmayınca o kemikler de görülemiyor doğal olarak…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Fay çok önceden kırılmış meğer deprem olduğunun şimdi ayrımında oluyoruz…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Sınırda 35 kişinin bombalanarak ölmesi gene çok öncelerden kırılıp da fark etmediğimiz bir fay sonucudur… &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Dersim depreminin özrü onca yıl sonra yapılır devlet devamlılığı adına…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Oysa o fay çok daha önce kırılmıştır; ecdadımız diye toz kondurmadığımız sultanlarımızdan Yavuz Sultan Selim Han Hazretlerinin 40 bin Alevi’yi katlettiği gün olmuştur o deprem. Madem biz onların torunlarıyız, bir küçük özür de onlar adına ediversek. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Gerçekten de yerin altı üstüne, üstü altına gidiyor fay kırılmalarında…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;İktidar, kendi muhalefet sanıp devlete çatarken muhalefet, muhalefet olduğunun bile farkında olmadan iktidarın yaptıklarından dolayı savunmaya geçiyor…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i&gt;“Maaşlarınıza yaptığınız zamlardan dolayı özür dileriz…”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i&gt;“Altı aylıkken altıma etmiştim, pardon…”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Faylardan biri de “&lt;i&gt;Yetmez ama evet&lt;/i&gt;” denilen halkoyunda kırıldı…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Hukukun kimyası bozuldu…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Pankart açan çocuk, örgüt üyesi; Hrant’ı vuran, kulağı çekilesi kerata !&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu absürt durum kesinlikle fay kırılmasının yarattığı bir artçı şok, bir yan etkidir…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Her yanımız Kafka romanı, ama okuma alışkanlığımız olmadığı için bunun ayrımında değiliz…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir sabah kalkan ordu kumandanı kendini terör örgütü lideri olmakla suçlanırken bulur, başka bir kişi de git gide bir hamamböceğine dönüştüğünü görebilir…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Deprem değil, binalar öldürür, derler… Asıl fayın büyüğü Cumhuriyetin altından geçiyor galiba, depremlerde üzerine sağlam basmak gerek. Çünkü müteahhitler aportta bekliyor “&lt;i&gt;yıksak da yenisini yapsak&lt;/i&gt;” diye…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Depremle yaşamayı öğrenelim derken gene gittik gözünü çıkardık, depreme alıştık; fena halde kanıksadık.  &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-2164920604797487237?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/2164920604797487237/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=2164920604797487237' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/2164920604797487237'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/2164920604797487237'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2012/01/memleketin-fay-hali.html' title='MEMLEKETİN FAY HALİ'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-7110294892539082564</id><published>2011-12-12T01:32:00.000-08:00</published><updated>2011-12-12T07:32:50.801-08:00</updated><title type='text'>SİLİVRİ'DE HAREKET VAR</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;Mustafa Balbay, havalandırmaya çıktığında Tuncay Özkan’ı buldu ve fikrini söyledi…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Harika” dedi Tuncay, hep birlikte Mehmet Haberal’ı buldular…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Hocam, durum böyle böyle… Sen ne dersin?”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Haberal da beğendi bu fikri, “Tabii ki varım” dedi sevinçle…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Üçü birden Yalçın Küçük’ü aradılar…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Az ötede volta atan kalpaklı adamı görünce koştular ona doğru…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Yalçın Hoca, bizim böyle bir düşüncemiz var, sen de katıl bize” dediler…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Yalçın Küçük “Bu güne kadar kimbilir kaç tane tuğladan büyük kitap yazdım derdimi anlatamadım. Ama sizin bu planınız müthiş…” &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Yalçın Hoca da onlara katıldı…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Neyse ki hepsi aynı yerdeydi, birbirlerini aramaları zor olmuyordu…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Doğu Perinçek durumu duyunca “Ah ben bunu nasıl oldu da düşünemedim?” diye hayıflandı…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Arka avluda Nedim Şener ve Soner Yalçın oturuyorlardı…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Balbay seslendi, “Çocuklar haydi dinlenmeyin…”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Soner güldü bu söze; “Dinlenme demekle olmuyor işte, kaç defa söyledik dinlemediler, sonunda hepiz dinlediler, hepimiz dinlendiğimiz için şimdi burada dinleniyoruz” diye yanıt verdi…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Nedim Şener “Biraz tekerleme gibi oldu ama doğru söylüyorsun” dedi…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Onlar da getirilen öneriye bayıldılar…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Hemen karşıdan gelen Ahmet Şık’a seslendiler…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Dokunan yanar” diye bağırdı Ahmet Şık…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ama getirilen öneriyi duyunca o da çok sevindi…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Askerlere de söyleyelim onlarız bu iş olmaz, ne de olsa deneyimleri var… &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Hemen “Engin Paşa’yı bulalım” dedi içlerinden biri…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;General Engin Alan’ın akılı da yattı bu işe…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Tamam, ben de bütün general arkadaşları organize ederim; burada o kadar kalabalığız ki dediğiniz şeyi rahatlıkla yaparız” dedi.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ama uzaktan onları sürekli izleyen göz, işkillenmişti bu durumdan…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Savcı, “Adamları içeri attık hâlâ rahat durmuyorlar… Üstelik burada çok kalabalıklar, dışarıda olduklarından daha tehlikeliler” diye düşündü, ürperdi; kendini ilk kez bu kadar çaresiz hissediyordu...&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu durumda uzlaşmak en akıllı şey olacaktı…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Geçti karşılarına…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Tamam, siz kazandınız… İsteklerinizi söyleyin bakalım…”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Top istiyoruz, forma istiyoruz…”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Saha istiyoruz…”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Savcı biraz rahatlamıştı, “Ucuz kurtulduk” dedi kendi kendine…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“İstediğiniz top olsun, forma olsun, saha olsun… Alın size helal olsun…”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Böylece Silivri Futbol Ligi’nin kuruluşu için ilk adım atılmıştı…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Gazeteciler, yazarlar, politikacılar, askerler, istihbaratçıların oluşturacağı takımlarla en azından 10 takımlı bir lig ortaya çıkacaktı…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Planın ikinci adımı olarak, maçlarda şike yapıldığı söylentisi ortaya çıkacaktı…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;İş futbol olunca akan sular dururdu…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Böylece Meclis olağanüstü toplanacak, bütün partilerin oy birliğiyle yasalar düzeltilecek, hemen Cumhurbaşkanı’na yollanacak, şayet veto gelse bile jet hızıyla geri yollanacaktı… &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Sonrada Silivri sanıklarına tutuksuz yargılanmak üzere tahliye olanağı doğacaktı…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Artık Silivri’de herkes futbolla yatıp futbolla kalkıyordu…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-7110294892539082564?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/7110294892539082564/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=7110294892539082564' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/7110294892539082564'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/7110294892539082564'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2011/12/silivride-hareket-var.html' title='SİLİVRİ&apos;DE HAREKET VAR'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-1312494765306617295</id><published>2011-12-12T01:31:00.000-08:00</published><updated>2011-12-12T01:32:35.854-08:00</updated><title type='text'>BİR MESLEK YOK OLURKEN</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;(&lt;b&gt;&lt;i&gt;Bir gizli kamera yerleştiricisi dert yanıyor&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;i&gt;)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bizim meslek çok nankör çok, kimse kıymetinizi bilmiyor.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Eskiden daha bir saygınlığımız vardı; koca koca kameralar kullanıyorduk, onları bir yere gizleyip de fark ettirmeden çekim yapmak maharet isteyen bir işti.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Şimdi maşallah mercimek büyüklüğünde kameralar var, üstelik sudan ucuz, işportada satılıyor. Kalem, çakmak, düğme şeklinde olanları bile var…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir kere vapurdaki pazarlamacıda bile gördüm;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“&lt;i&gt;Amerika’nın CİA’sının kullandığı bu harika cihaz her yere sokulabilir olup komşunu dikizlemekte en net sonuçları vermektedir. Bir adet cihaz alana yanında hediye olarak  bir adet traş bıçağı bedava, bitmedi ilaveten bir kutu tükenmez kalem…&lt;/i&gt;” diye satış yapıyordu.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Geçen gün bizim oğlan internetten sipariş vermiş, vallahi benim kullandığımın bir üst modeli. Kerata öğretmenler tuvaletine yerleştirip, müdür beyi defi hacet sırasında görüntülemiş. Varan-1 diye de internete yüklemiş. Yılsonunda notlar düzelmezse gerisi de gelecekmiş. E babasının oğlu tabii…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Neticede önüne gelen bir kamera bulup bir yerlere sokuşturuyor. Herkes gizli kameracı maşallah…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;İş ayağa düştü artık, böyle olunca da kalite kaybı oluyor…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir ara ünlü oyuncuların çok özel görüntüleri çekiliyordu, dolayısıyla işin bir estetiği vardı. Onlar hem bakımlı, hem fotojeniktiler hem de rol yapma yetenekleri olduğundan ortaya izlenmesi keyifli işler çıkıyordu.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Şimdi bir de şu siyasetçilerin işlerine bakının Allah aşkına! &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Tipleri ofsayt, hepsi göbekli; daha ilk sahneden insanın nevri dönüyor. Aksiyon deseniz rezalet, sanırsınız Kırkpınar pehlivanları gösteri yapıyor. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Hiç mi Fransız filmi seyretmediniz, hiç mi “&lt;i&gt;french kiss&lt;/i&gt;” diye bir şey duymadınız ?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Yani Paris Hilton’un gizli görüntülerinden sonra hiç çekilmiyor. Yahu bu iş öyle mi yapılır?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Çekim gizli yapıldığından bir yönetmen olarak müdahale de edemiyorsun; yoksa kaç kere “&lt;i&gt;Stop&lt;/i&gt;” diye araya girip “&lt;i&gt;Bak şöyle yapacaksın&lt;/i&gt;” diye rol tarif etmek geldi içimden.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Atraksiyon yok, incelik yok, heyecan yok; koy kamerayı çek… &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Şimdi gizli görüntüler festivali yapılmış olsaydı ne olacaktı?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Rezil olacaktık, bizimle dalga geçeceklerdi…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ben de istemez miyim Nuri Bilge gibi çıkıp “&lt;i&gt;Altın Bilmem Ne Ödülü&lt;/i&gt;” alayım; &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“&lt;i&gt;Benim güzel ve bahtsız ülkeme selamlar&lt;/i&gt;” diye bir konuşma yapayım.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ama nerede, bu yeteneksizlikle film mi çekilir?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ondan sonra “&lt;i&gt;Niye bizde filmcilik gelişmiyor&lt;/i&gt;!”,  e gelişmez tabii…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Milletin de ilgisi kalmadı artık, o kadar gizli görüntü servis ettik, kimseden tık yok.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Eskiden olsa yer yerinden oynardı…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;O kadar çok olunca millet kanıksadı tabii…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Na buraya yazıyorum; göreceksiniz bir gün gelecek “&lt;i&gt;Herkesin bir kaseti çıkacak&lt;/i&gt;”…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Kasetsiz olmak adeta ayıp hale gelecek…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;O zaman da “&lt;i&gt;E ne var ki bunda&lt;/i&gt;” diyecekler…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ahlak kavramı değişecek, gizli saklı diye bir şey kalmayacak…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Herkes birbirinin “&lt;i&gt;Big Brother&lt;/i&gt;” ’i olacak… &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir sonraki aşamada da her şey naklen yayınlanacağı için kasete masete gerek kalmayacak.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;İşte o zaman bizim meslek de tarihe karışacak…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bize kelaynaklar gibi sahip çıkılması gerek, bu mesleğin son fertlerinin koruma altına alınması gerek. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Keçecilik, köşkerlik, koşumculuk, urgancılık, zembilcilik, nalbantlık, semercilik gibi gizli kameracılık mesleği de yok olmak üzere.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Devlet bize sahip çıksın…&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-1312494765306617295?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/1312494765306617295/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=1312494765306617295' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/1312494765306617295'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/1312494765306617295'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2011/12/bir-meslek-yok-olurken.html' title='BİR MESLEK YOK OLURKEN'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-6542532726844127216</id><published>2011-12-12T01:30:00.000-08:00</published><updated>2011-12-12T01:31:42.773-08:00</updated><title type='text'>CAMBAZA BAK</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;“Cambaza bak” derler, bakarsınız “neden ipin üstünde yürüdüğünü” anlayamadığınız adama. Siz heyecan içinde bakarken, “cambaz düşecek mi düşmeyecek mi?” diye beklerken cepçiler de gelip boşaltır ceplerinizi…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Son günlerde hangi cambaza bakacağımıza şaşa kaldık…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Gündemde bir dolu cambaz var ipler üstünde…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Fener küme düşecek mi düşmeyecek mi?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Düşüp de sonradan masum olduğu ortaya çıkarsa ayıp olmaz mı?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Düşmeyip de suçlu olduğu ortaya çıkarsa rezalet sayılır mı?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Aziz Yıldırım’a yapılan reva ile Silivri mahkûmlarına yapılan reva arasında bir fark var mıdır? Varsa nedir?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Zaman zaman yapılan federasyon tartışmalarında kast edilen aslında Futbol Federasyonu mudur? &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Futbolun feneri bu durumdayken Deniz Fenercilerin de apar topar yakalanmasının bir nedeni var mıdır?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Elif Şafak yeni kitabı için erkek kılığında poz vermiş, acaba erkek yazarlar da kadın kılığında poz verirler mi?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Elif Şafak’ın kitabının kapağı çalıntı, içeriği de başka bir romandan  intihal mi acaba…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Her iki kitabı da okumamış okumaya da niyeti olmayan biri bu meraklı sorunun yanıtını nasıl bulacaktır?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Paşalar ihtilal yapacaktı diye içeri alınırken ihtilalin en katmerlisini yapan ressam paşa neden hâlâ dışarıdadır? &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Vatandaş hiç olmazsa sembolik de olsa bir kez mahkeme koridorunda “Ahmet Kenan Evren” diye bağırışını duyabilecek midir?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Peki diğer paşalar içeri alına alına dışarıda hiç paşa kalmazsa ne olacak?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt; İrticai faaliyetten dolayı ordudan uzaklaştırılanlara af çıkacak diyorlar, o boşluk onlarla doldurulursa ne olur? &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;TRT “Tosun Paşa” filmini sansürlemiş, acaba bunun da paşalar operasyonuyla bir ilgisi var mı?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Şimdi aklıma geldi bir Haydarpaşa’nın kapatılıp otel yapılmak istenmesi vardı. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Polise ağır savaş silahları alınıyor…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Peki onların da rütbeleri Tuğkomiser, Tümkomiser, Korkomiser, Orkomiser şeklinde olabilir mi?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Peki pek sık gördüğümüz, şortla otobüse binenin veya ramazanda sigara içenin dövülmesi gibi vakalardan sonra ikinci bir polis teşkilatı daha kurulabilir mi? Ahlak Polisi Teşkilatı mesela…  &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Peki şortlu kız vakasında “Aslında o karşısındaki adamı dövmüş” diye haberi tersine çeviren yalaka basın bu dediğine kendi de inanmış mıdır?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Peki silah alımlarının kolaylaşmaya başlaması, herkese 3 çocuk kampanyasından sonra herkesin 5 silah alabilmesinin sonucu daha da başka polis teşkilatlarına neden olabilir mi?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu kadar polis teşkilatı kendi aralarında anlaşabilirler mi?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Anlaşamazlarsa bu anlaşmazlık da tahammülsüzlüğe varırsa, hepsi kendi gettolarını oluşturabilirler mi?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Sahi şu gettolar meselesinin sonu nereye varır?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Laikler, dinciler, ulusalcılar,2.cumhuriyetçiler, eşcinseller kendi gettolarını oluştururlarsa nasıl bir manzara çıkar?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu gettolar kendi aralarında bir lig oluşturup maçlar yaparlar mı?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Peki yaparlarsa bu maçlarda kavga çıkabilir mi?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Peki, getto liginde de şike olabilir mi?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Peki gettolar arasında da sıfır sorun olur mu?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Olursa, adama “Ne halt etmeye getto oldun?” diye sormazlar mı?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Peki o gettolar da kendi aralarında çekişip yeni gettolar oluşturabilirler mi?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Peki Asmalımescit masalarının kaldırılmasından sonra sıra evdeki çalışma masalarımıza gelebilir mi?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Görüldüğü gibi cambaz çok…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Cambaza bak” demenin alemi yok…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ancak “Cambaza bak” diyenler bilsinler ki, bu kadar cambaza bakan biri sonunda gerçek cambazı da görebilir…&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-6542532726844127216?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/6542532726844127216/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=6542532726844127216' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/6542532726844127216'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/6542532726844127216'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2011/12/cambaza-bak.html' title='CAMBAZA BAK'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-2784667727573863208</id><published>2011-12-12T01:28:00.002-08:00</published><updated>2011-12-12T01:29:54.761-08:00</updated><title type='text'>AKILLI İŞARETLER APTAL TV DİZİLERİNE KARŞI</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Tv dizileri bir gereksinimden kaynaklanır;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;“&lt;i&gt;Öykü anlatma ve dinleme gereksinimi&lt;/i&gt;…”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Tarihin ilk dönemlerinden beri insanlar birilerine bir şeyler anlatma ve birilerinden bir şeyler dinleme gereksinimi içinde olmuşlardır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Mitoloji böyle doğmuştur; kutsal kitaplarda anlatılanlar, masallar, binbir gece hikayeleri (&lt;i&gt;ki günümüzün Tv dizilerinin atası sayılır&lt;/i&gt;) bu yüzdendir. Yazı bulunmadan önce kuşaktan kuşağa anlatılan söylenceler sonra yazıya dökülmüştür… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Tiyatro bu yüzden doğmuştur, öykü, roman, şiir, gazeteler, gazetedeki tefrika romanlar (&lt;i&gt;ki gene günümüzün Tv dizileri karşılığıdır&lt;/i&gt;), sinema ve tabii Tv dizileri. Hep aynı gereksinimin sonucudur.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Bu girizgâhtan sonra RTÜK’ün getirdiği akıllı işaretlere sözü getireceğim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Diziler içeriklerine göre sınıflanacaklar, eğer bir dizi +18 işareti almışsa saat 23.00’den sonraya gidecek. Uygulama yaygınlaştıkça senaryolara müdahaleler de başlayacak.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;İlk bakışta haklı görülebilir bir durum, dünyada da örnekleri var. Ama o sansür makası bir kez şaklamaya başlarsa neyi, ne zaman keseceği belli olmaz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Güzel ülkemin güzel insanı öykü dinlemeye bayılır, bazen kendini kaptırır öykünün akışına, o öykünün bir karakteri olup çıkar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Öyküdeki karakterin yaptıkları kendine ters geliyorsa kızar, öfkelenir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;O öyküyü yazana, filme çekene, oynayana, gösterene kızar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Birbirini aldatan eşlere kızar, yasak aşklara kızar, tecavüzlere kızar, kötülük yapan insanlara kızar. Sevdiği karakter rol gereği ölürse mevlit okutur, onu öldüren oyuncuya yolda rastlarsa dövmeye kalar. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Ama gene de izler, dizilerin izlenme oranları tavan yapar; kıza kıza izler…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Kızar ve şikâyet eder RTÜK’e…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;“&lt;i&gt;O delikanlı amcasının genç karısana sarkıyor; bu bizim milletin geleneklerine aykırıdır&lt;/i&gt;.” diye. Sanki başka milletlerin geleneklerine uygunmuş, sanırsınız…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Dramanın kurallarını anlatmaya kalkarsanız uzun sürer; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;“&lt;i&gt;Öyküler, çatışmalar içerir; bunlar olmadan öykünüzü anlatamazsınız&lt;/i&gt;” derseniz, dinlemez. Diziyi pür dikkat izler, detay sektirmez; ama gider şikâyet eder, “&lt;i&gt;Kaldırın bu diziyi&lt;/i&gt;” diye.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Dizi bir şekilde yayından kalkınca da üzüntüsünden karalar bağlar. Çünkü filmin sonunu merak ediyordur, ortada kalmıştır şimdi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;O bir Şehriyar, dizisi de Şehrazat’dır; öyküsünü en heyecanlı yerinde kesip “&lt;i&gt;Devamı bir sonraki bölümde&lt;/i&gt;” diyen. Ama o bölüm gelmeden kesilmiştir Şehrazat’ın kafası.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;İzleyicinin bu hali sevimlidir aslında, öykü anlatıcısı sevinir bu duruma; çünkü öyküsü dinleniyor ve bir tepki alıyordur.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Ama RTÜK bu şikâyetleri ciddiye alıp da ceza kesmeye kalkınca işin rengi değişiyor tabii… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Neyse ki savcılar senaryolardaki cinayetlere dava açmaya başlamadılar henüz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Gerçi TV dizileri bazen libido gıdıklamada kantarın topunu kaçırıp, RTÜK’ü haklı çıkartma aşamasına getirseler de hiçbir zaman aşağıda örneklerini vereceğim anlatılar kadar olmadılar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Yasak aşklar, eşcinsellik, cinsel sapmalar, ensest vs nedeniyle dizileri ahlaksızlıkla suçlayanlar acaba bunlara ne der?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Hiç değiştirmeden, orijinal metinlerden aynen alınmıştır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;line-height:150%"&gt;ESKİ AHİT (TEVRAT)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;line-height:150%"&gt;Yaratılış (Genesis)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;line-height:150%"&gt;Bölüm 12&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;line-height:150%"&gt;Avram Mısır'da&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;10. Ülkedeki şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısır'a gitti.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;11. Mısır'a yaklaştıklarında karısı Saray'a, "Güzel bir kadın olduğunu biliyorum" dedi,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;12. "Olur ki Mısırlılar seni görüp, 'Bu onun karısı' diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;13. Lütfen, 'Onun kızkardeşiyim' de. Öyle ki, senin sayende bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar."&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;14 .Avram Mısır'a girince, Mısırlılar karısının çok güzel olduğunu farkettiler.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;15. Kadını gören Firavun'un adamları, güzelliğini Firavun'a övdüler. Kadın saraya alındı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;16. Onun hatırı için Firavun Avram'a iyi davrandı. Avram davar, sığır, erkek ve dişi eşek, köle, cariye, deve sahibi oldu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;17. RAB Avram'ın karısı Saray yüzünden Firavun'la ev halkının başına korkunç felaketler getirdi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;18. Firavun Avram'ı çağırtarak, "Nedir bana bu yaptığın?" dedi, "Neden Saray'ın karın olduğunu söylemedin?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;19. Niçin 'Saray kızkardeşimdir' diyerek onunla evlenmeme izin verdin? Al karını, git!"&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Bir dizi içinde şöyle bir sahne düşünün; yaşlı adam, genç karısını zengin bir işadamına “&lt;i&gt;Bu benim kızkardeşim&lt;/i&gt;” diye tanıtıyor. İşadamı da kadınla ilişkiye girip, yaşlı adama da mal mülk veriyor. RTÜK’ün akıllı işaretlerine göre doğrudan saat 23.00’e gidecektir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Bir başka örnek&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;line-height:150%"&gt;Bölüm 19&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;line-height:150%"&gt;Sodom'la Gomora'nın Yıkılışı&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;1. İki melek akşamleyin Sodom'a vardılar. Lut kentin kapısında oturuyordu. Onları görür görmez karşılamak için ayağa kalktı. Yere kapanarak,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;2. "Efendilerim" dedi, "Kulunuzun evine buyurun. Ayaklarınızı yıkayın. Geceyi bizde geçirin. Sonra erkenden kalkıp yolunuza devam edersiniz." Melekler, "Olmaz" dediler, "Geceyi kentin meydanında geçireceğiz."&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;3. Ama Lut çok diretti. Sonunda onunla birlikte evine gittiler. Lut onlara yemek hazırladı, mayasız ekmek pişirdi. Yediler.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;4. Onlar yatmadan, kentin erkekleri, Sodom'un her mahallesinden genç yaşlı kentin bütün erkekleri evi sardı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;5. Lut'a seslenerek, "Bu gece sana gelen adamlar nerede?" diye sordular, "Getir onları da yatalım."&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;6. Lut dışarı çıktı, arkasından kapıyı kapadı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;7 "Kardeşler, lütfen bu kötülüğü yapmayın" dedi,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;8. "Erkek yüzü görmemiş iki kızım var. Size onları getireyim, ne isterseniz yapın. Yeter ki, bu adamlara dokunmayın. Çünkü onlar konuğumdur, çatımın altına geldiler."&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;9. Adamlar, "Çekil önümüzden!" diye karşılık verdiler, "Adam buraya dışardan geldi, şimdi yargıçlık taslıyor! Sana daha beterini yaparız." Lut'u ite kaka kapıyı kırmaya davrandılar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;10. Ama içerdeki adamlar uzanıp Lut'u evin içine, yanlarına aldılar ve kapıyı kapadılar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Böyle bir sahneyi gören RTÜK ne yapar bilemiyorum… Adamın evine iki delikanlı geliyor, komşuları da kapıya dayanıp “&lt;i&gt;Onları bize ver de yatılım&lt;/i&gt;” diyorlar. Adam da “&lt;i&gt;Etmeyin eylemeyin, bakın iki bakire kızım var, onları alın&lt;/i&gt;” diyor… Kapıdakilerin gözü o kadar dönmüş ki “&lt;i&gt;Çekil önümüzden yoksa sana daha beterini yaparız&lt;/i&gt;”, diyorlar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Bu durumu saat 23.00 de kurtarmaz 24 saat dışına atılır kesin…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Tevrat’tan bir örnek daha; bu sahnenin devamı, Lut, kızlarıyla birlikte yıkılan şehirden kaçarlar…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;line-height:150%"&gt;Lut ile Kızları&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;30. Lut Soar'da kalmaktan korkuyordu. Bu yüzden iki kızıyla kentten ayrılarak dağa yerleşti. İki kızıyla birlikte bir mağarada yaşamaya başladı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;31. Büyük kızı küçüğüne, "Babamız yaşlı" dedi, "Dünya geleneklerine uygun biçimde burada bizimle yatabilecek bir erkek yok.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;32. Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım."&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;33. O gece babalarına şarap içirdiler. Büyük kız gidip babasıyla yattı. Ancak Lut yatıp kalktığının farkında değildi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;34. Ertesi gün büyük kız küçüğüne, "Dün gece babamla yattım" dedi, "Bu gece de ona şarap içirelim. Soyumuzu yaşatmak için sen de onunla yat."&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;35. O gece de babalarına şarap içirdiler ve küçük kız babasıyla yattı. Ama Lut yatıp kalktığının farkında değildi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;36. Böylece Lut'un iki kızı da öz babalarından hamile kaldı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;37. Büyük kız bir oğlan doğurdu ve ona Moav adını verdi. Moav bugünkü Moavlılar'ın atasıdır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;38. Küçük kızın da bir oğlu oldu ve adını Ben-Ammi koydu. O da bugünkü Ammonlular'ın atasıdır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Yengesine asılan adama tepki gösteren RTÜK, böyle bir sahne karşısında ne yapar? Akıllı işaretlerinin aklı bile dumura uğrar, akıllı işaret olduğuna bin pişman olur. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Yaradılışın ilerleyen bölümlerinde de epey benzer bölüm var. Kazara bir kanalda yayınlanırsa o kanal sonsuza kadar kapatılabilir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Ha şunu diyenler çıkabilir; “&lt;i&gt;Bu zaten Yahudi kitabı, hiç işimiz olmaz; burası Türkiye!&lt;/i&gt;”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;O zaman buyurun bizden bir örnek…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;line-height:150%"&gt;MEVLANA –MESNEVİ&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;line-height:150%"&gt;Cilt 5&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt;line-height:150%"&gt;Şehvetin Sonu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Bir halayık şehvetin çokluğundan, hırsının fazlalığından bir eşeği kendisine alıştırmıştı. O eşek, kendisine yakınlaşmayı adet edinmiş, insana yakın olmayı öğrenmişti. O hilebaz halayığın bir kabağı vardı. Eşek kendisine ölçülü yaklaşsın diye kabağı, eşeğin aletine takardı. Yakınlaşma zamanında aletin yarısı girsin diye bu işi yapmaktaydı. Çünkü, eşeğin aleti tamamı ile girse rahmi de parçalanırdı, damarları da. Eşek boyuna zayıflayıp durmaktaydı. Eşeğin sahibi olan kadın da neden bu eşek böyle zayıflıyor, neden böyle kıl gibi inceliyor deyip dururdu… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Mevlana’nın hikâyesi bu şekilde devam ediyor ama ben burada daha fazla yazamayacağım. Ola ki RTÜK’ün eli buraya da uzanıp Mevlana’dan soramadığı hesabı bizden sorabilir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Çok merak ederim, bir senaryo yazarı Mesnevi’yi Tv’ye uyarlamaya kalksa bu tür bölümleri ne yapacaktır? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Es geçse Mevlana’yı sansürlemiş olacak; gösterse kendi sansürlenecek…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Ama en zor durumda kalan da RTÜK olur sanırım…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;“&lt;i&gt;Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol&lt;/i&gt;” diyerek sema ederken ortaya çıkan eşeği ve kabağını nasıl açıklayacaktır?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Neyse ki şimdiye kadar bu tür öyküler Tv ekranına hiç yansımadı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;line-height:150%"&gt;Şükret ve dizileri yapanlara teşekkür et RTÜK…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-2784667727573863208?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/2784667727573863208/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=2784667727573863208' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/2784667727573863208'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/2784667727573863208'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2011/12/akilli-isaretler-aptal-tv-dizilerine.html' title='AKILLI İŞARETLER APTAL TV DİZİLERİNE KARŞI'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-537954319594765611</id><published>2011-12-12T01:28:00.001-08:00</published><updated>2011-12-12T01:28:35.901-08:00</updated><title type='text'>DÜĞÜNLER VE CENAZELER</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i&gt;Hayat devam ederken ortalık toz duman; sesler, sözcükler, cümleler birbirine karışıyor. Başıboş sesler atmosferde dolaşıyor ve dolaşacak sonsuza kadar. Ağızdan çıkan söz yok olmuyor, unutulmuyor. Bize ulaşan o seslerden örnekler verelim; hangi lafı kimin ettiği ayrı bir araştırma konusudur…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Deprem olmuş !!!&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-İstanbul’da mı yoksa ?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Hayır Van’da…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Aman neyse…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Bir şeye ihtiyaç var mı, yardım falan?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Her bir şeyimiz var çok şükür…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Çadııııııııır...&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Aaaa bi tek çadırımız yokmuş… Pardon…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Zaten zamanında deprem vergisi diye para toplamıştık; ne demişler sakla samanı gelir zamanı… İşte geldi zamanı, hadi çıkarın samanı…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Çıkaramayız o samanı çoktan inekler yedi…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Haksızlık etmeyin duble yol yaptık; o duble yollar olmasa sayın bakanlarımız depreme bakmaya nasıl gideceklerdi?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Çadır diyordunuz alın size çadır, bakın ne güzel saray gibi; üç öğün de yemek çıkıyor, daha ne istiyorsunuz?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Allah razı olsun, darısı başınıza inşallah…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-İnşaatlar ruhsatsızmış…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Ruhsat varmış ama sahteymiş…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Ruhsatsızları yıkacağıııııız…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Sallama…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Aaa gene sallanıyor...&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Herkes haddini bileceeeeeeek; alın işte ben de parmağımı sallıyorum…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Biraz da matem yapalım o vakit…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Cumhuriyet Bayramı var… Bayramı iptal edelim…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Ne alaka?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Cumhuriyet’i henüz iptal edemiyoruz, şimdilik bayramını iptal edelim; sonrası Allah kerim…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Bugün bizimkilerin üç adet düğünü varmış… &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Kaç hafta önceden planlanmış, yer tutulmuş, masraf yapılmış; şimdi iptal etmek israf olur, israf da günahtır… &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Hem gitmemek ayıp olur…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Depremde de o kadar can kaybı oldu ama…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Tamam işte, üç düğün; en az üçer çocuktan en az dokuz çocuk demektir; kayıplar bir ölçüde telafi edilir hiç olmazsa… &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Bak doğru hatta “En az üç çocuk” sloganını “En az altı çocuğa” çıkartırız… &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Tabii geçen depremde de emlak vergilerini iki misli olarak almıştık…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Düğünde eğlence meğlence derken ters olmasın… &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Olmaz… İzzet ve Nihat’ı çağırırız; bizim çocuklardır, ikisi de kankadır… İçli içli türküler söylerler, ağıt yerine geçer. Böylece depremde ölenleri de anmış oluruz… &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-İzzet ve Nihat’a otelde yer ayarladık, akşam düğünde ağıt söyleyerek ölülerimizi anacağız… Nihat “İsterseniz mevlit de okurum” diyor…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Söyleyin Nihat’a işin suyunu çıkartmasın, yok artık…  &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Ya biz iptal etmedik mi bu bayramı; hâlâ neyi kutluyorlar meydanlarda!&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Cahil insanlar işte, haberleri yok; okumamışlar iptal kararımızı…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Üç düğünü aynı geceye koymak bizim için biraz yorucu oluyor ama…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Olsun ama katlanacağız ne yapalım… Neyse ki birbirlerine yakın salonlarda yapılıyor…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Bi deprem daha oldu…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-İstanbul’da mı?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Yok…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Aman çok şükür… Peki nerde?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Ankara’da, düğünü yaptığımız otelde…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Ölü yaralı var mı?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Ölü yaralı yok ama büyük rezalet var… İzzet ve Nihat kaldıkları odaya dört kadın çağırmışlar… Sonra parada anlaşamamışlar, vukuat çıkmış karakolluk olmuşlar… İzzet erkek adam, tepesi atmış tabii; sille tokat girişmiş kadınlara… Epey bir sallanmış ortalık…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Nihat da  “Ben geçerken öylesine uğradım odaya, bütün suç İzzet de vallahi” diye satmış kankasını…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Yahu bana ne bundan, ne diye söylüyorsun bu kadar dert arasında…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Yok yani odanın parasını biz ödedik de… Şimdi kadınlar için de ekstra isterlerse ne yapacağız, diye soruyorum…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Sorma… Bazı şeyleri de kendiniz halledin… Benim programım yoğun, bu hafta gitmem gereken 10 düğün daha var…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Bu defa Nihat’la İzzet’i çağırmayalım ama; ne olur ne olmaz…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Somali kafilesinden başka birilerine bakarız artık… Gerçi bir bakıma iyi olmuş otel rezaleti, hiç olmazsa çadır rezaletini unutturur belki…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Neticede hayat devam ediyor…&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-537954319594765611?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/537954319594765611/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=537954319594765611' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/537954319594765611'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/537954319594765611'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2011/12/dugunler-ve-cenazeler.html' title='DÜĞÜNLER VE CENAZELER'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-4522580336145175423</id><published>2011-07-03T02:25:00.000-07:00</published><updated>2011-10-25T05:05:34.252-07:00</updated><title type='text'>Stockholm Sendromu</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px;"&gt;&lt;div&gt;Güzel dilimiz yeni bir ifade daha kazandı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gerçi Stockholm’ü Alman futbolcu, Sendromu da ilaç adı sananlar çok olsa da kısa bir araştırmadan sonra gerçeğe ulaşılıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kısaca kendisine eziyet edene aşık olma, ona bağlanma, biat etme durumu için kullanılıyor bu “Stockholm Sendormu” ifadesi…&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İktidar partisinin %50’lik bir oranda oy almasından sonra muhalefet partisi yetkilileri özel konuşmalarında bu ifadeyi kullanmış ama gevşek ağızlı biri bu konuşmayı dışarıya sızdırınca bu deyim, gündemimize oturdu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Peki bu ifade, söz konusu durumu karşılıyor mu?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yani Stockholm Sendomu deyimi 38 yıl önce Stockholm’de yaşanan bir soygun sonucu rehin alınan bir kızın sonradan soyguncuya abayı yakmasından sonra sözlüklere girmiş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yani daha pek yeni sayılır…&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu olaydan romantik bir aşk filmi senaryosu yazılır ama bizim durumuzu pek karşılamaz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Oysa ki bizim sendromlarımız çok çok daha eskilere dayanır…&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yıllar yılı hanedanların tebaası altında yaşamışız…&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Padişahlara hep “efendimiz” demişiz…&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kul olmuşuz… Tebaa olmuşuz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Üç kuruş ulufeyi en büyük nimet sayıp dualar etmişiz…&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Adam yerine konulmamışız…&lt;/div&gt;&lt;div&gt;“Senin aklın ermez” diyerek devletin yönetim kademelerine hep devşirmeler getirilmiş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kapımızı devlet adına sadece vergi memurları çalmış.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bunlara karşı çıkmak çok ayıp ve de çok büyük günah sayılmış. Aksini yapanlarımız Rûzi mahşerde cehennem ateşine mahkûm edilmeden bostancıların işkence tezgâhından geçmişiz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu durum genlerimize kadar işlemiş; bunca zaman sonra bile hanedanları eleştirmeye kalkanları bile “Vay ecdadıma sövdün” diye tepelemişiz…&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sultanların televizyon filmlerinde canlandırılmasına bile tahammül edememişiz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sultanlar, bunu yemez, şunu içmez, onu öpmez, diye kıyameti kopartmışız.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tarihçi dediklerimiz bile bilimselliği bırakıp hanedanların avukatlığına soyunmuş durumda.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evlatlarını, kardeşlerini boğazlatan hükümdarları “Na’apsınlar başka çareleri yoktu” diye savunup insanları dumura uğratmışlar…&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bizim öyle gavur icadı olan Stockholm Sendomuyla işimiz olmaz…&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bizim öz be öz, köklü bir geleneğe sahip, aslanlar gibi Topkapı Sendromu’muz var…&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Başımıza ne geliyorsa bu yüzden…&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-4522580336145175423?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/4522580336145175423/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=4522580336145175423' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/4522580336145175423'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/4522580336145175423'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2011/07/stockholm-sendromu.html' title='Stockholm Sendromu'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-2426765956481581085</id><published>2011-05-18T14:49:00.000-07:00</published><updated>2011-05-18T14:51:37.661-07:00</updated><title type='text'>ALİ BEY'DEN MEKTUP VAR</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: left;"&gt;Bugün ÖSYM başkanı Sehven Ali Bey’den bir mektup aldım, inanın çok duygulandımBizzat kendi elleriyle yazmış belli (&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;epey bir imla hatası var çünkü&lt;/i&gt;), pulunu bizzat kendi yalayıp yapıştırmış ( &lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;gerçi pul ters yapışmış ama olsun, pulun unutulduğu günümüzde bu da bir şeydir&lt;/i&gt;); cep telefonları, internet vs sayesinde iletişimin jet hızına ulaştığı dönemde bir mektup almam beni nostaljik bir havaya soktu. En son mektubumu askerdeyken almıştım. Ali Bey de mektubun güzelliğinin bilincinde olanlardan belli, üşenmeden herkese tek tek mektup yazıyormuş bugünlerde. Yazdıklarını okuyunca inanın çok samimi buldum ve kendi adıma tatmin oldum (&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;ve diğer tatmin olanlara hak verdim&lt;/i&gt;).&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Muhteremin bu içten mektubunu sizlerle paylaşmamayı bencillik olarak gördüğümden aynen yazıyorum (&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;imla hatlarını mümkün olduğunca düzeltmeye çalıştım ama gene de bir iki yerde atlamış olabilirim&lt;/i&gt;)…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:70.8pt"&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;"&gt;Sevgili öğrenci;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:70.8pt"&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;"&gt;Bu sene ÖSYM’nin yani “&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezinin&lt;/i&gt;”&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;(yoksa “&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi&lt;/i&gt;” mi olacaktı, bunu hep karıştırıyorum…Neyse işte siz onu anladınız) sınavına girdiniz…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:70.8pt"&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;"&gt;Bu sınavda şifre var dendi, evet bir şifre vardı olmasına ama bu şifre sizin bildiğiniz şifrelerden değildi. Aslında sehven yapılmış bir hataydı, şifreli soruları bizim çocuklara verecektik ama bir yanlışlık sonucu bizim merkeze alacağımız kırtasiye için Başbakanlığa yolladığımız malzeme listesiyle karışmış. Şifreli soruları sehven başbakanlığa, malzeme listesinini de gene sehven bizim çocuklara yollamışız. Garipler iyice aptallaşmışlar tabii, karşılarında “&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;100 top fotokopi kâğıdı, 10.000 tükenmez&lt;/i&gt;” türünden bir liste görünce işin içinden çıkamamışlar haklı olarak. Zaten kırtasiye istekleri de Başbakanlığa yapılmazmış, meğer bir yanlış da orada yapmışız. Sağ olsun Sayın Başbakan bizzat telefon açıp bu durumu izah etti. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:70.8pt"&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;"&gt;Ben “&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;Peki beyefendi kırtasiye listesini nereye yollamam gerekirdi?&lt;/i&gt;” diye sorunca da hiç vazifesi olmadığı halde gayet net bir şekilde izah etti. Ben de zatı muhteremin emri hilafında listeyi anneme yolladım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:70.8pt"&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;"&gt;Neyse sevgili öğrenci, gördüğünüz gibi şifre var ama yanlışlık sonucu kullanılmamış… Vallahi de kullanılmamış billahi de kullanılmamış, bak sana yeminle söylüyorum…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:70.8pt"&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;"&gt;Aslında sorularda da bazı hatalar yapmışız; bazı soruların cevapları, bazı cevapların da soruları çıkmamış. Yanlışlık işte, insanoğlu sehven de olsa böyle şeyler yapabiliyor. Ama sizler feraset sahibisiniz, akıllısınız, zekisiniz leb demeden leblebiyi anlarsınız. Bunlar sizin için ne ki… O bir şey değil de asıl yanlışlığı cevap kâğıtlarını okurken yapmışız; şimdi eskiden tek tek elde bakardık, şimdi optik okuyucular var onlarla yapıyoruz. Ama bazen aletler bile yanlışlık yapabiliyor. Optik okuyucunun okuma zamazingosu (&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;aslında bir adı var tabii, söylediler ama unuttum&lt;/i&gt;) biraz arızalanmış. Yurtdışındaki servisinden teknisyen istemiştik. Ama sehven bir durum olmuş gene, optik okuyucu servisine yazacağımız yerde “&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;Atık depolama sistemi&lt;/i&gt;” için bir teknik elaman istemişiz. Gerçi gelen eleman Allah için elinden geleni yaptı. Bizim “&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;optikçi&lt;/i&gt;” elaman da Kütahya’daki maden işletmesine gitti. Eee gene de şükretmek gerek, beterin beteri varmış, biz hiç olmazsa siyanürle uğraşmıyoruz şimdi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:70.8pt"&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;"&gt;Neticede sevgili öğrencim, puanlama sisteminde bazı yanlışlıklar yapmış olabiliriz. Mesela aldığımız bir duyuma göre okul birincisi bir talebe sıfır puan çekerken, öğretmenlerin embesil diyerek belge vermeye hazırlandıkları bir çocuk son yirmi yılın soru bilme rekorunu kırmış bulunmakta. Biz işin içinden çıkamadık; size soru kâğıdınızı yolluyorum. Siz nasıl olsa hangisine doğru hangisine yanlış cevap verdiğinizi bilirsiniz. Kendiniz kontrol edin, kendi puanınızı kendiniz verin, kendi okulunuzu kendiniz bulup kendi kendinize yerleşin. Yahu her şeyi de devletten beklemeyin canım, bizi de boş yere yorup yanlış yunluş işler yaptırmayın, En doğrusu bu galiba…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:70.8pt"&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;"&gt;Hayatta sana başarılar diler, gözlerinden öperim…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:70.8pt"&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;                                                         &lt;/span&gt;Seni Seven Başkanın Ali&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Gerçi ben öğrenci değilim, sınava gireli 35 yıl geçti; belli ki bu mektup bana da sehven yollanmış, ama olsun… Bunca yıl sonra aldığım ilk mektup…&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-2426765956481581085?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/2426765956481581085/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=2426765956481581085' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/2426765956481581085'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/2426765956481581085'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2011/05/ali-beyden-mektup-var.html' title='ALİ BEY&apos;DEN MEKTUP VAR'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-2773354994718108390</id><published>2011-04-30T03:52:00.000-07:00</published><updated>2011-04-30T04:41:32.443-07:00</updated><title type='text'>BİR ATOMUN ANILARI</title><content type='html'>&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:trackmoves/&gt;   &lt;w:trackformatting/&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:punctuationkerning/&gt;   &lt;w:validateagainstschemas/&gt;   &lt;w:saveifxmlinvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:ignoremixedcontent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:alwaysshowplaceholdertext&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:donotpromoteqf/&gt;   &lt;w:lidthemeother&gt;TR&lt;/w:LidThemeOther&gt;   &lt;w:lidthemeasian&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeAsian&gt;   &lt;w:lidthemecomplexscript&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeComplexScript&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;    &lt;w:dontgrowautofit/&gt;    &lt;w:splitpgbreakandparamark/&gt;    &lt;w:dontvertaligncellwithsp/&gt;    &lt;w:dontbreakconstrainedforcedtables/&gt;    &lt;w:dontvertalignintxbx/&gt;    &lt;w:word11kerningpairs/&gt;    &lt;w:cachedcolbalance/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;   &lt;m:mathpr&gt;    &lt;m:mathfont val="Cambria Math"&gt;    &lt;m:brkbin val="before"&gt;    &lt;m:brkbinsub val="--"&gt;    &lt;m:smallfrac val="off"&gt;    &lt;m:dispdef/&gt;    &lt;m:lmargin val="0"&gt;    &lt;m:rmargin val="0"&gt;    &lt;m:defjc val="centerGroup"&gt;    &lt;m:wrapindent val="1440"&gt;    &lt;m:intlim val="subSup"&gt;    &lt;m:narylim val="undOvr"&gt;   &lt;/m:mathPr&gt;&lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:latentstyles deflockedstate="false" defunhidewhenused="true" defsemihidden="true" defqformat="false" defpriority="99" latentstylecount="267"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="0" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Normal"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="heading 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 7"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 8"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 9"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 7"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 8"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 9"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="35" qformat="true" name="caption"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="10" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Title"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="1" name="Default Paragraph Font"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="11" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Subtitle"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="22" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Strong"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="20" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Emphasis"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="59" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Table Grid"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" unhidewhenused="false" name="Placeholder Text"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="1" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="No Spacing"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" unhidewhenused="false" name="Revision"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="34" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="List Paragraph"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="29" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Quote"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="30" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Intense Quote"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="19" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Subtle Emphasis"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="21" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Intense Emphasis"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="31" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Subtle Reference"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="32" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Intense Reference"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="33" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Book Title"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="37" name="Bibliography"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" qformat="true" name="TOC Heading"&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable  {mso-style-name:"Normal Tablo";  mso-tstyle-rowband-size:0;  mso-tstyle-colband-size:0;  mso-style-noshow:yes;  mso-style-priority:99;  mso-style-qformat:yes;  mso-style-parent:"";  mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;  mso-para-margin:0cm;  mso-para-margin-bottom:.0001pt;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:11.0pt;  font-family:"Calibri","sans-serif";  mso-ascii-font-family:Calibri;  mso-ascii-theme-font:minor-latin;  mso-fareast-font-family:"Times New Roman";  mso-fareast-theme-font:minor-fareast;  mso-hansi-font-family:Calibri;  mso-hansi-theme-font:minor-latin;  mso-bidi-font-family:"Times New Roman";  mso-bidi-theme-font:minor-bidi;} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;Bir atom partikülü olmanın büyük utancı içindeyim…  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Çoğu kimse beni anlayamadı, anlayanlar da hep yanlış anladı…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Benim için önce “&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;Bu bir maddenin en küçük parçasıdır, bölünemez&lt;/i&gt;” dediler…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu bilgi okullardaki müfredat programlarına böyle geçti…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Derken dünyaya dil çıkartan bir Einstein çıktı, bölünebileceğini söyledi…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Sonra &lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;beni de bölmeyi başardılar… Ama Milli Eğitimin kitapları bir türlü yeni baskı yapmadığı için uzun süre “&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;Atom bölünemez&lt;/i&gt;” diye kaldı.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Öğretmenler çaresizdi, “&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;Çocuklar atomu bölmeyi başardılar, ama bize bakanlıktan bir tamim gelmediği için biz bölünemez, diye okuyacağız&lt;/i&gt;” &lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;demek zorunda kaldılar… Bu yüzden o dönem yetişen çocuklar “&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;Atom bölünmez&lt;/i&gt;” diye bildiklerinden sonraki gelişmelerden habersiz kaldılar. Bizim bakanlık bu konuyu komisyonlarda incelerken eloğlu bendeki bu bölünmeyle açığa büyük bir enerjinin çıktığını keşfetti.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Enerjimi “&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;insanlık yararına kullanırlar&lt;/i&gt;”&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;diyordum ki, önce denizaltılar yaptılar, savaşlarda “&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;düşman&lt;/i&gt;” dediklerine torpido atıp yok ettiler.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Baktılar öyle tek tek öldürmek zaman alıyor, öyle bir bomba imal ettiler ki, koskoca şehirleri toptan imha etti hatta sadece o an yaşayanları değil sonradan doğacakları da yok etti…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Çünkü bir kusurum vardı, radyasyon salgılıyordum… En olmadık yerde, en olmadık zamanda meydana geliyordu bu durum, engel olamıyordum bir türlü. &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-NtZK5cFCfT0/TbvqcY7zm6I/AAAAAAAAAcY/Zyyz-MZuYqQ/s1600/radyasyon%2Bcocuk%2Bcopy.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-NtZK5cFCfT0/TbvqcY7zm6I/AAAAAAAAAcY/Zyyz-MZuYqQ/s400/radyasyon%2Bcocuk%2Bcopy.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5601328335015877538" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bazı insanların yellenmesi gibi bir şeydi bu… Alışkanlık haline getirirler, kimseyi umursamazlar “&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;zart zurt&lt;/i&gt;” diye salıverirler…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;İşte ben bu radyasyonu bunu kullananların yellenmesi olarak görüyorum; sonuçta ikisinden de kötü kötü kokular gelir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Sonra daha fazla enerji, daha fazla para için nükleer santralar kurmaya başladılar. Ama benim sağım solum belli olmuyordu dediğim gibi. En olmadık zamanda bir münasebetsizlik yapabilirdim. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;ABD’deki Üç Mil Adası’nda (&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;Three Mile Island&lt;/i&gt;) santral kurdular, eh huyum kurusun eh bir açığını bulunca salıverdim radyasyonumu… Neticede her şey teknolojiye dayansa da her şey bilgisayarlarla yapılsa da, onları çalıştıracak düğmeye bir insanın basması gerekiyor. Eh insanın olduğu yerde de eblehlik kaçınılmaz oluyor. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Amerikalının canı tatlı tabii, bu kazadan sonra hemen kavradı durumu, “&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;Olmasına olsun ama benden uzak olsun&lt;/i&gt;” dedi. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;İnsanların böyle bir ikilem içinde kalmaları doğrusu beni eğlendiriyor; bir yanda üretilen enerjiden gelecek para öte yanda hastalıklar, ölümler, doğa katliamı. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ne yardan ne de serden vazgeçiyorlar… Kendilerinden çok ama çok uzak yerlerde olursa bu sorunun kalkacağını sanıyorlar… Çünkü bu santraller aslında bu muhteremlerin yaşayabilmesi için gerekli enerjiyi üretiyorlar.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;İşte Çernobil macerası da böyle başladı…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Gene bir sahile kurulan nükleer santral bir süre sonra sızıntı yapmaya başladı.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Tabii buna bağlı olarak da ilgililerin sızlanması başladı…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;İlgililerin sızlanmasının nedeni tabii ki ellerindeki rant gidecek diye sızlanıyorlardı.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Oysa bir hüsnü kuruntudan ibaretti ilgililerin sızıntısı…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Çünkü ilgisizler doğal olarak bilgisiz olduklarından sızlayacak bir şey bulamıyorlardı.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Çünkü radyasyon gözle görülmüyordu, elle tutulmuyordu…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Onların ilgilenmesi için, görmesi gerek, eline alıp tutması, mümkünse yemesi gerek…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Aslında onlar da sızlıyorlar ama bu sızlama biraz gecikmeli olarak geliyor; &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;“Bu toprakta neden ot bitmiyor?”&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;“Bu inek niye çift başlı doğdu?”&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;“Ben niye bu hastalıktan ölüyorum?”&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Sorularını kendi kendilerine soran ilgisizler, radyasyonla bir ilgi kuramadıklarından dolayı ilgililere de bir şey diyemiyorlardı.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Çernobil paniğinden komşu ülkeler de etkilendi tabii ki, ellerindeki çayları tam toplayacakken benim radyasyon sızdırmam yüzünden ne yapacaklarını bilemediler.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;Yok yok bulaşmamıştır bulaşmamıştır&lt;/i&gt;” diye kendilerini teselli ettiler…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Adamların bakanları bardak bardak çay içip “&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;Bakın içiyorum işte bir şey olmuyor&lt;/i&gt;” dedi.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Hatta bazı sivri zekâlıları çıkıp “&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;Radyasyon belli bir miktarda alınırsa yararlı olur, hele hele erkekliğe çok falyalıdır&lt;/i&gt;”&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;diye bilimsel açıklamalarda bulundu.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;Bu kadar risk her şeyde vardır, trafik kazalarında da insanlar ölüyor, evdeki tüp gazlar da patlayabilir, radyasyonu tv izlerken de alıyorsun&lt;/i&gt;” diyenler bile oldu.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bunları duyunca bir gururlandım ki sormayın, “&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;Ben neymişim&lt;/i&gt;” dedim kendi kendime. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Benim sayabildiğim 400 nükleer santrallerde böyle kazalar oldu, en son da Fukuşima’daki olay… Eh insan hatasını haletsen bile doğa yapıyor yapacağını, deprem olunca ben de gene salıverdim işte…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Aklını başına alanlar nükleer işinden bir şekilde sıyırdılar… “&lt;i style="mso-bidi-font-style:normal"&gt;Yapılacaksa başka bahçelerde yapılsın&lt;/i&gt;” dediler…&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ama akılsız insanoğlu bir şeyin farkında değil; nereye yaparsan yap ben gelip sizi bulurum. Rüzgâr olup yüzüne eserim, yağmur olur tepene yağarım, yediğin ekmeğe, içtiğin suya karışıp damarlarında dolaşırım… &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Başka bahçelere kaçmakla benden kurtulamazsın kolay kolay…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:right" align="right"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-2773354994718108390?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/2773354994718108390/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=2773354994718108390' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/2773354994718108390'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/2773354994718108390'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2011/04/bir-atiomun-anilari.html' title='BİR ATOMUN ANILARI'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-NtZK5cFCfT0/TbvqcY7zm6I/AAAAAAAAAcY/Zyyz-MZuYqQ/s72-c/radyasyon%2Bcocuk%2Bcopy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-6735026966922474497</id><published>2011-04-22T04:43:00.000-07:00</published><updated>2011-04-22T04:49:07.999-07:00</updated><title type='text'>TİYATRODA YENİ EĞİLİMLER</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-4VrAhz7f_4g/TbFrLlybp3I/AAAAAAAAAcQ/Zmv9YcEScKw/s1600/3%2Bmaske2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 232px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-4VrAhz7f_4g/TbFrLlybp3I/AAAAAAAAAcQ/Zmv9YcEScKw/s400/3%2Bmaske2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5598373658664609650" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-6735026966922474497?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/6735026966922474497/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=6735026966922474497' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/6735026966922474497'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/6735026966922474497'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2011/04/tiyatroda-yeni-egilimler.html' title='TİYATRODA YENİ EĞİLİMLER'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-4VrAhz7f_4g/TbFrLlybp3I/AAAAAAAAAcQ/Zmv9YcEScKw/s72-c/3%2Bmaske2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-3421420067065622313</id><published>2011-04-22T04:38:00.000-07:00</published><updated>2011-04-22T04:42:59.623-07:00</updated><title type='text'>SEHVEN BAŞKAN</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-_aRhqteXfEI/TbFpk569VZI/AAAAAAAAAcI/l6Yvx7Pj0b0/s1600/leonardo.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-_aRhqteXfEI/TbFpk569VZI/AAAAAAAAAcI/l6Yvx7Pj0b0/s400/leonardo.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5598371894542554514" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-VGhilskbGvs/TbFpW9sw1bI/AAAAAAAAAcA/Rz3tDwbzJ4g/s1600/sehven%2Bali%2Bcopy.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 304px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-VGhilskbGvs/TbFpW9sw1bI/AAAAAAAAAcA/Rz3tDwbzJ4g/s400/sehven%2Bali%2Bcopy.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5598371655038588338" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" style="font-weight: bold; color: rgb(153, 0, 0);" href="http://1.bp.blogspot.com/-eU-hLqNLhkE/TbFpC7ySSPI/AAAAAAAAAb4/9QOSnD5xgsw/s1600/leonardo.jpg"&gt;SEHVEN ŞİFRE, SEHVEN İNTİHAL&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-3421420067065622313?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/3421420067065622313/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=3421420067065622313' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/3421420067065622313'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/3421420067065622313'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2011/04/sehven-baskan.html' title='SEHVEN BAŞKAN'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-_aRhqteXfEI/TbFpk569VZI/AAAAAAAAAcI/l6Yvx7Pj0b0/s72-c/leonardo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-3925851678522711325</id><published>2011-04-17T09:04:00.000-07:00</published><updated>2011-04-17T09:08:28.059-07:00</updated><title type='text'>FRANSIZ</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-tNamk7tbIdc/TasQbAWVhNI/AAAAAAAAAa8/n_NsiHZajEk/s1600/frans%25C4%25B1z2%2Bcopy.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 313px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-tNamk7tbIdc/TasQbAWVhNI/AAAAAAAAAa8/n_NsiHZajEk/s400/frans%25C4%25B1z2%2Bcopy.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596585018074170578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-3925851678522711325?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/3925851678522711325/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=3925851678522711325' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/3925851678522711325'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/3925851678522711325'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2011/04/fransiz.html' title='FRANSIZ'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-tNamk7tbIdc/TasQbAWVhNI/AAAAAAAAAa8/n_NsiHZajEk/s72-c/frans%25C4%25B1z2%2Bcopy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-1096855498739400249</id><published>2011-04-17T09:02:00.000-07:00</published><updated>2011-04-17T09:04:24.901-07:00</updated><title type='text'>HER GÜNÜMÜZ 1 NİSAN</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-GUmt81QXY4o/TasPd69R8wI/AAAAAAAAAa0/ltG3xsxyez0/s1600/1nisanafis2%2Brnk%2Bcopy.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 298px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-GUmt81QXY4o/TasPd69R8wI/AAAAAAAAAa0/ltG3xsxyez0/s400/1nisanafis2%2Brnk%2Bcopy.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596583968654881538" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransızlar’ın aklına esmiş yılbaşı olarak kutladıkları 1 Nisan’ı değiştirip 1 Ocak’a almışlar. Ama bazı Fransızlar duruma Fransız kalıp hâlâ 1 Nisan’da devam etmeye başlamışlar. Bunlara da alık anlamına gelen “Nisan Balığı” demişler. Tabii bunun oranı hakkında net bir bilgi yok. Yani yüzde kaçı alık, yüzde kaçı değil belli değil. Bir varsayıma göre yüzde 60’lık bir oran “balık” ama bir başka varsayıma göre de asıl “balık” olan diğer grup. Çünkü insan durup dururken 1 Nisan olarak kutladığı yılbaşını ne demeye değiştirmeye kalksın…&lt;br /&gt;Neticede balıklık ve alıklık arasında sıkı bir bağlantı vardır. &lt;br /&gt;Özellikle sazan balıkları en ufak bir hareket gördüler mi hemen kendilerini sandalın içine atarak gönüllü olarak av olurlar bu yüzden balıkçılar en çok sazan balıklarını severler.&lt;br /&gt;1 Nisanlarda bu tür sazanları avlamak için çeşitli şakalar yapıla gelmiştir;&lt;br /&gt;1957 yılının 1 Nisanı'nda BBC'nin Panaroma isimli programında bir haber yayınlandı. &lt;br /&gt;Haberi sunan Richard Dimbleby, bizim Ali Kırca’yla Mehmet Ali Birand  arası bir spikerdi.&lt;br /&gt;Haberde İsviçre'de o sene hava koşullarının çok iyi gittiği söyleniyor ve spagetti açısından bereketli bir yıl yaşanacağı ifadesine yer veriliyordu. Haber ağaç dallarından spagetti toplayan İsviçrelilerin görüntüsüyle verilmişti. Kanalı arayan binlerce sazan “Ağaçta nasıl spagetti yetiştirileceğini” soruyordu.&lt;br /&gt;Şakalar genellikle sazanlara karşı yapılır ama bazen bu şakalar eşekler tarafından yapılır ki buna da “eşek şakası” denir. Tahmin edeceğiniz gibi bizde bunun örnekleri çoktur. &lt;br /&gt;Beşiktaş-Kadıköy vapuruna binen bir şahsiyet “Hey millet üzerimde bomba var, şimdi pimini çekiyorum”  diye bağırmış. Zaten her an bir şey olacakmış paranoyası içinde tetikte bekleyen halk için yeterli bir durumdu. Denize atlayanlar, kalp krizi geçirenler, sağa sola koşarken birbirlerini ezenler tabii ki mümtaz şahsiyetin “Bir nisan ulan bir nisan, nasıl da yediniz sazanlar”  demesini duyamamışlar. Yargıç bu vatandaşa 15 ay ceza kesince de &lt;br /&gt;“Hiç de şakadan anlamıyorlar” diye hayıflanmış…&lt;br /&gt; Bir marangoz atölyesinde çalışan iki maganda iş bitimi üzerlerindeki talaşı temizlemek için kompresör kullanıyorlarmış; hamşolardan birinin aklına geleneksel şakamız gelmiş ve kompresörü arkadaşının makatına tutup basmış havayı, tabii diğer hamşoyu zor yetiştirmişler hastaneye… &lt;br /&gt; Şakanın böyle bir yanı var işte, ayarını iyi yapmak gerek. Şakalara hemen kandığımız zaman balık, şaka yaparken suyunu çıkardığımız zaman eşek oluyoruz. Yani hayvanlıktan kurtulamıyoruz. &lt;br /&gt;Komşumuz Yunanistan da şaka sever bir millet, onlar da kendi vatandaşlarına şakalar yaparken şakanın öznesi olarak bizi kullanıyorlar doğal olarak.&lt;br /&gt;Atina'da yayımlanan Elefteros Tipos gazetesi 1 Nisan günü, ''Türkiye'nin 20 milyar avro değerinde Yunan tahvillerini yüzde 2,5 gibi çok düşük bir faizle satın almayı kararlaştırdığını'' yazdı.&lt;br /&gt;Söz konusu faizin Almanya için uygulanandan daha az olduğunu, Yunanistan'ın uluslararası piyasalardan aldığı borç faizinin de yüzde 6 olarak şekillendiğini belirten gazete, ''Yunanistan'ın gerek AB gerekse Uluslararası Para Fonu'ndan (IMF) mali yardım istemesine gerek kalmadığını, nitekim ekonomik desteğin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından sunulduğunu'' ifade etti. Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın ''Komşunun evinde çıkan yangına gitmezsen senin evin de yanabilir'' şeklinde bir söz kullandığını belirten gazete, Türk bakanın bu açıklamalarının yerini bulduğunu ve Yunanistan'ın ''Ateş alan ekonomisine'' yardım edildiğini kaydetti.&lt;br /&gt;Yunan halkını içinde bu şakaya inananlar olmuştur elbet, ama acaba bizimkilerden bunu duyunca “Vay be biz neymişiz meğer” diyenler de az değildir.&lt;br /&gt;Eh son dönemlerde biz de sık sık bu tür şakalarla karşılaşıyoruz; şöyle bir anımsayalım…&lt;br /&gt;İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Prof.Orhan Çeker, “Dekolte giyinen kadın tecavüzü göze alır” diye şaka yaparak herkesi eğlendirdi.&lt;br /&gt;Onun kafadaşı olan iktidar partisinin bilmem nere bişeysi Süleyman Demirci Bey ise bu şakayı katladı; “Örtüsüz ev, perdesiz eve benzer, perdesiz ev de ya satılıktır ya kiralık” diyerek hepimizi gülmekten yerlere yatırdı.&lt;br /&gt;Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı “Ha pu Çürt sorununa en iyi çare, Çürt avratlarunun pizum uşaklara kuma olarak verilmesidur” şakası gerçekten çok zarifti.&lt;br /&gt;Başbakanımızın; tüp geçit inşaatı sırasında bulunan tarihi eserlere, &lt;br /&gt;“Aslında çanak çömlek çıktı diyerek bizi oyalıyorlar; halbuki biz durmadan yola devam etmek istiyoruz” ; Nükleer santral için “Bunun tüp gazdan ne farkı var”, Kars’daki İnsanlık Anıtı için “Ucube” demesi şaka tarihine geçecek örneklerdendir.&lt;br /&gt;Tabii bu “Ucube” tanımından sonra Kültür Bakanı’nın, &lt;br /&gt;“Yok efendim, öyle dememiştir, ucube derken heykeli değil başka bir şeyi kastetmiştir” demesi, karşı tarafın da, “Hayır efendim tastamam heykeli kast ettim” diye yanıtlaması çağdaş Karagöz-Hacivat diyaloglarının güzel örnekleri arasındadır. &lt;br /&gt;Hele hele, Cumhuriyet ilkelerini savunanlar, nedeni meçhul bir şekilde içeri alınıp 3 yıldır orada tutulurken işledikleri cinayetler sabit olan şeriatçıları “Siz fazla yattınız, yallah dışarı” diyerek tahliye etmeleri hiçbir yerde rastlanamayacak bir şaka örneğidir.&lt;br /&gt;TÜSİAD’ın hiç üstüne vazife değilken hazırlayıp da kimyamızı bozan Anayasa taslağı da tam bir şaka kitabı niteliğindedir.&lt;br /&gt;Her gün yeni bir şakayla karşılaşıyoruz; ben bu satırları yazarken bir şaka daha çıktı karşıma. &lt;br /&gt;Hani şu an tutuklu 68 gazeteci için “Hiç kimse gazetecicik faaliyetinden dolayı tutuklu değildir” diyorlardı ya. Bir son dakika golü geldi; tutuklu gazeteci Ahmet Şık’ın henüz basılmamış “İmamın Ordusu” kitabının kopyalarına yayınevi basılarak el konuldu. Yetmedi kopyaların gönderildiği başka kişilerin bilgisayarlarından bu bilgiler silindi, kopyayı elinde bulunduran kişilerden biri “Vallahi billahi daha okumamıştım, şöyle bir bakmıştım sadece” diye savunma yapmak zorunda kaldı, İyi ki de yapmış yoksa maazallah o bilgileri beyninden silmek için kim bilir ne yöntemler uygulanırdı. Nasıl şaka ama?&lt;br /&gt;Şimdi diyeceksiniz “Yahu bunlar şaka değil, gerçek” diye… &lt;br /&gt;Kesinlikte şakadır dostlar; bütün bu yaşadıklarımız kimliğini tam olarak anlayamadığımız ama şöyle böyle tahmin ettiğimiz birileri tarafından yapılan birer şakadır… &lt;br /&gt;Sonunda biri çıkacak “Bir Nisaaaaan, nasıl da yediniz ama” diye dalga geçecek…&lt;br /&gt;Sazanlık hep devam ediyor, anlayacağınız bize her gün 1 Nisan…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-1096855498739400249?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/1096855498739400249/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=1096855498739400249' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/1096855498739400249'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/1096855498739400249'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2011/04/her-gunumuz-1-nisan.html' title='HER GÜNÜMÜZ 1 NİSAN'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-GUmt81QXY4o/TasPd69R8wI/AAAAAAAAAa0/ltG3xsxyez0/s72-c/1nisanafis2%2Brnk%2Bcopy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-7146169417788363204</id><published>2011-03-04T05:02:00.000-08:00</published><updated>2011-03-04T05:06:04.380-08:00</updated><title type='text'>UCUBE</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-Bygtckb-L70/TXDjmHqxRhI/AAAAAAAAAas/PsvVIwT9q0Y/s1600/ucube1%2Bcopy.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 291px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Bygtckb-L70/TXDjmHqxRhI/AAAAAAAAAas/PsvVIwT9q0Y/s400/ucube1%2Bcopy.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5580210182345016850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-x2A7KDE25Bo/TXDjlkgQKgI/AAAAAAAAAak/mTUsGTbrLek/s1600/ucube2%2Bcopy.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 289px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-x2A7KDE25Bo/TXDjlkgQKgI/AAAAAAAAAak/mTUsGTbrLek/s400/ucube2%2Bcopy.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5580210172905662978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-7146169417788363204?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/7146169417788363204/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=7146169417788363204' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/7146169417788363204'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/7146169417788363204'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2011/03/ucube.html' title='UCUBE'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-Bygtckb-L70/TXDjmHqxRhI/AAAAAAAAAas/PsvVIwT9q0Y/s72-c/ucube1%2Bcopy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-5582817575984715952</id><published>2010-12-17T16:13:00.001-08:00</published><updated>2010-12-17T16:13:44.657-08:00</updated><title type='text'>Yumurtalı Çizgiler</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gfSBVHKDlP4/TQvwjFr0cCI/AAAAAAAABnE/AwJv8-jZli4/s1600/yumurtacop2+copy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5551795451276324898" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 305px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gfSBVHKDlP4/TQvwjFr0cCI/AAAAAAAABnE/AwJv8-jZli4/s400/yumurtacop2%2Bcopy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gfSBVHKDlP4/TQvwKqHS7gI/AAAAAAAABm0/zQnBKtBXFwI/s1600/yumurtlamak+yasak+copy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5551795031558516226" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 293px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gfSBVHKDlP4/TQvwKqHS7gI/AAAAAAAABm0/zQnBKtBXFwI/s400/yumurtlamak%2Byasak%2Bcopy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gfSBVHKDlP4/TQvwKEDoDKI/AAAAAAAABms/i0mSG4vBgrM/s1600/yumurta+semsiye+copy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5551795021342575778" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 270px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gfSBVHKDlP4/TQvwKEDoDKI/AAAAAAAABms/i0mSG4vBgrM/s400/yumurta%2Bsemsiye%2Bcopy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;Serbest Piyasa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gfSBVHKDlP4/TQvwJ_HPB3I/AAAAAAAABmk/38nhu_6m5pg/s1600/tayumurta+copy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5551795020015535986" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 284px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gfSBVHKDlP4/TQvwJ_HPB3I/AAAAAAAABmk/38nhu_6m5pg/s400/tayumurta%2Bcopy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-5582817575984715952?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/5582817575984715952/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=5582817575984715952' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/5582817575984715952'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/5582817575984715952'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2010/12/yumurtal-cizgiler.html' title='Yumurtalı Çizgiler'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gfSBVHKDlP4/TQvwjFr0cCI/AAAAAAAABnE/AwJv8-jZli4/s72-c/yumurtacop2%2Bcopy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-3278589486248150850</id><published>2010-07-02T07:14:00.000-07:00</published><updated>2010-07-02T07:19:29.310-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fail'/><title type='text'>2010 Sivas Kültür Başkenti !!!</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/TC30jn3VGwI/AAAAAAAAAaI/vAyLN6Xd7_k/s1600/sivas+2010+copy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489312413668154114" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/TC30jn3VGwI/AAAAAAAAAaI/vAyLN6Xd7_k/s400/sivas+2010+copy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#330000;"&gt;Katliamın 17.Yılında failler hâlâ firarda&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#330000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#330000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;FAİL CAFER : Yangın vaaaaar, bez getirin...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-3278589486248150850?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/3278589486248150850/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=3278589486248150850' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/3278589486248150850'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/3278589486248150850'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2010/07/2010-sivas-kultur-baskenti.html' title='2010 Sivas Kültür Başkenti !!!'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/TC30jn3VGwI/AAAAAAAAAaI/vAyLN6Xd7_k/s72-c/sivas+2010+copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-8625446457088019427</id><published>2010-06-27T12:13:00.000-07:00</published><updated>2010-06-27T12:18:52.955-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/TCejGDXWXHI/AAAAAAAAAZ4/PIuS9NLUiWI/s1600/ilhan+akrostiÅŸ+copy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5487533995352022130" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 206px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/TCejGDXWXHI/AAAAAAAAAZ4/PIuS9NLUiWI/s400/ilhan+akrosti%C5%9F+copy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt; 12 Mart işkencehanelerinde akrostişli ifadesinde işkence gördüğünü anlatıp savcıları madara eden İlhan Selçuk'a saygıyla...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5487534849861467986" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 115px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/TCej3yqRv1I/AAAAAAAAAaA/KuTZzJ6wy-s/s400/mustafabilgin-atay+ilhan.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;Karikatür :Mustafa Bilgin (Cumhuriyet)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-8625446457088019427?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/8625446457088019427/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=8625446457088019427' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/8625446457088019427'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/8625446457088019427'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2010/06/12-mart-iskencehanelerinde-akrostisli.html' title=''/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/TCejGDXWXHI/AAAAAAAAAZ4/PIuS9NLUiWI/s72-c/ilhan+akrosti%C5%9F+copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-8223055305678848703</id><published>2010-06-03T14:42:00.001-07:00</published><updated>2010-06-03T14:45:03.160-07:00</updated><title type='text'>GÜZEL ÖLÜM</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/TAgiCq6A3rI/AAAAAAAAAZA/MX8T4jrIMbs/s1600/madenci+copy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5478666375968906930" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 278px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/TAgiCq6A3rI/AAAAAAAAAZA/MX8T4jrIMbs/s400/madenci+copy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt; Kömür tozu ciğerinin paresi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Göçük başında taç&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Madencim güzel ölüme muhtaç&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;strong&gt;Atay SÖZER&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-8223055305678848703?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/8223055305678848703/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=8223055305678848703' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/8223055305678848703'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/8223055305678848703'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2010/06/guzel-olum.html' title='GÜZEL ÖLÜM'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/TAgiCq6A3rI/AAAAAAAAAZA/MX8T4jrIMbs/s72-c/madenci+copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-8372716946378013718</id><published>2010-05-09T01:40:00.000-07:00</published><updated>2010-05-09T01:53:10.751-07:00</updated><title type='text'>BİR DİKİLİ AĞACIM VAR</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5469189071365661250" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S-Z2e8Ay4kI/AAAAAAAAAYY/VySXfhEMfJE/s400/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC032.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;5-6 Mayıs tarihinde Nasrettin Hoca Festivali 10.Danışma kurulu toplantısı için Akşehir'deydim. Canol Kocagöz, Mustafa Yıldız, Lütfü Çakın, Özhan Mercan, Erek Erdoğan, Ergin Gülen, Nurdoğan Gülen, Yaşar Miraç gibi dostlarla toplantılara katıldık.Bu arada Danışma Kurulu Hatıra Ormanı için ağaç diktik. Yani anlayacağınız artık benim de bir dikili ağacım var.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5469189365356159682" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S-Z2wDNl4sI/AAAAAAAAAYg/0dqYppj6Vow/s400/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC0113.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5469189579523987618" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S-Z28hDLmKI/AAAAAAAAAYo/6AD-2Jcn-q8/s400/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC0123.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5469189881156770770" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S-Z3OEuCm9I/AAAAAAAAAY4/eWcsi-Yu-dk/s400/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC0126.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5469189717217448018" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S-Z3Eh_3EFI/AAAAAAAAAYw/iSz08g3RRII/s400/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC0127.jpg" border="0" /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-8372716946378013718?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/8372716946378013718/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=8372716946378013718' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/8372716946378013718'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/8372716946378013718'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2010/05/bir-dikili-agacim-var.html' title='BİR DİKİLİ AĞACIM VAR'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S-Z2e8Ay4kI/AAAAAAAAAYY/VySXfhEMfJE/s72-c/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC032.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-7311133554810924738</id><published>2010-05-05T04:31:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T04:34:37.390-07:00</updated><title type='text'>SU ? !</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S-FXtwsELLI/AAAAAAAAAYQ/Wn_kFaoDrHw/s1600/susuz+2+copy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5467747866279947442" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 276px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S-FXtwsELLI/AAAAAAAAAYQ/Wn_kFaoDrHw/s400/susuz+2+copy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S-FXWyVmpLI/AAAAAAAAAYI/EaNc--i4_oM/s1600/musluk+ve+sular2+copy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5467747471585617074" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 282px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S-FXWyVmpLI/AAAAAAAAAYI/EaNc--i4_oM/s400/musluk+ve+sular2+copy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-7311133554810924738?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/7311133554810924738/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=7311133554810924738' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/7311133554810924738'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/7311133554810924738'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2010/05/su.html' title='SU ? !'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S-FXtwsELLI/AAAAAAAAAYQ/Wn_kFaoDrHw/s72-c/susuz+2+copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-7540143282433926712</id><published>2010-05-05T04:25:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T04:31:24.576-07:00</updated><title type='text'>Hamburgerg</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S-FW0hkNQBI/AAAAAAAAAYA/_IaSLPkmH9Q/s1600/kotfe+hamburger+copy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5467746882967912466" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 292px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S-FW0hkNQBI/AAAAAAAAAYA/_IaSLPkmH9Q/s400/kotfe+hamburger+copy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-7540143282433926712?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/7540143282433926712/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=7540143282433926712' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/7540143282433926712'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/7540143282433926712'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2010/05/hamburgerg.html' title='Hamburgerg'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S-FW0hkNQBI/AAAAAAAAAYA/_IaSLPkmH9Q/s72-c/kotfe+hamburger+copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-397066398256494711</id><published>2010-05-05T04:21:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T04:25:19.380-07:00</updated><title type='text'>Kriton Dinçmen</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S-FVbqfK7xI/AAAAAAAAAX4/eCkc4EovS0o/s1600/kritonportre2+copy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5467745356354350866" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 293px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S-FVbqfK7xI/AAAAAAAAAX4/eCkc4EovS0o/s400/kritonportre2+copy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-397066398256494711?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/397066398256494711/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=397066398256494711' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/397066398256494711'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/397066398256494711'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2010/05/kriton-dincmen.html' title='Kriton Dinçmen'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S-FVbqfK7xI/AAAAAAAAAX4/eCkc4EovS0o/s72-c/kritonportre2+copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-8006955325780134670</id><published>2010-02-26T00:45:00.000-08:00</published><updated>2010-02-27T05:26:09.891-08:00</updated><title type='text'>İLK ATATÜRK VE SON ATATÜRK</title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S4eK-12godI/AAAAAAAAATY/mX1YC0s5t-k/s1600-h/ilkson+ataturk+copy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5442471486912766418" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 168px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S4eK-12godI/AAAAAAAAATY/mX1YC0s5t-k/s400/ilkson+ataturk+copy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;SİNEMADA ATATÜRKLER&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Atatürk filmi yapılması nicedir bir olaydı bizde…&lt;br /&gt;Nasıl yapılacak, senaryosunu kim yazacak?&lt;br /&gt;Yönetmen kim olacak?&lt;br /&gt;Biz becerebilir miyiz, yoksa yabancılara mı çektirsek? (Burada yabancıdan kasıt Amerikalılar elbet)&lt;br /&gt;En önemlisi Atatürk’ü kim oynayacak…&lt;br /&gt;Öyle sıradan biri olmamalı, hem ünlü olmalı, hem de Atatürk’e benzemeli…&lt;br /&gt;Atatürk’ü koruma kanununun da getirdiği gerilimle kimse pek cesaret edemedi.&lt;br /&gt;Önerilen her isme bir kulp bulundu...&lt;br /&gt;Zaten tepeden birileri de hemen itiraz etmek için alesta bekliyordu tepelerine inmek için.&lt;br /&gt;Sanki Atatürk rolü oynamak için özel izinler gerekiyormuş gibi bir hava vardı…&lt;br /&gt;Metin Erksan’la derslerinden birinde bu durumu konuşmuştuk;&lt;br /&gt;“Belki böylesi daha iyi, yoksa işin suyunu çıkartırlar her önüne gelen Atatürk oynar… Düşünsenize Cüneyt Arkın’ın o mavi gözleriyle –Ben Atatürk’üm- diye dolaştığını” demişti.&lt;br /&gt;Sonra zaman içinde Atatürk çeşitli filmlerde bazen tamamında bazen de belli sahnelerde oyuncularımız tarafından canlandırıldı.&lt;br /&gt;Benim anımsadıklarım;&lt;br /&gt;Mahir Günşiray&lt;br /&gt;Cüneyt Çalışkur&lt;br /&gt;Arda Kural&lt;br /&gt;Alican Yücesoy&lt;br /&gt;Rutkay Aziz&lt;br /&gt;Sinan Tuzcu&lt;br /&gt;Halit Ergenç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son iki Atatürk Veda’daki Sinan Tuzcu ve Dersimiz Atatürk’deki Halit Ergenç…&lt;br /&gt;Oysa bir Atatürk daha var !&lt;br /&gt;Perdede ilk görünen Atatürk…&lt;br /&gt;“&lt;em&gt;You Can't Win 'Em All&lt;/em&gt;”&lt;br /&gt;Bizde “&lt;em&gt;Paralı Askerler&lt;/em&gt;” diye biliniyor…&lt;br /&gt;Yönetmen Peter Collinson…&lt;br /&gt;Tony Curtis – Charles Bronson başrolde…&lt;br /&gt;Önemli bölümü Türkiye’de çekiliyor…&lt;br /&gt;Bizden de oyuncular var; Fikret Hakan, Salih Güney, Erol Keskin, Suna Keskin, Yüksel Gözen gibi.&lt;br /&gt;Sıradan bir macera filmi havasında…&lt;br /&gt;Türk basını çok ilgi gösteriyor doğal olarak… Mete Akyol günlerce süren bir yazı dizisi hazırlıyor, günü gününe haber veriyor setten.&lt;br /&gt;Sonunda gazetecilerimizden birinin “muhbir vatandaşlık” damarı tutuyor ve filmin “&lt;em&gt;Türkiye aleyhtarı&lt;/em&gt;” olduğu dedikodusunu yayıyor.&lt;br /&gt;Zaten her an “&lt;em&gt;Acaba kazıklanıyor muyuz?&lt;/em&gt;” paranoyası içinde olanlar için yeterliydi bu açılmama.&lt;br /&gt;Film hemen yasaklandı, lanetlendi, hiç gösterilmedi; işin komiği hâlâ da yasak, kimsenin aklına bulup oynatmak gelmiyor.&lt;br /&gt;Oysa Atatürk’ün belki de en devrimci haliyle göründüğü, izleyeni gururlandıracak bir filmdi.&lt;br /&gt;Atatürk burada Gençliğe Hitabe’deki Bursa Nutku’ndaki Atatürk’dü.&lt;br /&gt;Finalde, ortalığı karıştıran Amerikalı iki üçkâğıtçı yakalanıp Atatürk’ün karşısına çıkartılır.&lt;br /&gt;Şöyle der; Mustafa Kemal…&lt;br /&gt;“&lt;em&gt;Ben burada bir bağımsızlık savaşı veriyorum, sizler ise benim ülkeme gelmiş işler çeviriyorsunuz… Sizlerin burada ne işi var… Terk edin ülkemi, bir daha da gelmeyin&lt;/em&gt;.”&lt;br /&gt;Amerikalılara postasını koyan Atatürk’ü canlandıran oyuncu Patrick Magee…&lt;br /&gt;Bu filmi yasaklayan muhteremlerin isimlerini ise tüm aramalarıma rağmen bulamadım. &lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;Atay SÖZER&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5442596325172781474" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 272px; CURSOR: hand; HEIGHT: 390px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S4f8hYnFIaI/AAAAAAAAATw/_G8ze22acXc/s400/you+cant+win+4.jpg" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5442474011383632882" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 346px; CURSOR: hand; HEIGHT: 234px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S4eNRyPRE_I/AAAAAAAAATo/wawgsMEr89c/s400/fikret+hakan+paral%C4%B1+asker.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;em&gt;Fikret Hakan "Paralı Askerler"&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/em&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5442473906148188034" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 345px; CURSOR: hand; HEIGHT: 234px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S4eNLqNLn4I/AAAAAAAAATg/BPl3FF1VscQ/s400/erol+keskin+tony.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;em&gt;Erol Keskin-Tony Curtis "Paralı Askerler"&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S4eKxFG9mXI/AAAAAAAAATQ/7ibA_fK_O0E/s1600-h/ataturkler+sinemada+copy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5442471250490136946" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 286px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S4eKxFG9mXI/AAAAAAAAATQ/7ibA_fK_O0E/s400/ataturkler+sinemada+copy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;em&gt;Sinemadaki Atatürkler; Patrick Magee, Mahir Günşiray, Rutkay Aziz, Alican Yücesoy, Halit Ergenç, Sinan Tuzcu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-8006955325780134670?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/8006955325780134670/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=8006955325780134670' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/8006955325780134670'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/8006955325780134670'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2010/02/ilk-ataturk-ve-son-ataturk.html' title='İLK ATATÜRK VE SON ATATÜRK'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S4eK-12godI/AAAAAAAAATY/mX1YC0s5t-k/s72-c/ilkson+ataturk+copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-1126605296161912960</id><published>2010-01-08T09:17:00.000-08:00</published><updated>2010-01-08T09:19:11.502-08:00</updated><title type='text'>İYİMSER</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S0do-mK6yqI/AAAAAAAAATI/hKgNdZy2qt0/s1600-h/iyi+seyler+oluyor+copy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5424419700798573218" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 294px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S0do-mK6yqI/AAAAAAAAATI/hKgNdZy2qt0/s400/iyi+seyler+oluyor+copy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-1126605296161912960?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/1126605296161912960/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=1126605296161912960' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/1126605296161912960'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/1126605296161912960'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2010/01/iyimser.html' title='İYİMSER'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S0do-mK6yqI/AAAAAAAAATI/hKgNdZy2qt0/s72-c/iyi+seyler+oluyor+copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-4491712225988976888</id><published>2010-01-08T00:55:00.000-08:00</published><updated>2010-01-08T09:21:09.261-08:00</updated><title type='text'>Yemek isimlerine sansür</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S0b0JBNbd8I/AAAAAAAAAS4/9bn6obG8mJ4/s1600-h/tatlÄ±+kupÃ¼r+copy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5424291236995102658" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 120px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S0b0JBNbd8I/AAAAAAAAAS4/9bn6obG8mJ4/s400/tatl%C4%B1+kup%C3%BCr+copy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S0bz1s2qqCI/AAAAAAAAASw/Bw2dKR7X3jU/s1600-h/tatlÄ±larabaskÄ±n.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5424290905113405474" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 282px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S0bz1s2qqCI/AAAAAAAAASw/Bw2dKR7X3jU/s400/tatl%C4%B1larabask%C4%B1n.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Yemek isimlerine de sansür gelmeye başladı nihayet...&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;&lt;strong&gt;"&lt;em&gt;Du bakali no'lucak&lt;/em&gt;?" demeye devaaaaaaaam&lt;/strong&gt; ! &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-4491712225988976888?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/4491712225988976888/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=4491712225988976888' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/4491712225988976888'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/4491712225988976888'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2010/01/yemek-isimlerine-sansur.html' title='Yemek isimlerine sansür'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S0b0JBNbd8I/AAAAAAAAAS4/9bn6obG8mJ4/s72-c/tatl%C4%B1+kup%C3%BCr+copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-5860355522159576032</id><published>2010-01-02T15:07:00.000-08:00</published><updated>2010-01-03T02:32:50.683-08:00</updated><title type='text'>İSTANBUL 2010 AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S0ByJal3LLI/AAAAAAAAASA/LQg0KJszXso/s1600-h/2010+kultur+copy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5422459457436593330" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 312px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S0ByJal3LLI/AAAAAAAAASA/LQg0KJszXso/s400/2010+kultur+copy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;2010 sonunda geldi; müjde Avrupa'nın kültür başkenti oluyoruz !Komisyonlar kuruldu,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Projeler sunuldu,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Komisyon üyeleri istifa etti,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yenileri geldi;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;onlar da etti,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;daha daha yenileri geldi;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;projelerden bazıları iptal edildi,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yeni projeler verildi,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sonunda kim, kimi, kiminle, nerede ne yaptığı meçhul bir hale geldi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ortada proje henüz yok ama proje sahipleri var...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir takım paralar var,birileri o paraları başka birilerine veriyor...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O birileri belli olmayan projeleri hazırlayacak...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şaşacak bir şey yok, ülkenin genel gidişatıyla gayet uyumlu bir durum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kutlu olsun...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Atay SÖZER&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-5860355522159576032?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/5860355522159576032/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=5860355522159576032' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/5860355522159576032'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/5860355522159576032'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2010/01/2010-sonunda-geldi-mujde-avrupann.html' title='İSTANBUL 2010 AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/S0ByJal3LLI/AAAAAAAAASA/LQg0KJszXso/s72-c/2010+kultur+copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-4232830136279941424</id><published>2010-01-02T15:05:00.000-08:00</published><updated>2010-01-02T15:07:23.895-08:00</updated><title type='text'>YEMEKTEYİZ</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Sz_RnGORevI/AAAAAAAAARw/dgjmxPIgZsA/s1600-h/yemekteyizyeniyÄ±lda.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5422282945992948466" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 290px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Sz_RnGORevI/AAAAAAAAARw/dgjmxPIgZsA/s400/yemekteyizyeniy%C4%B1lda.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-4232830136279941424?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/4232830136279941424/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=4232830136279941424' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/4232830136279941424'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/4232830136279941424'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2010/01/yemekteyiz.html' title='YEMEKTEYİZ'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Sz_RnGORevI/AAAAAAAAARw/dgjmxPIgZsA/s72-c/yemekteyizyeniy%C4%B1lda.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-2478105655740859071</id><published>2009-12-20T08:36:00.000-08:00</published><updated>2009-12-20T08:38:35.631-08:00</updated><title type='text'>Yaprak dökümleri</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Sy5SrBD_SSI/AAAAAAAAARo/XQwZdtV3mGo/s1600-h/okten-talgun+copy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5417358300746303778" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 154px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Sy5SrBD_SSI/AAAAAAAAARo/XQwZdtV3mGo/s400/okten-talgun+copy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;Bu nasıl bir yaprak dökümü böyle,&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;ikişer ikişer !&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-2478105655740859071?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/2478105655740859071/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=2478105655740859071' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/2478105655740859071'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/2478105655740859071'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2009/12/yaprak-dokumleri.html' title='Yaprak dökümleri'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Sy5SrBD_SSI/AAAAAAAAARo/XQwZdtV3mGo/s72-c/okten-talgun+copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-8829016704909521852</id><published>2009-11-27T06:47:00.000-08:00</published><updated>2009-11-27T13:01:53.842-08:00</updated><title type='text'>RABBİM "ANKARA" DEDİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Sw_mtxkqqFI/AAAAAAAAARg/8Xh3zylF7Do/s1600/ankara-kÄ±brÄ±s+copy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5408795351570884690" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 118px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Sw_mtxkqqFI/AAAAAAAAARg/8Xh3zylF7Do/s400/ankara-k%C4%B1br%C4%B1s+copy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Gündem gene mizahı solladı, mizahçılar gene yaya kaldı…&lt;br /&gt;Eski maliye bakanımız Kemal Unakıtan beyefendinin muhterem zevceleri Ahsen Hanımefendi bayram tatilini Kıbrıs’da geçirmeye niyet etmiş. En doğal hakkıdır, belki de rabbi “Lefkoşa” demiştir.&lt;br /&gt;Ahsen Hanım İstanbul Yeşilköy havaalanına gitmiş, hemen VİP bölümüne buyur etmişler. Temel adlı genel müdürün idaresindeki havaalını yetkilileri bu konuda çok hassastırlar. Bu kez apronda deve kesmeye kalkmasalar da hanımefendiye izzet ikramdan kaçınmamışlar.&lt;br /&gt;Lakin o sırada pistte iki uçak varmış.&lt;br /&gt;Biri Lefkoşa’ya gidecek olan Ankara isimli uçak,&lt;br /&gt;diğeri de Ankara’ya gidecek olan başka bir uçak…&lt;br /&gt;Temel adlı genel müdürün idaresindeki kişiler için yeteri kadar kafa karıştıracak bir durumdur bu; nitekim de karışmış…&lt;br /&gt;Ahsen yengemiz Lefkoşa’ya gidecek Ankara uçağına bindirilecek yerde Ankara’ya gidecek olan başka uçağa bindirilmiş…&lt;br /&gt;Yengemiz Kıbrıs niyetine inmiş Esenboğa’da, tabii orada da bir izzet bir ikram…&lt;br /&gt;Karşılayan hostes kızın yanağını okşamış;&lt;br /&gt;“Ah canııım, sen ne zaman buraya tayin oldun, daha geçen gün Ankara’daydın” diye…&lt;br /&gt;Kızcağız afallamış;&lt;br /&gt;“Eyvah hanımefendiye bir haller oldu” diye düşünmüş…&lt;br /&gt;Ahsen Hanım neden sonra acı gerçeğin farkına varmış ve haklı olarak köpürmüş;&lt;br /&gt;“Tiz bana çabuk bulun o Temel müdürü” demiş…&lt;br /&gt;İstanbul’daki Temel adlı genel müdür ilk uçağa atlayıp huzura çıkmış;&lt;br /&gt;“Af buyurun bir hatadır oldu, ama beterin beteri vardır; sizi yanlışlıkla İbiza adasına da yollayabilirdik” diye el etek öpmüş…&lt;br /&gt;Ahsen yenge fırsat bu fırsat diye isteğini söylemiş…&lt;br /&gt;“Bi şartla affederim, Kemal’le bana ömür boyu bedava bilet vereceksiniz…”&lt;br /&gt;Eh gene de insaflı davranmış; belki de aklına gelmemiştir o anda.&lt;br /&gt;Yoksa öte tarafta kullanmak üzere neler neler isteyebilirdi…&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Atay SÖZER&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-8829016704909521852?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/8829016704909521852/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=8829016704909521852' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/8829016704909521852'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/8829016704909521852'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2009/11/rabbim-ankara-dedi.html' title='RABBİM &quot;ANKARA&quot; DEDİ'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Sw_mtxkqqFI/AAAAAAAAARg/8Xh3zylF7Do/s72-c/ankara-k%C4%B1br%C4%B1s+copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-4964803277641545904</id><published>2009-11-05T12:16:00.001-08:00</published><updated>2009-11-05T12:22:31.275-08:00</updated><title type='text'>FRANKEŞTAYN'İN DÖNÜŞÜ</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SvMzsKOuftI/AAAAAAAAARY/2MVfntxE-mc/s1600-h/frankestayn.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400717211900739282" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 298px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SvMzsKOuftI/AAAAAAAAARY/2MVfntxE-mc/s400/frankestayn.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;(Büyük resim için tıklayın)&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Frankeştayn ürünler denilen GDO’lar yani “Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar” daha açık ifadeyle genetiğiyle oynayıp; köpekbalığı geni aşılanan domatesler, eşek geni aşılanan patatesler, genlerine tarım ilacı konan mısırlar daha da açık ifadeyle aslında bildiğimiz gıdalara benzeyen ama onlarla alakası olmayan hilkat garibesi ürünler artık sofralarımıza geliyor…&lt;br /&gt;Pardon, aslında çoktan gelmiş de geçmiş bile. Bunları yıllardan beri bize kakalamışlar, meğer yıllardan beri yediğimiz haltların farkında değilmişiz.&lt;br /&gt;Şimdiki yenilik bunun bir yönetmeliğinin hazırlanmış olması… Biz yeni aydık, yeni uyandık, günaydın demek gerek. Sevindirici bir durum, bize horoz geni aşılanmadığı kesin yoksa çabuk uyanırdık.&lt;br /&gt;Normalde önce yasalar çıkması gerekir, ama devenin boynu gibi neremiz doğru ki…&lt;br /&gt;Belli ki yasaya da deve geni enjekte edilmiş…&lt;br /&gt;Bundan sonra yasal olarak genetiğimizi hacamat edeceğiz…&lt;br /&gt;Acaba bunu bizlere reva görenlerin genetiği ne yönde değiştirilmiş çok merak ediyorum.&lt;br /&gt;Örneğin bu yasayı hazırlayan kişiye ne geni enjekte edilmiş acaba?&lt;br /&gt;Artık ürün ambalajında içinde ne herzeler olduğu yazmayacak…&lt;br /&gt;GDO’suz bir üründe de “Burada GDO yoktur” yazamayacak…&lt;br /&gt;Müdür Bey’e soruyorlar…&lt;br /&gt;“Neden?”&lt;br /&gt;Müdür Bey mantıklı bir yanıt veriyor;&lt;br /&gt;“E her olmayan şeyi yazamayız ki, sığmaz.”&lt;br /&gt;Doğru, örneğin bir bisküvinin içinde otomobil yok, televizyon yok, balata yok, lastik yok, tramvay yok, kayak sopası yok, soba borusu yok… Hangi birini yazacaksın…&lt;br /&gt;İyi de et ürünlerinin üstüne “Domuz eti ihtiva etmez” diye yazıyorsun…&lt;br /&gt;O başka…&lt;br /&gt;Sahi o müdür beyde ne geni var acaba?&lt;br /&gt;Bu olanlardan sonra, şöyle ya da böyle, her koşulda insanın genetiğini fena halde bozacaklar!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#660000;"&gt;Atay SÖZER&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-4964803277641545904?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/4964803277641545904/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=4964803277641545904' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/4964803277641545904'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/4964803277641545904'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2009/11/frankestaynin-donusu.html' title='FRANKEŞTAYN&apos;İN DÖNÜŞÜ'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SvMzsKOuftI/AAAAAAAAARY/2MVfntxE-mc/s72-c/frankestayn.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-2091886999125455775</id><published>2009-11-04T02:14:00.000-08:00</published><updated>2009-11-04T08:15:29.566-08:00</updated><title type='text'>EŞŞEK GRİBİ KAPIMIZDA</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SvFUPJdFLKI/AAAAAAAAARQ/_Dx3SRwGxFg/s1600-h/donkey-big.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400190047406599330" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SvFUPJdFLKI/AAAAAAAAARQ/_Dx3SRwGxFg/s400/donkey-big.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Deli dana, Kuş gribi, Domuz gribi gibi hayvan kaynaklı hastalıklara biri yenisi daha ekleniyor.&lt;br /&gt;Deli dana olayını atlattık;&lt;br /&gt;Kuş gribi unutuldu gitti…&lt;br /&gt;Domuz gribi; Sayın Başbakanımızın “Herkes aşı olmak zorunda değil, ben de olmayacağım” açıklamasından sonra etkisini kaybetmeye başladı, yakında bir kararnameyle domuz gribinin yurda girişi yasaklanır, olur biter…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama öyle bir grip var ki bu hepsinden daha korkunç…&lt;br /&gt;Bu grip :&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;EŞŞEK GRİBİ&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok korkunç, her zaman öldürmese bile kesinlikle süründürüyor…&lt;br /&gt;Son derece sinsi bir virüs, nasıl girdiği, nasıl ilerlediği belli değil; insan bazen ömrünün sonuna kadar bunun ayrımında olamayabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#660000;"&gt;EŞŞEK GRİBİNİN BELİRTİLERİ&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;&lt;strong&gt;1-HAFIZA KAYBI:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; 5 dakika öncesini hatırlamama. İlerlemiş vakalarda bu süre 30 saniyeye kadar inebilir.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;&lt;strong&gt;2-TEPKİSİZLİK&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; : Olanlar karşısında hiç tepki vermeme. Örneğin biri gelip ağzını burnunu dağıtıp, malını mülkün elinden alsa, hiçbir şey yapmadan öyle boş boş bakar.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;&lt;strong&gt;3-SAZANLIK :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; En olmadık, en mantıksız şeylere hemen inanma durumu.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;4-HIYAR SEVERLİK :&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; Hıyara karşı özel bir ilgi duyma. Biri “Burnum hıyar” dese bir avuç tuz alıp ona doğru koşar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;5-HAREKETLERİ İSTEMSİZ TEKRAR ETME :&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; Beyin bazı hareketleri otomatiğe bağlar, yapılan bir hareket daha sonra istenmeze bile rutin olarak yinelenir. Örneğin alkışlamak, aynı kişiye oy atmak vs.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;&lt;strong&gt;6-İDRAK ZORLUĞU :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Bu durumlarda kafanın dış cidarında kalınlaşma görülür; söylenen sözü anlamak imkansız hale gelir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;7-MAKAT GEVŞEKLİĞİ :&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; Kafadaki kalınlaşmanın tam tersi burada olur, söylenen sözler buradan girer, ama beyinden uzak olduğu için bir etkisi olmaz…&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;&lt;strong&gt;8-ALGI BOZUKLUĞU :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Nesneleri, kişileri, olayları olduğundan farklı algılama durumu. Örneğin bir meşe odunu adam, adam da meşe odunu olarak algılanabilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;9-SANALİZASYON SENDROMU:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; Bu durum sanal dünya ile gerçeği karıştırma durumudur. Bu vakalarda hasta televizyonun karşısından kalkamaz, hayatını orada devam ettirir. Ona göre hayat ekrandan gördükleridir ve oradaki her şeyi gerçek zanneder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bu belirtilerden birine sahipseniz hemen en yakın sağlık kuruluşuna başvurmanıza gerek yoktur. Çünkü sahipseniz bunun farkında olamazsınız zaten. Eğer bir yakınınızda bu belirtiler varsa gene bir şey yapmayın, çünkü onun için iş işten geçmiş demektir, iflah olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar bu gribe karşı aşı geliştirmeye çalışsalar da pek başarılı olamamaktadırlar;&lt;br /&gt;tam aşıyı buldukları anda virüs mutasyona uğrayıp onu etkisiz kılmaktadır.&lt;br /&gt;Son derece bulaşıcı olan bu virüse yakalananların sayısı her geçen gün artmaktadır. İnsanın hasta olduğunun farkında olmamasından dolayı bu konuda kesin bir sayı verilememektedir.&lt;br /&gt;Eşşek gribi öyle bir hastalık ki; yoğun çabalar sonucu grip kısmı tedavi edilse bile kalıcı hasar bırakmakta ve &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;EŞŞEKLİK BAKİ KALMAKTADIR.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#330000;"&gt;&lt;strong&gt;ATAY SÖZER&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-2091886999125455775?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/2091886999125455775/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=2091886999125455775' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/2091886999125455775'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/2091886999125455775'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2009/11/essek-gribi-kapimizda.html' title='EŞŞEK GRİBİ KAPIMIZDA'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SvFUPJdFLKI/AAAAAAAAARQ/_Dx3SRwGxFg/s72-c/donkey-big.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-3146826595204668344</id><published>2009-10-29T15:02:00.000-07:00</published><updated>2009-10-30T02:36:43.042-07:00</updated><title type='text'>ADALET ÜCRETE TABİDİR</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SuoRr5ITl6I/AAAAAAAAAQ4/2AwEY-ZyO5A/s1600-h/adalethanÄ±m-rnk+copy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398146549124667298" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 254px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SuoRr5ITl6I/AAAAAAAAAQ4/2AwEY-ZyO5A/s400/adalethan%C4%B1m-rnk+copy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonunda Adalet Hanım’ın gözü açıldı; “bunca yıldır ne diye karanlıklar içinde kendime işkence ettim” diye hayıflanmıştır kuşkusuz…&lt;br /&gt;Adaletin gözü bağlı, bir eli terazili bir eli kılıçlı tanrıçası Themis’in heykeli çağcıl sanatçılarımız tarafından yeniden şekillenmiş ve Adalet Hanım günümüzün modern kadınının görüntüsüne kavuşmuştur.&lt;br /&gt;Bir kere gözündeki o bağ atılmıştır; ne demektir kadının gözünün bağlı olması?&lt;br /&gt;Bir dağa kaldırma olayı mı vardır, yoksa fanteziler içeren sado-mazoşist ilişkiler mi söz konusudur! E bari ağzına da deri toptan bir ağız tıkacı koysaydınız da tam olsaydı. Aksesuar olarak bileklerine de fantezi kelepçesi, boynuna da fantezi tasması.&lt;br /&gt;Sizler Adaleti ne durama getirdiğinizin farkında mısınız?&lt;br /&gt;Neyse ki yalnışdan asırlar sonra dönüldü Adalet Hanım gözünü açtı…&lt;br /&gt;Saçlarına mizanpli yapıldı üzerindeki çaput yerine de Versace’den şık bir tasarım giydirildi.&lt;br /&gt;Elindeki terazi ve zarif kılıç bu güzelliği tamamladı ve medyadaki tüm moda yorumcularından on üstünden on almayı başardı.&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398146092917185010" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 267px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SuoRRVn92fI/AAAAAAAAAQw/zmIFt0DgZ70/s400/adalethan.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum adalet üzerinde yapılacak yeniliklerin muştucusu gibi geldi bize. Adalet Hanım’ın sadece dış görünüş olarak değil, özde de değişeceği iyice belli oldu.&lt;br /&gt;Artık eldeki terazi öyle sembolik olarak değil işlevsel olarak kullanılacak.&lt;br /&gt;Nasıl manavdan elma alırken terazi kullanılıyorsa burada da öyle olacak.&lt;br /&gt;Tabii ki bazı üçkâğıtçı manavlar gibi hileli terazi olmayacak bu, ne de olsa Adalet Hanım’ın terazisi. Hassas tartacak illa ki… Ne de olsa para veriyor vatandaş, hakkını tam olarak almalı…&lt;br /&gt;Atalarımız ne güzel demiş “Terazi var tartı var, her şeyin bir vakti var” diye; işte vakit gelmiştir, o vakit, bu vakittir.&lt;br /&gt;Gerçi atalarımız bir de “Tezekten terazinin boktan olur dirhemi” demiştir, ama şimdilik bu konuya girmeyelim ne olur ne olmaz…&lt;br /&gt;Artık her alanda özgürlük var; paran varsa bastırırsın istediğin hizmeti alırsın…&lt;br /&gt;Eğitim paralı; bastır parayı oku….&lt;br /&gt;Sağlık paralı; bastır parayı iyileş…&lt;br /&gt;Artık, öğretmenin öğrencisi yok; öğretmenin müşterisi var…&lt;br /&gt;Artık doktorun hastası yok; doktorun müşterisi var…&lt;br /&gt;Bizzat devletin büyüğü söylemişti bir hastane açılışında;&lt;br /&gt;“Hastalar sizin müşterilerinizdir” diye…&lt;br /&gt;E bir adalet bu hale gelmemişti, bu büyük haksızlıktı, ama gideriliyor…&lt;br /&gt;Artık adalet gözü açtı…&lt;br /&gt;Artık adaletin de müşterisi olacak…&lt;br /&gt;Adaleti de özelleştirme kapsamına sokup sattık mı işte o zaman tadından yenmeyecek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Atay SÖZER&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-3146826595204668344?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/3146826595204668344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=3146826595204668344' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/3146826595204668344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/3146826595204668344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2009/10/adalet-ucrete-tabidir.html' title='ADALET ÜCRETE TABİDİR'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SuoRr5ITl6I/AAAAAAAAAQ4/2AwEY-ZyO5A/s72-c/adalethan%C4%B1m-rnk+copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-6804313464812533304</id><published>2009-08-19T13:45:00.000-07:00</published><updated>2009-08-19T13:55:22.692-07:00</updated><title type='text'>17 AĞUSTOS: DEPREMİ SOLLUYORUZ</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SoxmVTRaJ1I/AAAAAAAAAPw/xJ0ln6vDh5U/s1600-h/ataydeprem3+copy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5371780971682735954" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 291px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SoxmVTRaJ1I/AAAAAAAAAPw/xJ0ln6vDh5U/s400/ataydeprem3+copy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SoxmClGyw9I/AAAAAAAAAPo/grkuHRzXNhY/s1600-h/deprem-atay.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5371780650052535250" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 271px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SoxmClGyw9I/AAAAAAAAAPo/grkuHRzXNhY/s400/deprem-atay.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Soxla7COr5I/AAAAAAAAAPg/rxgjl-2_UrM/s1600-h/depremonlemi++atay.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5371779968744206226" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 296px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Soxla7COr5I/AAAAAAAAAPg/rxgjl-2_UrM/s400/depremonlemi++atay.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SoxlPrH0PgI/AAAAAAAAAPY/FYkR7IWzZ4I/s1600-h/atay+sozer-dozer.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5371779775494110722" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 290px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SoxlPrH0PgI/AAAAAAAAAPY/FYkR7IWzZ4I/s400/atay+sozer-dozer.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SoxkvTfkWDI/AAAAAAAAAPQ/uChcZMwxBjA/s1600-h/atay+sozer+mimar.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5371779219395467314" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 275px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SoxkvTfkWDI/AAAAAAAAAPQ/uChcZMwxBjA/s400/atay+sozer+mimar.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;BÜYÜK BOY İÇİN ÜZERLERİNE TIKLAYIN&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;DEVAMI :&lt;span style="color:#003300;"&gt; homur.blogspot.com&lt;/span&gt; da&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-6804313464812533304?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/6804313464812533304/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=6804313464812533304' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/6804313464812533304'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/6804313464812533304'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2009/08/17-agustos-depremi-solluyoruz.html' title='17 AĞUSTOS: DEPREMİ SOLLUYORUZ'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SoxmVTRaJ1I/AAAAAAAAAPw/xJ0ln6vDh5U/s72-c/ataydeprem3+copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-8045920868057579706</id><published>2009-07-19T11:05:00.000-07:00</published><updated>2009-07-19T11:07:48.906-07:00</updated><title type='text'>Hediye dağıtımları devam ediyor</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SmNgpkWqqwI/AAAAAAAAAPI/dN4FRdlkBM0/s1600-h/hediyetayyip+copy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360234248750672642" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 238px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SmNgpkWqqwI/AAAAAAAAAPI/dN4FRdlkBM0/s400/hediyetayyip+copy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;BÜYÜTMEK İÇİN KARİKATÜRE TIKLAYIN&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-8045920868057579706?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/8045920868057579706/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=8045920868057579706' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/8045920868057579706'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/8045920868057579706'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2009/07/hediye-dagtmlar-devam-ediyor.html' title='Hediye dağıtımları devam ediyor'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SmNgpkWqqwI/AAAAAAAAAPI/dN4FRdlkBM0/s72-c/hediyetayyip+copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-9081952159001823965</id><published>2009-05-30T08:28:00.000-07:00</published><updated>2009-05-30T08:30:37.912-07:00</updated><title type='text'>KABİNEMİZ YEMEKTE</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SiFQ7Vol67I/AAAAAAAAAO4/CsdSZvTqStc/s1600-h/sonyemektayyipobamayazÄ±lÄ±+copy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5341639613388024754" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 227px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SiFQ7Vol67I/AAAAAAAAAO4/CsdSZvTqStc/s400/sonyemektayyipobamayaz%C4%B1l%C4%B1+copy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Büyütmek için tıklayın&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-9081952159001823965?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/9081952159001823965/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=9081952159001823965' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/9081952159001823965'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/9081952159001823965'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2009/05/kabinemiz-yemekte.html' title='KABİNEMİZ YEMEKTE'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SiFQ7Vol67I/AAAAAAAAAO4/CsdSZvTqStc/s72-c/sonyemektayyipobamayaz%C4%B1l%C4%B1+copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-2846715781995155602</id><published>2009-02-18T15:37:00.000-08:00</published><updated>2009-02-18T15:38:15.946-08:00</updated><title type='text'>KİRPİ SİNEMALARDA</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SZyb0GBUQTI/AAAAAAAAANw/eLgNL1drVlM/s1600-h/indir_afis01[1].jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304285780407238962" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 277px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SZyb0GBUQTI/AAAAAAAAANw/eLgNL1drVlM/s400/indir_afis01%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-2846715781995155602?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/2846715781995155602/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=2846715781995155602' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/2846715781995155602'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/2846715781995155602'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2009/02/kirpi-sinemalarda.html' title='KİRPİ SİNEMALARDA'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/SZyb0GBUQTI/AAAAAAAAANw/eLgNL1drVlM/s72-c/indir_afis01%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-4335806564962134296</id><published>2008-12-06T11:19:00.000-08:00</published><updated>2008-12-06T13:06:42.953-08:00</updated><title type='text'>ÖZELLEŞTİRME ÇOCUKLARI</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrlcncZrfI/AAAAAAAAAIc/WPzQ0AD_V50/s1600-h/ozelles+cocuk2[1].jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276782193205161458" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 295px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrlcncZrfI/AAAAAAAAAIc/WPzQ0AD_V50/s400/ozelles+cocuk2%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Büyük devletlerin küçük devletleri işgal etmesinin çeşitli yöntemleri vardır, biri malumunuz, topla, tüfekle. İkincisi buna gerek kalmadan elini kolunu sallayarak. İşte bunun adına “özelleştirme” denir.&lt;br /&gt;İMF gibi Dünya Bankası gibi kuruluşlardan iki bürokrat ellerinde bond çantalarıyla gelip bu işgali gerçekleştirirler. Bunu yabana atılacak bir şey değildir, özelleştirme dediğimiz şey aslında bir sanattır. Önce adamı borçlandırırsın, borcunu ödemesine de izin vermezsin, tam öderken bir borç daha verirsin. Tıpkı genelev işletmecisi hür teşebbüs sahibi mümtaz şahsiyetlerin yaptığı gibi.&lt;br /&gt;Onlar da sermayelerini hep borçlu tutup istediklerini yaptırırlar. Yöntem aynı yöntemdir; her ülkede bu işi yapmakla görevli simsarlar tayin&lt;br /&gt;edilir, onlar da yaparlar. Dünyanın yetiştirdiği pek çok değerli özelleştirmeci vardır. Şimdi gelin özelleştirme konusuna emek vermiş bu özelleştirme çocuklarını tanıyalım. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;MAKYAVEL &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276774182466303394" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 226px; CURSOR: hand; HEIGHT: 219px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STreKVHbNaI/AAAAAAAAAH0/7FnoJxGP4Ok/s320/makyavel%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;“Amaca ulaşmak için her yol mubahtır; ne lokum yerseniz yiyin yeter ki amaca ulaşın&lt;/em&gt;”, diyerek sermayeye yol gösterip, eşeğin aklına karpuz kabuğu düşüren çocuk... Özelleştirmeciler ondan cesaret bulmuşlardır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;ADAM SMİTH&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276773648201995282" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 172px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrdrO041BI/AAAAAAAAAHs/ECLG_LQI-AE/s320/adamsmith%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Adamın biri işte... &lt;em&gt;“Laissez faire, Laissez passer&lt;/em&gt;” yani “&lt;em&gt;Bırakınız ne halt ederlerse etsinler, bırakınız ne cehenneme giderlerse gitsinler,bırakınız istiyorlarsa da öpsünler. ”&lt;/em&gt; diye bir herze yumurtlamış ve tüm özelleştirmecilere yol göstermiştir. Yatacak yeri olmayan bir çocuktur bu adam...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;HENRY ALFRED KİSSİNGER&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276773225516281250" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 266px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrdSoMwraI/AAAAAAAAAHk/mfzaC34FIzQ/s320/Kissinger_David_Levine%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Musevi asıllı ABD’li siyasetçi, dışişleri bakanlığı yaptığı dönemde başkalarının içişlerine karışmasından dolayı Nobel bile aldı. Dünyayı yöneten baronlar arasında ilk sıralarda. Şili’de Allende’nin devrilmesi onun marifeti. Özelleşme duayeni, İllumantinin başbabası, Bilderberg toplantılarının değişmez elamanı… Görünce gerçekten el-aman denmesi gereken bir özelleştirme çocuğu.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;&lt;strong&gt;FRİEDMAN&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276767820559927218" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 146px; CURSOR: hand; HEIGHT: 181px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrYYBKvx7I/AAAAAAAAAHc/2Dn30XhLvuA/s320/fridman%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Makyavel ve Adam Simith’den feyz alan, Galille’nin “Dünya yuvarlaktır” sözünü yanlış yorumlayarak “Küreselleşmeyi” keşfeden çocuk. Bulduğu&lt;br /&gt;doktrinleriyle A BD’nin gözbebeği olmuş ve ilk icraatlarından birini Şili’de yapmıştır. Pinoche adlı bir başka özelleştirme çocuğuna darbe yaptırıp özelleştirme karşıtı Allende’yi devirip, ne var ne yok özelleştirmiştir. Bu başarısından sonra bu yöntemi pek çok yerde uygulatmıştır. Nerede birdarbe varsa bilin ki bu çocuğun parmağı vardır. En büyük özelleştirme çocuklarından biridir.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;&lt;strong&gt;JOHN MAYNARD KEYNES&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276766827690826450" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 284px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrXeOcTmtI/AAAAAAAAAHU/cKsjdUveHEM/s320/keynes%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ona ekonomiyi kurtaran adam diyorlar... Masal dinlemeye bayılırdı... Bernard de Mandeville’in ünlü Arı Masalı’nı dinledi hayatı değişti. Efendim bu masal özetle şöyleydi. Bir arı kovanında bolluk ve refah varmış, arıların bir eli yağda bir eli baldaymış. Lakin bolluk arttıkça ahlaksızlık, rezillik de artmaya başlamış. Arılar yaratıcıdan, ahlaklı olmayı dilemişler ve hepsi bir anda ahlaklı olmuşlar. O andan itibaren de kovanda kıtlık başlamış, arılar bellerini doğrultamaz olmuşlar...Yani bu kıssanın hissesi şu oluyormuş.&lt;br /&gt;İnsanın, hırsı, ihtirası, açgözlülüğü, daha çok kazanma arzusu toplumları ileri götürür, kısaca “Genel zenginliği yapan kişisel kötülüklerdir”.&lt;br /&gt;İşte bu sözler Keynes için bir düstur oluşturdu. Öyle ya “Herkes en basit yiyeceğe, en ucuz elbiseye ve en mütevazı konuta razı olsaydı, hiç şüphe yok ki bu türlü yiyecek, giyecek ve konutlardan başka türlüsü mevcut olmayacaktı”. Mandeville’nin aşağıdaki şiirini kesip hep cüzdanında taşıdı.&lt;br /&gt;Liberalizmin temelini atarken de çıkartıp çıkartıp&lt;br /&gt;okudu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Hiçbir senyör övünmüyor Alacaklıları hesabına yaşamakla.Uşak giysileri eskicilerde yığılıyor.Saltanat paraları yok pahasına elden çıkarılıyor,Muhteşem koşum hayvanları satılıyor,Ve villalar borçlara kapatılıyor;bir suç gibi masraftan kaçılıyor;Pekiyi sonuç ne oluyor?“Şimdi ünlü bir kovanı seyredin.Ticaretle erdemin nasıl bağdaştığını.Onun lüksünden hiçbir iz kalmadı;Büsbütün başka bir görünüş kazandı&lt;br /&gt;Toprak ve ev fiyatları al aşağı,Neş’e dolu sarayların duvarları,&lt;br /&gt;İnşaatta duruş umumi,Sanatkarlar artık iş bulamıyor;Ressamlık kimseyi resmedemiyor;Heykelci ve gravürcü adı hiç anılmıyor &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu özelleştirme çocuğu, ötekilerin ağababalarından&lt;br /&gt;biridir, işin kuramını getirmiştir...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;ANNE KRUGER&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrh1qT6AgI/AAAAAAAAAIM/grf83CYcIzw/s1600-h/a+kruger[1].jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276778225425056258" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 213px; CURSOR: hand; HEIGHT: 207px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrh1qT6AgI/AAAAAAAAAIM/grf83CYcIzw/s320/a+kruger%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;IMF birinci Başkan Yardımcısı olan bu hanım, iyi bir özelleştirme çocuğudur. Özellikle bizimkilerin aldığı asgari ücrete kafayı takmıştır. Bu kadar azami bir asgari ücret verdikleri için koskoca seçilmiş insanlarımızı bir güzel fırçalamıştır... Sonra da neleri nasıl, ne fiyata satmamızı belirlenen bir icra memuru gibi görevini başarıyla ifa etmiştir. Tabii bu arada vatanın özkaynaklarının iğfal edilmesi onu hiç ilgilendirmemiştir, çünkü bu vatanın çocuğu değildir, haklıdır da bu bakımdan... Yani bu vatanın çocukları varken ona mı düşer bu iğfalin tasası ! Önemli olan boşalmasın İMF’nin kasası....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;TURGUT ÖZAL&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276765469768310194" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 137px; CURSOR: hand; HEIGHT: 157px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrWPLyWXbI/AAAAAAAAAG8/E9I3coKnQaY/s320/ozalpul%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt; Yeni dünya düzeni, globalleşme gibi herzeleri gündemimize sokmakla görevlendirilmiş zat... Aslında onun hakkında ne söylesek azdır... İlahlar tarafından ülkenin geleceği de çizilirken onun nerelere geleceği, neler edeceği bir bir belirlendi... Boğaz Köprüsünü satacağım diye ortaya çıkıp, Türkiye’deki özelleştirmenin ateşini yaktı. O zaman “Köprüyü sattırmam da sattırmam” diyenler çıktıysa da anlara “Anasını bile satarım” diyerek neyi bulsa özelleştirmeye başlamıştır...&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;UNAKITAN&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276764964203804130" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 304px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrVxwaYNeI/AAAAAAAAAG0/4uWF5rs2tuQ/s320/unak%25C4%25B1t%5B2%5D.jpg" border="0" /&gt; Türkiye’nin yetiştirdiği en hızlı çocuklardan biridir... Açık sözlüdür, lafını esirgemez.&lt;br /&gt;Zamanında naylondan fatura imal ettiği söylense de&lt;br /&gt;bunları duymaz, bile. Çok hoş görülüdür... Hazırcevaptır, mesela muhterem mahdumu, gümrük vergisinin artırılmasından kısa bir süre önce 4 bin&lt;br /&gt;ton çerezlik mısır ithal etti... “Bu ne iş sayın bakan” diyenlere de “Yahu bizim oğlan onları kendi tavukları için getirdi, çok aç gözlü bu bizim oğlanın tavukları” diye yanıt vererek Nasreddin Hoca’yı bile solladı. Nasreddin Hoca dedik de aklımıza geldi. Bu muhterem “Parayı veren düdüğü çalar” ilkesine sıkı sıkıya bağlıdır. Kimseye ayrıcalık tanımaz, “önce gelen malı götürür”, der.&lt;br /&gt;“Kim olduğun önemli değil, ister yerli ol , ister yabancı , İster kâfir ol , ister putperest ol, ister Mecusi ,İstersen yüz kere bozmuş ol tövbeni ... İster hırlı ol, ister hırsız, ister uğursuz, gel gene gel, batan geminin malları burada”, diyerek Hoca Nasrettin’den sonra Mevlana’ya da fark atan bir muhteremdir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;BUSH &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;Bütün ABD başkanları doğal bir özelleştirme çocuğudur. Bütün ABD başkanları daha koltuğa oturdukları andan itibaren başkanlık mührü ile&lt;br /&gt;birlikte bu unvanı da alırlar. Yani başkan olması dolayısıyla G.W Bush da kendinden öncekiler gibi bir özelleştirme çocuğudur... Şu anki başkan o&lt;br /&gt;olması nedeniyle, kendinden öncekiler ve gelecek olanları temsilen onu listemize aldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276763805367819026" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 230px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrUuTaWWxI/AAAAAAAAAGs/DPhz4qW8GNg/s320/bush+ilker.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;ROTHSCHİLD&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276763031469424066" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 157px; CURSOR: hand; HEIGHT: 253px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrUBQal_cI/AAAAAAAAAGk/86t4ErWifAE/s320/rotsh%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;ABD’nin sahiplerinden, yedi göbekten bir özelleştirme çocuğu. Doları bile bu ailenin özel bankası basıyor, her şeyi yapıyor. Her taşın altından bunlar çıkıyor. Hicaz’ın Osmanlı’dan kopuşu sırasında faaliyet gösteren casus&lt;br /&gt;Arabistanlı Lawrence’yi gönderen zevat arasında.&lt;br /&gt;Dünyada boraks üretiminin %70’i ona ait. Ama dünya boraks madeninin %70’inin Türkiye’de bulunmasına çok bozuluyor. Bunları özelleştirsek de mi alsak özelleştirmesek de mi alsak kararsızlığı içinde olduğundan bu kadar oyalanıyor. “Özelleşip, güzelleşelim” ilkesine sıkı sıkıya bağılı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;ROCKEFELLER&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STriqcAz3II/AAAAAAAAAIU/21Tq5tY1-CU/s1600-h/rockefeller[1][1].jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276779132119932034" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 285px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STriqcAz3II/AAAAAAAAAIU/21Tq5tY1-CU/s320/rockefeller%5B1%5D%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Rothschild’in bir başka türü... Yani biri Edi'yse öteki Büdü... Deyim haline gelmiş bir özelleştirme çocuğudur. Birinin zenginliği abartılı söylemek&lt;br /&gt;istendiğinde “Rockfeller kadar zengin”, denir. Veya karılarına para yetiştiremeyen erkekler sonunda patlayıp “Kadın kadın sen beni Rockfeller sandın galiba” derler... Yani faydalı bir insandır, yoksa kocalar, eşlerine başka ne söyleyeceklerdi ?&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;CECİL RHODES&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276761755445091730" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrS2-2r3ZI/AAAAAAAAAGU/PNfpSN_LRKs/s320/rodes%5B1%5D.gif" border="0" /&gt; Ya bu öyle bir çocuk ki anlatamam... Bir kere Güney Afrika’ya el koymuş bir kişidir. Irkçılığın en baba isimlerinden biridir. Kabileleri birbirine düşürüp savaştırmış kendi de parsayı toplamıştır. Afrika’nın meşhur elmas ocakları bu zata aittir. Rodezya’nın adı bile bu çocuğun adından gelir. Yani herifçioğlu adını ülkeye vermiş, egoya bak be! Yahu daha ne olsun? Önce saydığımız benzerleriyle birlikte dünyayı yönetenlerden birkaç kişiden biridir. Sonra “Rhodes Bursu” adıyla birçok çocuğa burs vermiştir. Tabii bu çocukların da birer özelleştirme çocuğu olması için gerekli eğitim sağlanmıştır. Daha küçücükken çocuğun hangi ülkenin idaresinde, hangi göreve geleceği belirlenmiştir. Eski ABD başkanlarından Clinton da bu bursu alan çocuklardan biridir... Anlayın işte daha fazla konuşturmayın adamı. &lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;GEORGE SOROS&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrRIrTiqWI/AAAAAAAAAGE/NC4ipIaCJ0g/s1600-h/George-Soros_Dr-Evil[1][1].jpg"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276759860411804002" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 202px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrRIrTiqWI/AAAAAAAAAGE/NC4ipIaCJ0g/s320/George-Soros_Dr-Evil%5B1%5D%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;Vallahi bu çocuk hakkında ne söyleyeceğimizi bilemiyoruz, fena halde kafa karıştıran “problem çocuk” modeli... Dünyanın en meşhur spekülatörlerinden biri olan bu çocuk Macaristan’da doğdu, ülkesi Nazi işgali altındayken karaborsacılık yaparak hayata atıldı. Musevi’ydi&lt;br /&gt;ama sahte bir kimlik uydurup Tarım Bakanlığı’nda göreve işe başladı. Görevi de toplama kampına sürülecek Musevilerin el konulacak mallarını&lt;br /&gt;belirlemekti.&lt;br /&gt;Derken savaş bitti, Naziler yenildi, Macaristan’ı da Sovyetler işgal etti ve Nazi işbirlikçileri asılmaya başlandı. Soros usta bir manevrayla KGB ile işbirliğine girip ipten kurtuldu. Soros daha sonra kimsenin gönlü kalmasın&lt;br /&gt;diye CİA ve MOSSAD ile de işbirliğine girme başarısını göstermiştir.&lt;br /&gt;En büyük hobilerinden biri de darbe finansörlüğü yapmasıdır. Gürcistan, Ukranya, Kırgızistan’daki darbeler onun eseridir.&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;"Finansman gurusu". "Global hayırsever". "Tuttuğu altın olan Midas". "Açık toplum filozofu".&lt;br /&gt;"Bilgisayar çağının Robin Hood'u","Tayland halkının kanını emen Drakula". "Malezya ekonomisinin mezar kazıcısı". "Çin'in timsahı".&lt;/em&gt; gibi lakapları vardır.Türkiye’ye de gelmiş idarecilerle teşrikimesai&lt;br /&gt;yapmıştır. Türkiye’nin ihraç etmesi gereken şey ordusudur diye herze yumurtlayan odur. AKP, İslami bir ülkenin en demokratik partisi, diye&lt;br /&gt;başbakanımıza övgüler düzen de odur.Bush aleyhtarı olduğuna bakmayın, sadece seçimlerde rakibini desteklemiştir. Ama yarın ne olacağı belli olmaz, çünkü kimse onun gibi anında taraf değiştirme ustası değildir.Açık Toplum Enstitüsü (&lt;em&gt;open society institute&lt;/em&gt;) kurucusudur, bu kuruluş sivil toplum örgütlerini destekler gibi yapmaktadır ama aslında ne yaptığı&lt;br /&gt;biraz muğlaktır. Yani demokrasiyi geliştirmek amacında olan bu kurumun parmağını attığı yerlerde yan tesir olarak nedense hep darbeler görülmektedir. Bu zatın ne olduğunu anlayanlar da vardır tabii, mesela Gürcistan’a gittiğinde üzerine yumurtayla mayonez atmışlardı.Ülkemizdeki özelleştirmelerle yakından ilgilenen bu çocuğa aman dikkat diyoruz, çok hiperaktiftir, bir şeyleri kırıp dökebilir...&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;strong&gt;                                                                                    ATAY SÖZER&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-4335806564962134296?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/4335806564962134296/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=4335806564962134296' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/4335806564962134296'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/4335806564962134296'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2008/12/zelletirme-ocuklari.html' title='ÖZELLEŞTİRME ÇOCUKLARI'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrlcncZrfI/AAAAAAAAAIc/WPzQ0AD_V50/s72-c/ozelles+cocuk2%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-6985571912604425365</id><published>2007-09-21T04:00:00.000-07:00</published><updated>2008-12-11T02:17:35.154-08:00</updated><title type='text'>RESMİ KEÇİ</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bakanlığın ne bakanlığı olduğunu söylemeyeceğim çünkü olayın kahramanları halen hayatta, ayıp olur sonra. Zaten önemli de değil ne bakanlığı olduğu... Anlatacaklarımdan dolayı herhangi bir bakanın alınmasına da gerek yok, bakanlar burada en azından gene bu öyküde anlatılan keçi kadar masumdur... Daha fazla kafanızı karıştırmadan konuya girelim isterseniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey bakanlığa bağlı bir birime hırsız girmesiyle başladı... Bir gece kaç kişi oldukları belirlenemeyen hırsızlar kapıyı kırıp girmişler, üç beş bilgisayarı, beş altı telefonu, hanım memurlardan birinin unuttuğu yarısı tamamlanmış örgüyü çalıp kayıplara karışmışlardır. Bakanlık bu haberle çalkalanmaktaydı ertesi sabah; giden bilgisayarlar zaten eski modeldi, iki de bir arızalanıyordu bu yüzden içinde bilgi saklanması hiç sağlıklı değildi; birimin deneyimli müdürü de babadan kalma yöntemden şaşmamış ve bilgisayara girilen her bilgiyi ayrıca kâğıda yazılıp kalın klasörler içinde çelik dolaplarda saklanması talimatını vermişti. İyi ki de vermişti, şimdi tüm bilgiler &lt;/strong&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/RvOkwaijXiI/AAAAAAAAAEg/Q-LSJoHAAH8/s1600-h/resmi+keci.jpg"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5112611153660567074" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/RvOkwaijXiI/AAAAAAAAAEg/Q-LSJoHAAH8/s320/resmi+keci.jpg" border="0" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;güvencedeydi. Olan memur hanımın örgüsüne olmuştu; günlerce uğraşmıştı o örgüyle, el emeği vermiş, göz nuru dökmüştü. Bitmemiş bir örgünün neden çalındığına da kimse bir anlam veremedi. Bu olay, bakanlık için bir onur meselesi olmuştu, devletin daha önce soyulduğu çok sık görülmesine rağmen bunun alenen yapılması bakan beyin canını sıkmıştı. Haberi alır almaz ilk sözü ;&lt;br /&gt;“Peki bekçi yok muymuş?” , oldu...&lt;br /&gt;Bekçi yokmuş... İnanılır gibi değil ama bekçi yokmuş... Çünkü mevcut bekçi, iki gün önce emekli olmuş... Yerine hemen yeni bir bekçi atanması gerekiyormuş ama atanamamış... Bunun da nedenleri var tabii... Mesele biraz çetrefilli, kafanız karışacak biliyorum ama eğer sabrederseniz anlatmaya çalışayım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim bu birim kurulurken, iki kişilik bir bekçi kadrosu oluşturulmuş... Beş odacı, on memur, iki bölüm şefi, bir müdür kadrosu varmış ayrıca... Ancak sonradan görülmüş ki on memur yeterli değil, en azından dört memur daha gerekli. Tabii bunun için gerekli yerden istenilen kadroyu çıkartmak olanaksıza yakın zorlukta. Ancak deneyimli müdür pratik zekasıyla çözmüş bu sorunu da; bekçi kadrosundan alınan iki kişiye memurluk görevi, odacı kadrosundan bir kişiye de bekçilik görevi vermiş. Kalan üç odacı kadrosundaki iki kadroyu da de eksik kalan iki memur kadrosuna kaydırmış.&lt;br /&gt;Koskoca birim tek bir odacıya kalmıştı uzun süre... Zaman içinde bir mucize gerçekleşmiş ve istenen dört memur kadrosu gelmişti, bu defa da odacı eksiği olduğundan gelen kadrolara dört odacı alınmıştı. Böylece birimde, odacı kadrosunda olup bekçilik yapanlar, bekçi kadrosunda olup memurluk yapanlar ve memurluk kadrosunda olup da odacılık yapanlar diye guruplar oluşmuştu; kim hangi kadroda herkes karıştırmaktaydı artık. Zaten bu durum da bu karışıklıktan kaynaklanmıştı... Herhalde anlamışsınızdır ne demek istediğimi, bundan daha da açık anlatılamaz artık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakan hemen el koydu duruma; ilgili bakanlığa “bekçi kadrosu” için yazı yazılmasına karar verdi... Çağırdı muhasebeci kadrosundan işe alınan sekreterini,&lt;br /&gt;“Yaz”, dedi... “Bakanlığımıza bağlı falanca birime çok acil bekçi gerekmektedir, gerekli kadroyu oluşturmak için gereğinin yapılmasını saygılarımla falan filan işte....”&lt;br /&gt;Bakan hep böyle derdi sekreterine, hiçbir zaman tam cümleleri kurmazdı; ne istediğini söyler, “falan filan işte” diye bitirirdi, feraseti yüksek sekreter de ne demek istediğini anlar, resmi ağızla gerekli yazıyı hazırlar, bakan bey de imzalardı. Gene öyle yaptı, önce tükenmez kalemle bir taslak hazırladı. Bunu temizlikçi kadrosundan işe alınan asistanına verdi; asistanın da bu işleri öğrenmesi gerekiyordu tabii ki... Temizlikçi kadrosundan işe alınan asistan geçti bilgisayarın başına yazıyı hazırladı, ancak hızlı yazarak, işi bildiğini göstermek amacındaki temizlikçi kadrosundaki asistan; herkesin yapabileceği bir hata baktı; belki tükenmez kalemle yazılmış müsveddeyi yanlış okudu belki de acele yazarken tuşların azizliğine uğradı bilinmez; çıkan yazı “Bekçi alınacaktır” yerine “Keçi alınacaktır” , diye çıktı... Yazıyı çıkartıp masaya koydu... Peki diyeceksiniz, “Kimse kontrol etmedi mi ?”, diye... Etmedi, daha doğrusu edemedi, buna vakit olmadı. Hani derler ya “Kıç kısmetten çıkınca uçkur dokuz yerden koparmış”, burada da aynen öyle oldu, her şey peşpeşe geldi... Yazının yazılıp da masaya konulduğu an bakanlıkta bir fırtına başladı...&lt;br /&gt;Önce başbakan istifa etti, dolayısıyla bakan bey de düşmüş oldu. Bütün bakanlık personelini de bir telaş aldı, kimsenin o yazıyla ilgilenecek hali yoktu artık...&lt;br /&gt;Yeni hükümetin kurulması epey bir zaman aldı; yeni bakan koltuğuna oturunca çok doğal olarak etrafındakileri değiştirdi önce; eski bakanın muhasebeci kadrosundaki sekreteri başka bir bakanlığa temizlikçi olarak atanırken; başka bir yerde teknisyen kadrosundaki tanıdığını sekreter olarak aldı yanına, eski sekreterin temizlikçi kadrosundaki asistanı başka bir ile tayin edilirken, başka ildeki çaycı kadrosundaki bir kişi de yeni sekreterin asistanı oldu... Bir süre sonra bakanlıkta her şey rayına oturdu, herkes yeni görevine uyum sağladı...&lt;br /&gt;Çaycı kadrosundaki asistan, masasının çekmecelerini karıştırırken keçi talebinde bulunan dilekçeyi buldu; bunu teknisyen kadrosundan gelen sekretere gösterdi.&lt;br /&gt;Devlette devamlılık esastı, mademki kendilerinden önceki çalışanlar böyle bir istekte bulunmuşlar, bir bildikleri olmalıydı mutlaka. Hiç düşünmeden dilekçeyi bakanın önüne getirdi, bakan da fazla düşünmeden imzaladı... Dilekçe ilgili makama ulaşmıştı...&lt;br /&gt;İlgili makam da işleme koldu bu dilekçeyi, madem devletin bir bakanlığından geliyordu, o bakanlık da “benim keçiye ihtiyacım var” diyordu, bunu sorgulamak kimseye düşmezdi. Yani bakanlığa “sen keçiyi ne yapacaksın?” diye sormak gereksizdi. Hemen bunun için gerekli prosedür başlatıldı; önce gazetelere ilan verildi...&lt;br /&gt;“Bakanlığımızın falanca biriminde kullanılmak üzere ihale yoluyla bir adet keçi alınacaktır. Keçi sahiplerinin falanca gün falanca tarihte falanca yerde keçileriyle birlikte bulunup ihaleye katılmaları gerekmektedir, ihale kapalı zarf usulüyle olup....” falan filan diye devam ediyordu ilan.&lt;br /&gt;Keçisini kapan koşmuştu verilen adrese, kapının önü mahşer günüydü sanki... Ortalık keçi sesinden ve kokusundan geçilmiyordu... Bakanlığın memur kadrosundaki kapıcısı yıllar sonra o günü şöyle anlatacaktı...&lt;br /&gt;“Saymadım ama siz deyin beş yüz ben diyeyim bin... Keçiler binanın her bir yanındaydı, hangi kapıyı açsanız karşınıza bir keçi çıkıyordu. Keçiler bakanlığın bütün koltuklarını yediler o gün, zarar çok büyüktü... Af buyurun akşam olduğunda arkalarında keçi kakalarından oluşmuş bir dağ bırakmışlardı, temizlemek tam bir ay sürmüştü hâlâ da anlamış değilim, bir bakanlık neden keçi almak ihtiyacını duyar! “&lt;br /&gt;O günün sonunda en uygun şartta sahip keçi seçildi; çok onur verici bir şeydir ki asla torpil olmadı bu seçimde. Kimse torpil talebinde dahi bulunmadı, herkes hakkına razı oldu. Belki de tarihteki ender anlardan biriydi; hilesiz, hurdasız, şeffaf bir ihale oldu...&lt;br /&gt;Bakanlığın o birimindeki hırsızlık olayı çoktan unutulmuştu çünkü bütün memurlar da başka yerlere tayin olmuşlar, yerlerine başka kadrolardaki kişiler buradaki farklı kadrolara atanmıştı. Gene kimse kendi kadrosundaki işte değildi, bir tek son gelen keçi dışında...&lt;br /&gt;Keçi kadrosunda göreve başlayan keçi, tüm bakanlıkların tüm birimlerinde alındığı kadroda alındığı görevi yapan tek canlıydı belki de... &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;                                                                                                Atay SÖZER&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-6985571912604425365?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/6985571912604425365/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=6985571912604425365' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/6985571912604425365'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/6985571912604425365'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2007/09/resmi-kei.html' title='RESMİ KEÇİ'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/RvOkwaijXiI/AAAAAAAAAEg/Q-LSJoHAAH8/s72-c/resmi+keci.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-5648534181272716977</id><published>2007-08-08T22:52:00.000-07:00</published><updated>2008-12-11T02:17:38.063-08:00</updated><title type='text'>ATAY SÖZER - KARİKATÜRLER</title><content type='html'>&lt;strong&gt;BÜYÜTMEK İÇİN KARİKATÜRLERİN ÜZERİNE "TIK" YAPIN&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Rrq3LkgPtVI/AAAAAAAAADc/MoLj1DjwsTY/s1600-h/netikim+monalisa2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5096587337728505170" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Rrq3LkgPtVI/AAAAAAAAADc/MoLj1DjwsTY/s320/netikim+monalisa2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Rrq2YEgPtUI/AAAAAAAAADU/kwLu8jkOmF0/s1600-h/piccasso+netekim2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5096586452965242178" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Rrq2YEgPtUI/AAAAAAAAADU/kwLu8jkOmF0/s320/piccasso+netekim2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Rrq1zkgPtTI/AAAAAAAAADM/dUG3P-SD7wI/s1600-h/netekim+maya.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5096585825900016946" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Rrq1zkgPtTI/AAAAAAAAADM/dUG3P-SD7wI/s320/netekim+maya.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Rrq1DkgPtSI/AAAAAAAAADE/Iz4-4YDfq9I/s1600-h/netekim+goya2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5096585001266296098" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Rrq1DkgPtSI/AAAAAAAAADE/Iz4-4YDfq9I/s320/netekim+goya2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Rrq0d0gPtRI/AAAAAAAAAC8/S53MZwuaJ6s/s1600-h/netekim+dÃ¼ÅÃ¼n.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5096584352726234386" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Rrq0d0gPtRI/AAAAAAAAAC8/S53MZwuaJ6s/s320/netekim+d%C3%BC%C5%9F%C3%BCn.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/RrqzikgPtQI/AAAAAAAAAC0/ACSLvzgTxJg/s1600-h/fare+Ã§elenk.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5096583334818985218" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/RrqzikgPtQI/AAAAAAAAAC0/ACSLvzgTxJg/s320/fare+%C3%A7elenk.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/RrqzM0gPtPI/AAAAAAAAACs/Bq5Ldn6zQfw/s1600-h/karÄ±nca-lafonten.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5096582961156830450" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/RrqzM0gPtPI/AAAAAAAAACs/Bq5Ldn6zQfw/s320/kar%C4%B1nca-lafonten.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Rrqy2UgPtOI/AAAAAAAAACk/PFhfzmXbMzk/s1600-h/kedi+seÃ§im+renk.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5096582574609773794" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Rrqy2UgPtOI/AAAAAAAAACk/PFhfzmXbMzk/s320/kedi+se%C3%A7im+renk.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/RrqykUgPtNI/AAAAAAAAACc/NXWLDIjtnjc/s1600-h/miki+ve+fare.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5096582265372128466" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/RrqykUgPtNI/AAAAAAAAACc/NXWLDIjtnjc/s320/miki+ve+fare.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/RrqyD0gPtMI/AAAAAAAAACU/3w55_onSepg/s1600-h/AÅk.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5096581707026379970" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/RrqyD0gPtMI/AAAAAAAAACU/3w55_onSepg/s320/A%C5%9Fk.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/RrqxvEgPtLI/AAAAAAAAACM/BREJKe5tK4s/s1600-h/aÄaÃ§2.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5096581350544094386" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/RrqxvEgPtLI/AAAAAAAAACM/BREJKe5tK4s/s320/a%C4%9Fa%C3%A72.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Rrqw7UgPtKI/AAAAAAAAACE/i1KrIV3Va74/s1600-h/ab-bob-rnk.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5096580461485864098" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Rrqw7UgPtKI/AAAAAAAAACE/i1KrIV3Va74/s320/ab-bob-rnk.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/RrqweEgPtJI/AAAAAAAAAB8/HWxYt2P1SrE/s1600-h/topu+atsana.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5096579958974690450" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/RrqweEgPtJI/AAAAAAAAAB8/HWxYt2P1SrE/s320/topu+atsana.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/RrqvyUgPtII/AAAAAAAAAB0/vHsXpEQEN0Q/s1600-h/bir+yalnÄ±z+adam+-k.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5096579207355413634" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/RrqvyUgPtII/AAAAAAAAAB0/vHsXpEQEN0Q/s320/bir+yaln%C4%B1z+adam+-k.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/RrqvNUgPtHI/AAAAAAAAABs/MQFVMveuyLw/s1600-h/yemci-rn.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5096578571700253810" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/RrqvNUgPtHI/AAAAAAAAABs/MQFVMveuyLw/s320/yemci-rn.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Rrqt0kgPtGI/AAAAAAAAABk/Y8wg7HwfCh8/s1600-h/duvar+2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5096577046986863714" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Rrqt0kgPtGI/AAAAAAAAABk/Y8wg7HwfCh8/s320/duvar+2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-5648534181272716977?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/5648534181272716977/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=5648534181272716977' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/5648534181272716977'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/5648534181272716977'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2007/08/atay-szer-karikatrler.html' title='ATAY SÖZER - KARİKATÜRLER'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/Rrq3LkgPtVI/AAAAAAAAADc/MoLj1DjwsTY/s72-c/netikim+monalisa2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-1234645327234961729</id><published>2007-05-10T15:57:00.000-07:00</published><updated>2008-12-11T02:17:38.288-08:00</updated><title type='text'>Atay SÖZER Söyleşisi</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/RkOqbGD7L0I/AAAAAAAAAAU/BEw4J-ntkjI/s1600-h/atay+portre+rnk+-2+sol.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5063077788554833730" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/RkOqbGD7L0I/AAAAAAAAAAU/BEw4J-ntkjI/s320/atay+portre+rnk+-2+sol.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Röportaj:Dürsaliye ŞAHAN&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Birgün Gazetesi 11 Mayıs 2007&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Avrupa Gazetesi 17/23 Mayıs 2007&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yıllar önce annemin izlediği tek bir dizi vardı: ‘Kuruntu Ailesi’. Aklımda kaldığı kadarıyla, keyfe keder dertlerin, neşeli, mutlu sonlara ulaştığı yüzde yüz yerli bir mekan komedisiydi. Annemin bir daha dizi takip ettiğini görmedim ama o sahnelerden bazıları aklımın bir köşesinde kalmış olmalı ki, senaristi ile tanışınca söyleşi şart oldu.Atay Sözer’e sadece senarist demek yanlış olur. O aynı zamanda, ödülleri olan bir öykücü, karikatürist ve Sen-Der’in kurucularından.Nedendir bilinmez, bazıları tek bir iş ile defalarca gündeme gelirken, onlarca iş yapmış nice insanda köşesinde görmezden gelinir. Bu da biz gazetecilerin eksikliği olsa gerek.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Karikatür&lt;/strong&gt; : İlker Ekici&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;İsterseniz yalın bir soru ile başlayalım. Senaryo nedir?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Avrupa Senaryo Yazarları Federasyonu’nun bir meslek anayasası vardır; bunun ilk maddesi “Önce senaryo vardır” şeklindedir. İlginçtir, bugünlerde siyasi gelişmeleri de senaryo şeklinde değerlendiriyorlar. Cumhurbaşkanını halk mı seçsin, erken seçim mi olsun vs. Demek ki senaryo hayatımızın her alanında var. Yalın soruya yalın bir yanıt verecek olursak, senaryo işin planıdır; başlangıcı, gelişmesi, sonucu orada belirlenir. Bu planın aynen gerçekleşip gerçekleşmemesi ise, senaryo yazarının ve uygulayıcıların yeteneğiyle ilgilidir.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Siz neden senarist oldunuz? Daha doğrusu niye sinemaya, televizyona bulaştınız?Senarist olmasaydınız, yani sektörün dışında demek istiyorum ne iş yapmak isterdiniz?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Sinemaya bulaşmamın pek tesadüf olduğu söylenemez, ilk çocukluk döneminde tek eğlencemiz sinemaydı izlediğimiz filmleri arkadaşlar arasında oynardık. Ben onlara ilave hikayeler eklerdim, onları da oynardık, tabii ona senaryo dendiğini bilmiyordum o zaman. Lise dönemi biterken bir üniversite seçme zorunluluğum doğdu herkes gibi. Ama bir türlü sevebileceğim bir fakülte bulamıyordum. Yazmayı seviyordum, gazetecilik ilgimi çekiyordu. Yeni yeni karikatüre de başlamışım o vakit. Gazetecilik fakülteleri ile Güzel Sanatlar Akademisi arasında düşünmeye başlardım ama Akademi seçme sınavıyla değil özel sınavla alıyordu. Sonra Akademinin yeni kurulan bir Sinema-Tv Enstitüsü olduğunu fark ettim. Tamam buraya gireceğim dedim. Enstitünün üç aşamalı sınavına girdim o yıl bin kişinin üzerinde başvuru oldu topu topu on kişi alınacaktı. Neticede kazandım, bilinçli olarak seçtiğim bir işi yapıyorum. Bu sektörde olmasaydım gene bu sektörle bağlantılı işlere girebilirdim herhalde, basın gibi, reklâmcılık gibi. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Siz de senaryonun bir matematik olduğuna inanıyor musunuz? Yani yeteneğin fazla önemli olmadığını düşünenlerden misiniz?.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Her senaryonun kesinlikle bir matematiği olmalıdır, diğer anlatı sanatlarının da bir matematiği vardır; romanda, müzikte, resimde de matematik vardır. Ancak matematik de kesinlikle yetenek isteyen bir iştir. Dolayısıyla bu ikisini ayıramayız.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Bazı senaristlerde; ‘aslında edebiyatçılar senaryoyu bizim kadar iyi yazamaz’ havası seziyorum. Siz ne düşünüyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda genelleme yapmak olmaz tabii, ancak şöyle de bir gerçek var; edebiyat bir dildir, sinema da başka bir dildir. Her dilin kendi kuralları vardır. İngilizce kurallarını birebir Türkçe kurallarına uygulayamayız yoksa ortaya ‘tarzanca’ dediğimiz bir konuşma şekli çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bir kişi her iki dili de kendi kurallarını uygulayarak ana dili gibi kusursuz konuşabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı edebiyatçıların senaryolarında edebiyatçı oldukları açıkça belli olmaktadır, aynı şekilde bir doktor veya avukat senaryo yazdığında mesleğiyle ilgili detaylara yaklaşımından dolayı (ki bunu farkında olmadan bilinçaltı dürtülerle yaparlar), “Bunu yazan doktor veya avukat” izlenimi doğabilir bunun adı da mesleki çarpıklıktır. Aynı şekilde bir senaryo yazarı roman yazdığı zaman benzer zafiyeti gösterebilir, örneğin fazla sinemasal bir üslup kullanır, okuyanda “Bunu yazan galiba senaryo yazarı” izlenimi uyandırabilir. Neticede senaryo yazarlığı da edebiyatçılık da uzmanlık isteyen işlerdir. Dâhiliye uzmanı ile Nörolog gibi; ama ikisi de netice doktordur; gereğinde aynı hastayı muayene edebilirler.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;İyi bir senaristin hamurunda neler olmalı?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Lütfi Akad ustamın kulağıma küpe olmuş bir öğüdü vardır; “Bir sinemacının her konu hakkında uzman kadar değil ama o konunun uzmanına soru soracak kadar bilgi sahibi olması gerekir.”Bu iyi bir araştırmacı, iyi bir okuyucu olmayı gerektirir; istediğiniz bilgiye ulaşmak için uzmana doğru soruyu sormanız gerek. Yarattığınız karakterler bazen bir doktor, bir hukukçu veya bir oto tamircisi olabilir, hepsinin meslekleriyle ilgili detayları bilmeniz mümkün değildir elbette bu detaylara uzmanlardan ulaşırsınız ancak.Bir senaryo yazarında olması gereken önemli bir özellik de empati yeteneğidir. Karakteri yaratırken onun yerine geçip, onun gibi düşünebiliyorsanız gerçekçiliği büyük ölçüde yakaladınız demektir.Bir diğer gereklilik de, bir bakış açınızın ve söyleyeceğiniz bir cümlenizin olmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;İyi kurulmuş bir dizi örneği verebilir misiniz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Rahmetli Sulhi Dölek’in kurduğu ‘Yabancı Damat’ı bir örnek olması açısından verebilirim. Dramatik yapıyı çok iyi kurduğu için iyi iş yaptı. Her şeyden önce ırkçı değil. Böylece Yunan da beğendi Türkler de beğendi.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Senaristler yönetmenlerden, yönetmenler de kendisinden başka herkeslerden biraz şikâyetçi gibi? Bu bir ekip işi ise, uyumsuzluğun altında yatan nedir?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu tamamen bizim insanımıza özgü bir davranış biçimi aslında. Başarısızlığın suçunu hep başkalarına atmayı seviyoruz ama başarıyı da nedense tek başımıza sahiplenmek istiyoruz. Aslında üretim sırasında taraflar adasındaki diyalog sağlam ve sürekli olursa bu uyumsuzluk da ortadan kalkar.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Sen-der kurucusu olarak amacınıza ulaştığınızı düşünüyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Ağır ama emin adımlarla ilerliyoruz, başlangıçta 8 kişiydik şimdi 120’yi geçtik sanırım. Hâlâ ideale ulaşamasak bile umudumu yitirmiş değilim. Olumlu gelişmeler sürekli oluyor. Uzun zamandır özlemini çektiğimiz meslek birliğimiz SİNEBİR nihayet kuruldu örneğin. Ama şimdi bunu sağlıklı çalıştırmak gerek, doğal olarak yeni sorunlar da ortaya çıkıyor… Aşılacaktır herhalde.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;SİNEBİR nasıl bir kuruluş?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Sinebir, bir meslek örgütü, yarı resmi bir yapısı var; ana görevi, sinemada eser sahibi olan yönetmen, senaryo yazarı ve müzikçinin telif haklarını korumak.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Derneklerde çekişme bitmez. Sen-der’deki dedikoduları alalım.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dediğiniz gibi bu tür örgütlerde çekişme hep olur, dedikodu da ulusal “hasletlerimizden” biridir malumunuz. Ama başka örgütlerle kıyaslandığında çekişme bakımından Sen-Der çok masum kalır. Asıl önemli olan eser sahiplerinin hakları konusunda bir şeyler yapılması. Bunun için de önce “eser sahibinin” haklarının farkında olması hatta “eser sahibi” olduğunun farkında olması gerek. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Bazı senaristler bunun farkında bile değilmiş gibi konuştunuz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Elbette, bunlar aslında yeni kavramlar; eski yasaya göre bir sinema eserinin sahibi yapımcıydı ama yeni yasa, eser sahibi olarak o eseri yaratanları yani yönetmen, senaryo yazarı ve müzikçiyi tanımlıyor. Bu kişilerin sahip olduğu haklar da var, bu haklardan bazıları vazgeçemeyeceğiniz temel haklarımız. Bazı arkadaşlarımızın ellerindeki bu gücün farkında olmadıklarını gözlemliyorum. Belki eski alışkanlıklardan belki yapımcıyla ters düşme endişesinden bu güçlerini kullanmaktan kaçınıyorlar. Aslında meslek birliklerinin bir görevi de bu endişeleri ortadan kaldırmak, gerekirse bu hakları üyesi adına kullanmaktır.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Her tarafta pıtrak gibi senarist kursları açılıyor, yapımcılar hâlâ iyi senarist yok diyor. Bu durumda bunca insanın zaman ve para harcamasına rağmen bir şey olamıyorlar mı?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bu tamamen yapımcıların halt etmesidir, başarısız bir işte en ideal günah keçisi senaryo yazarı olmaktadır. “İyi senaryo yazarı yok” sözünü kabul edemem ama “İyi yapımcı yok” lafını rahatlıkla söyleyebilirim. Şu nedenlerden dolayı:Klasik Yeşilçam’dan günümüz Tv dizilerine gelen çizgide Senaryo Yazarlarının en çok karşılaştıkları eleştiri “Hep aynı senaryoları yapıyorlar, hiç yaratıcılıkları yok” şeklinde olmaktadır.Bir kere yanlış şurada; benzer olan şeyler senaryolar değil, temalar ve öykülerdir. Senaryo dediğimiz şey o öykünün anlatılış şeklidir.Gelelim öykülerin benzerliği konusuna, bu doğrudur ama suçlusu senaryo yazarı değildir ki… Nice özgün öykü yapımcıların önüne gelmiş ama yapımcı ya anlayamadığından ya da cesareti olmadığından bu projelere para yatırmamıştır. Onun yerine dünyada denenmiş, gişe başarısı sağlamış öyküleri yeğlerler, senaryo yazarlarından böyle işler isterler. Beylik, klişeleşmiş bir sloganları vardır “Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok” diye. Ne aşağılık, ne teslimiyetçi bir ifade. Amerika keşfedildi başımıza yeterince bela oldu zaten, elbette bir daha keşfetmeyelim. İyi güzel de bu kafayla yeni kıtaları nasıl keşfedeceğiz? Herhangi bir yerde keşfedilmeyi bekleyen yerler olmadığını nerden biliyorsunuz? Güzel, farklı, yeni senaryoların ortaya çıkmamasının en büyük nedeni, cesaretsiz yapımcılardır. Senaryo kurslarına gelince, hiç kimse insanın kafasının içini açıp bilgi koyamaz. Kursların veya bu konudaki diğer eğitim kurumlarının görevi sadece kılavuzluk etmektir, gerisi kişinin kendi becerisine kalmıştır.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Söz yapımcılardan açılmışken, bazılarının korumaları ile gezdiğini duyuyoruz. Bu doğru mu? Ya da böyle bir şeye ne gerek var ki? &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Sanırım çektikleri bazı mafyoz dizilerin fazla etkisinde kalmışlar ! Belki de senaryo yazarlarına, yönetmenlere fazla haksızlık yaptıklarını düşünüp “başımıza bir şey gelir mi acaba?” diyerek koruma tutuyorlardır! Yapımcıları anlamak zordur !&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Siz mizah yazarı ve karikatüristsiniz. Şu andaki komedi dizilerinden en çok hangisini beğeniyorsunuz?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Avrupa Yakası’nın ilk iki sezonu… Yabancı dizilerden Monk iyi… Mekan komedileri hep aynı çizgide , sıkıyor artık eski tadı yok…&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;strong&gt;Şu anda içinde olduğunuz bir proje var mı?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Evet var, bir senaryo grubuyla aksiyon-komedi dizisi üzerine çalışıyoruz, büyük bir olasılıkla yakında çekimler başlayacak, ancak henüz motor denmediğinden fazla detay vermek istemiyorum. Çünkü bu piyasada her şey o kadar çabuk değişiyor ki, yalancı çıkmak istemem.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;strong&gt;Grubunuzda kimler var?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Hakan Haksun, Müjdan Kayserli&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;strong&gt;Hazır yeri gelmişken yazı gruplarında çalışmak bir senarist için daha mı elverişli bir ortam?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Duruma bağlı. Grup elemanları birbirleri ile anlaşamazlarsa iyi iş çıkaramazlar. Mutlaka frekanslarının uyması gerekir.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;strong&gt;Avrupa yakasındaki bazı replikler neredeyse Türk Dil Kurumu’na girmek üzere. Bunu nasıl karşılıyorsunuz?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Sadece Avrupa Yakası’nda değil birçok dizide aynı sorun var. Söz konusu dizi Türkçe’yi bozmakla suçlandı. Nişantaşı’nın sosyetik, sonradan görme, kültürsüz, sorumsuz karakterinin kullandığı “oha falan oldum” türünden cümleleri buna örnek gösterildi. Oysa burada yapılmak istenilen tam tersi Türkçe’yi savunmaktır. Burada ironi vardır, yani bu tür tümceleri kullananlar karikatürize edilmekte, alaya alınmaktadır, “Bu tür konuşmaları kıt zekalı insanlar yapar, dikkatli olun” mesajı verilmektedir. Ancak toplum olarak biraz ironi özürlüyüz, bu anlaşılmadı. Herkes bu tür karakterleri benimsedi. Hatta bazı köşe yazarları bile Avrupa Yakası’na gönderme yaparak “Oha falan oldum” diye yazdılar. Aynı dizede Peker’in oynadığı psikopat karakter de bir anda sevildi, herkes onun gibi davranmaya başladı, oysa o da eleştiri amaçlı konmuş bir tipti. Zavallı senaryo yazarı da toplumsal bir faciaya neden olmamak için karakteri biraz yumuşatmak zorunda kaldı. Bence asıl vahim olan bu durumdur. Argo, bir dilin tuzu biberidir, yerinde kullanıldığı zaman bir tat elde edersiniz, senaryolarda da karakter belirlemeleri yaparken bazen argo kullanılmak zorunda kalınır, bu doğaldır önemli olan kullanılan argonun Türkçe dil mantığına uymasıdır.Tabii Türkçe’yi bilinçsizce kullanan senaryolar da yok değil. Çok yanlış ifadelere sıkça rastlıyorum. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;strong&gt;Binbir Gece olayına ne diyorsunuz? Bir ofis tacizinden romantik bir hikâye yaratıldı. Başarılı buluyor musunuz? Bu mudur yani? &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Amaç reyting ise Makyavel Amca’nın yaklaşımıyla “evet budur” diyebiliriz. Tabii bir de kişisel görüşüm var ama etik olarak aynı kulvarda olduğum meslektaşlarımın işleri hakkında görüş bildirmeyi doğru bulmam. Ancak bu ilginç bir dizi, burada izleyici açısından bir değerlendirme yapayım.İzleyicinin bilinçaltı duygularını, libidosunu gıdıklayan bir taciz olayı var, öyle ki sırf bu unsurdan aldığı gazla hâlâ reytinglerde ilk sırada. Şimdi başka bir örnek vereceğim bu dizinin öyküsü Türkan Şoray’ın yönetmenliğinde çekilen “Azap” filimden yola çıkılarak yazılmıştır. Yapımcılarından biri de yanılmıyorsam gene Binbir Gece’nin yapımcısıydı. Film şöyle gelişiyordu; kadının çocuğu hasta, ameliyat için para gerek, kadın zengin adamdan para ister ve malum teklifi alır; tabii o zamanki meşhur Şoray kanunları gereği kadın bunu şiddetle reddeder sonuçta çocuk ölür… Bu film Türk sinema tarihinin en çok zarar eden filmleri arasındadır, bir haftada apar topar kaldırılmıştır. Dizide ise kadın adamın teklifini kabul edip, yatar reytingler de havaya fırlar. Bu konunun etik ve sinemasal yanı tartışılabilir tabii ki ama izleyicide bir tuhaflık olduğu da kesin. Freud bu durumu izah etmiştir herhalde.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Ben gazeteci olarak komedi yazarlarından veya oyuncularından birinin Meclise girdiğini ve ben de gidip onunla röportaj yaptığımı hayal ediyorum. Soru sorduğunuzda kendini tutamayıp memleket gerçeklerini bir bir sıralayacak. Ülke gözlerinden yaş gelinceye kadar gülecek. Mesela siz meclise girseydiniz nasıl bir parlamenter olurdunuz?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Çok kötü bir parlamenter olacağıma eminim… Bir mizahçının en iyi malzemesi parlamenterlerdir, çünkü mizahın temelinde muhalefet vardır; herkesi kucaklayan bir mizah olmaz illa ki birilerini dışarıda bırakacak, birilerini kızdıracaksınız. Nabza göre şerbet vererek mizah değil ancak komiklik yaparsınız. Bakın bu konuda parlamenterlerle boy ölçüşemem doğrusu. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Televizyon yazarlarının çoğu sinema yazarı olmayı düşlüyor. Sizin hayaliniz ne?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt;Ben sinema okudum, ustalarım Lütfi Akad, Metin Erksan, Halit Refiğ, Duygu Sağıroğlu gibi sinemacılardı. Aslında yapılan iş bakımından pek bir farkı yok, sadece yayın mecraları farklı. Elbette idealim sinema, çünkü sinema geleceğe kalacak bir iş, tıpkı roman gibi; Tv dizileri ise günlük gazete yazılarına benzer, o gün okunup tüketilir. Sinema projelerim var, senaryosunu yazdığım yönetmenliğini yapacağım bir çalışma içindeyim.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;Biraz bahseder misiniz?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt;'Bir Kablumbağa’nın Hayatı’ projesiyle 2005’de Kültür Bakanlığından senaryo yazım desteği, 2006 yılında da ilk yönetmenlik desteği aldım. Öyküsü ve senaryosu bana ait. Yönetmenliği de bana ait olacak haliyle. Dram olacak. Bir köşkün bahçesinde yaşayan bir kablumbağanın gözünden Türkiye’nin son yüzyılını anlatıyor. Neden kablumbağa?Kaplumbağalar uzun yaşadığı için onu metafor olarak kullandım. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Senaryosunu çok başarılı bulduğunuz birkaç filmin adını verebilir misiniz?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Olağan Şüpheliler, Fargo, Barton Fink ve David Mamet senaryoları&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Hep televizyona yazmışsınız neden?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Aslında Demirel gibi bir yanıt verebilirim “Sinema yap dediniz de yapmam mı dedim?”Şartlar öyle gerektirdi; sinemanın altın çağı dönemlerinde çocuktum sadece izleyici olarak ilgilendim sinemayla. Sinemacı olarak ortaya çıktığımda ise bir 12 Eylül yılgınlığı hâkimdi etrafa kimsenin film falan düşünecek hali yoktu, özel televizyonlar da ortaya çıkınca izleyiciler bir heves bu yeni oyuncakla oyalandılar. Yeni yeni nefes almaya başladı sinemamız, bundan sonra sinemaya ağırlı çalışmak arzusundayım. Tabii olanak bulursam.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Bunca iş yapmışsınız, onlarca dizi yazmışsınız, ödüller almışsınız sizinle ilgili bir röportaj bulamadım internette. Örneğin sizden daha az dizi yazan kadın senaristlerle (bazılarıyla) tekrar tekrar röportaj yapılmış. Kadın oldukları için mi yoksa başka bir nedeni var mı?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Aslında ben de çok merak ediyorum bu sorunun yanıtını, bu söyleşileri yapan arkadaşlara sormak isterdim.Medya organları işin görsel yanıyla daha ilgili, ön planda olan oyuncuları çıkartıyor izleyenlerin karşısına veya özel yaşamlarıyla gündemde olan yazarlar, yönetmenler yeğleniyor. İşin mutfağı kimseyi pek ilgilendirmiyor. Aslında medya isterse belki ilgilenecek ama aklına gelmiyor insanların, medya da halk istemiyor diye yer vermiyor. Kısır bir döngü. Yeni çıkan bir ürünü vitrine çıkartmayıp tezgâh altında saklarsanız kimsenin aklına sormak gelmez… Kadın senaryo yazarlarıyla söyleşilerin sık yapılmasının nedeni dediğiniz gibi olabilir. Bir kadının ön planda olması, fotoğraflarının basılmasını estetik buluyor olabilirler, belki de bilinçaltı bir harekettir bu. Ama ürettiklerinden dolayı değil de kadın olduğundan dolayı yapılıyorsa durum vahim.Zaten “kadın senaryo yazarı” tanımı da bana tuhaf geliyor, sevmiyorum bu tabiri. Beni tanımlarken “erkek senaryo yazarı” denmiyorsa öteki de söylenmemeli. Yazarlık cinsiyete göre yapılan bir iş değil ki. Farkında olmadan ayrımcılık yapılıyor.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Televizyonun bugünkü halini nasıl değerlendiriyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;İçler acısı… Yaratıcılık yok, cesaret yok, yeni bir şeyler yapmaktan kaçınıyorlar, işi bildikleri konusunda ciddi kuşkularım var. Tamam bu iş ticarettir ama günü kurtarmaya çalışan işportacı gibi hepsi, kalitesiz malları ucuza satıp sürümden kazanma derdindeler. Büyümek, market, süper, hiper market olma gibi bir girişimleri yok zaten böyle bir dertleri de yok. Çamurlu bir yolda gidiyoruz, önce paçalarımıza çamur sıçramasın diye çok dikkat ediyoruz; pabucumuzun burnuna basarak yürüyoruz ama sıçrıyor. Bari daha yukarı çıkmasın diyoruz, gene olmuyor çamur belimize kadar geliyor, sonunda “battı balık yan gider” diye çamurun içine atlayıp baştan aşağı sıvanıyoruz ve bundan sonra hiç dikkat etmeden rahat rahat yolumuza devam ediyoruz hatta elimizi cebimize sokup ıslık bile çalıyoruz keyfimizden. Bugün olan aynı bu durumdur. Her ay birkaç tane dizi bitiyor. Daha doğrusu iflas ediyor. Nedenlerini söyleyebilir misiniz?Doğa kanunlarının acımasız kapitalizme uygulanmasıdır olanlar. Zayıf olanlar yok olup gider, güçlü olanlar yola devam eder.Tabii burada güçlü olmakla kaliteli olmak aynı olmuyor ne yazık ki. Sistem kaliteyi yok etti, izleyicinin yumuşak karnını bulup ona hitap eden işler bu sonucu ortaya çıkartıyor, kaliteli işe yönelmesi için ona alışması gerek, zaman içinde benimseyip farkında olmadan zevkleri değişecek ve kaliteliyi isteyecek. Ama kimsenin bunu bekleyecek hali yok, bu rekabet ortamında hiçbir işe beş bölümden fazla şans tanınmıyor.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Şu anda başarılı bulduğunuz veya severek izlediğiniz dizileri sorsak ne dersiniz?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bir isim vermemeyim; sevdiğim bir iki dizi var elbette; çok kötü birbirinin kopyası işler de var. Ancak bir filmi izlerken iki farklı şekilde değerlendirmek gerek. Bir ne anlatıyor, iki nasıl anlatıyor? Ne anlattığı ideolojiktir, verdiği mesajla ilgilidir, nasıl anlattığı ise estetiktir, sanatsaldır. Bazen bu ikisini karıştırıyoruz; bazen mesajını benimsediğimiz kötü çekilmiş bir işi göklere çıkartıyoruz veya estetik acıdan mükemmel bir filmi sırf mesajını sevmedik diye batırabiliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Senarist adaylarına tavsiyeleriniz?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Nasreddin Hoca, oğluyla eşeğine binmiş gidiyor; biri çıkmış karşılarına…“Yazıktır hayvana, ikiniz birden binmişsiniz üstüne” demişOğlunu indirmiş aşağıya, eşeğin yanından yürütmüş; başka biri gelmiş“Küçücük çocuğu yürütüyorsun sen eşekte sefa sürüyorsun” demişBu defa Hoca inmiş çocuk binmiş eşeğe, gene biri gelmiş“Yaşlı başlı adam yürüyor, genç adam eşekte gidiyor ne günlere kaldık” demişBu defa ikisi birden inip eşeğin yanından yürümüşler, son gelen herif bu durumu da eleştirince, Hoca, eşeği sırtladığı gibi yola koyulmuş.&lt;br /&gt;Şimdi bu kıssadan hisse şu olmalı, eleştirileri, tavsiyeleri dinleyin ama hemen uygulamaya kalkmayın yoksa eşekleri tepenize çıkartırsınız.&lt;br /&gt;Sevgili dostlar kimseye projelerinizi anlatmayın çalarlar, kimsenin projesini de dinlemeyin ola ki sizin de kafanızda benzer bir proje vardır sonra adınız hırsıza çıkar derdinizi anlatamazsınız… Mümkünse her fikrinizi küçük bir not halinde de olsa yazın.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;İyi de yeni işe başlayanlar kimselere anlatmadığı projesini nasıl görücüye çıkaracak?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şimdi Nasreddin Hoca gibi “Sen de haklısın” diyeceğim. Köşende çağrılmayı beklemekle de olmaz tabii, espri yaptım sadece. Yapacağınız şey projenizi sağlama alıp örneğin Sinebir gibi bir meslek birliğine tescil ettirip, yapımcı aramak. Ama yapımcıyı seçerken de dikkatli olmak gerek, projenizin çok yer dolaşıp, ayağa düşmemesi yararınızadır.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Birazda politikadan bahsedelim. Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşıyor özellikle TRT bu olayı bekler gibi. Ne düşünüyorsunuz?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sadece TRT değil herkes bunu bekliyor. Sistematik bir şekilde yavaş yavaş devletin her kademesi mutasyona uğruyor. Bütün tersaneler ele geçiriyor, Ofer Sami, Galtaportu kuruyor, bütün kaleler zapt ediliyor, yakında bütün ordular da dağıtılabilir mi acaba? Sonra bir de gaflet, dalalet, hıyanet meselesi var.&lt;br /&gt;Tepemizdeki senarist, dünyaya bir senaryo yazmış Türkiye’ye de bir rol vermiş. BOP, ılımlı İslam, eyalet sistemi gibi gelişmelerle sürüyor bu senaryo. Esas oğlanla esas kız başkaları, filmin kötü adamları da var, figüranları da; bizim rolümüz ise aşçı, uşak gibi üçüncü derece bir karakter. Mizahçı olarak bol malzemeli günlerin geldiğini görüyorum, yakında bir mizah patlaması yaşanabilir. Bundan da endişe duyuyorum; mizah genel gidişatla ters orantılıdır, en yoğun mizah üretilen dönemler hep kötü dönemler olmuştur; rahat dönemlerde ise mizah da etkisini azaltır, salt güldürmeye yönelik neşeli eserler ortaya çıkar. Cumhurbaşkanlığı seçimi uzayacağa benziyor, büyük bir olasılıkla erken seçim var. Şimdi partilerin düşünmesi gerekiyor, Tandoğan ve Çağlayan mitingleri gerçekten olağanüstüydü. Uzun zamandan beri görmediğimiz bilinçli bir kitle kendini gösterdi. Yani iyi bir seçmen kitlesi var, seçecekleri kişileri arıyorlar. Partilerin eski çekişmeleri bırakıp bu fırsatı kullanmaları gerek. Artık birleşirler mi, ittifak mı yaparlar bilmem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Genelde AKP’nin, özelde de şu andaki Kültür Bakanlığı’nın sanatçılara yaklaşımını nasıl buluyorsunuz?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;AKP genele nasıl yaklaşıyorsa sanatçısına da öyle yaklaşıyor, ayrım yapmıyor yani hakkını yemeyelim! Bence sanat yapılmasını istemiyorlar, sanat mekanlarını battal duruma getirme gayretleri bu yüzden. Sinema Yasası oluşturulurken Kültür Bakanı’nın (Erkan Mumcu) sektör temsilcileriyle yaptığı toplantılara katıldım, gerçekten bir şeyler yapılma çabası vardı ortaya çok ideal olmasa da bir yasa çıktı. Ama zaman içinde uygulamada aksaklıklar gözlendi; şimdi sanki yasak savmak gibi bir şeyler yapılmakta. Küreleşme, özelleştirme politikası çerçevesinde devlet temel görevlerinden elini çekmekte bir bir; sağlıktan, eğitimden çekiliyorsa sanattan hayli hayli çekilecektir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Karikatürlerinizden bahsedecek olursak, halen çiziyorsunuz değil mi?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Birkaç arkadaşla birlikte bir mizah grubumuz var “Homur Mizah Grubu” 5 yıldır belli aralıklarla “Homur” dergisini çıkartıyoruz. İlginç bir dergi, benzeri başka var mı bilmem. Şu bakımdan; bir kere sahibimiz yok, bir büromuz, adresimiz yok. Kefelerde lokallerde toplanıyoruz, siyasi mizah üretiyoruz. Çeşitli sivil toplum örgütleri basımı üstleniyorlar, artık onlar da alıştılar teklif onlardan geliyor. Birleşik Metal, Eğitim-Sen, Tabipler Odası gibi örgütlere çeşitli sayılar yaptık. Mizah üslubu olarak, 40’lı yıllarda Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, Sabahattin Ali tarafından çıkartılan Markopaşa dergisini örnek aldık kendimize. Buraya hep çiziyorum hem de yazıyorum.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Karikatür çizmek de biraz senaryo kurmak gibi değil mi?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Kurmaca anlamında evet, sadece dili farkıdır, yöntemi farklıdır.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Bize biraz da çocukluğunuzdan bahseder misiniz?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Levent’te geçti çocukluğum, Emlak Bankası’nın emekliler için kurduğu ortahalli bir mahalleydi, tek katlı bahçe içinde küçük evler vardı. Dedem asker emeklisiydi, babam doktor, annem ev kadını, bir kardeşim var fotoğrafçı, büyükannem vardı, sürekli gelip giden akrabalar, komşular. Son derece sıcak insan ilişkileri vardı herkes birbirini tanırdı o mahallede. Şimdi apartman komşumu tanımıyorum. Levent sosyete mahallesi, küçük evler de villa oldu, bahçelerin nasıl olduğunu bilemiyorum çünkü koca duvarlar örtüyor oynarken girdiğim bahçeleri… O mahallenin güzel insanları da güzel atlara binip gittiler herhalde. Şimdi hiçbirini göremiyorum.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Şimdi nasıl yaşıyorsunuz?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir senarist gibi yaşıyorum. Sabah İlk işim gazete okumak; önce gazetemi okurum, sonra internetten başka gazetelere, köşe yazarlarına bakarım. Sonra çalışmaya başlarım… Hiç kötü huyunuz yok mu?Biraz içe dönük dönük bir insanım. Girişken değilim. Kendimi pazarlamasını pek bilmiyorum. Zaten bu pazarlama lafı da biraz tuhaf geliyor bana.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Hangi ortamlarda ya da ruh hali içinde daha rahat yazarsınız?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sessiz, sakin, yoğunlaşmamı sağlayacak her ortamda çalışırım. Ya sabahın erken veya gecenin ilerleyen saatleri. Yazının türüne, benim o anki halime göre değişiyor .&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-1234645327234961729?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/1234645327234961729/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=1234645327234961729' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/1234645327234961729'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/1234645327234961729'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2007/05/atay-szer-syleisi.html' title='Atay SÖZER Söyleşisi'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/RkOqbGD7L0I/AAAAAAAAAAU/BEw4J-ntkjI/s72-c/atay+portre+rnk+-2+sol.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8800479831804703924.post-5750686354032488196</id><published>2007-04-21T12:58:00.000-07:00</published><updated>2008-12-11T02:17:38.497-08:00</updated><title type='text'>Atay Sözer Kimdir ?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/RisQ4yQj3RI/AAAAAAAAAAM/9E2cUNe8kb8/s1600-h/atay-siyah200.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5056153574403464466" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/RisQ4yQj3RI/AAAAAAAAAAM/9E2cUNe8kb8/s320/atay-siyah200.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;12 Temmuz 1959 yılında İstanbul’da doğdu...&lt;br /&gt;MSÜ Sinema- Tv Bölümünden mezun oldu (1984)...&lt;br /&gt;Karikatür çizdi, katıldığı karikatür yarışmalarında çeşitli ödüller kazandı...&lt;br /&gt;Sinemada yönetmen yardımcılığı yaptı, birçok Tv dizisinin senaryosunu yazdı &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mizah öyküleri yazdı, “Güllabici” adlı kitabıyla Aziz Nesin Ödülü’nü kazandı (1996)...&lt;br /&gt;Arkadaşlarıyla birlikte “Homur” Mizah Grubun kurdu, Homur Mizah Dergisi’ni çıkarttı…&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Halen senaryo ve mizah yazarlığı yapmakta...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Senaryo Yazarları Derneği (SENDER) ve Sinemama Eserleri Meslek Birliği (SİNEBİR) kurucu üyesidir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#33cc00;"&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;KİTAPLARI&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#33cc00;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;· GÜLLABİCİ – 1996- İNKILÂP YAYINLARI (1996 İnkılâp Yayınları-Aziz Nesin Ödülü)&lt;br /&gt;· DAMDAN DÜŞEN BAŞBAKAN- 1999- K YAYINLARI&lt;br /&gt;· LAZ GÜVERCİN-2001- K YAYINLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;ÖDÜLLERİ-Karikatür&lt;/span&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div&gt;· Çocuk Hakları Karikatür yarışması Başarı Ödülü, 1978&lt;br /&gt;· Abdi İpekçi Karikatür yarışması, ikincilik ödülü; 1984&lt;br /&gt;· Gülhane Şenliği karikatür yarışması,Mansiyon-1985&lt;br /&gt;· Kent-Koop karikatür yarışması, Mansiyon-1985&lt;br /&gt;· Barış ve Sağlık karikatür yarışması üçüncülük ödülü, 1986&lt;br /&gt;· Çankaya Belediyesi 2.Kent ve Çocuk Karikatür Yarışması; Yenimahalle Belediyesi ödülü 1991&lt;br /&gt;· 5.Asaf Koçak Karikatür Yarışması Başarı Ödülü 2001. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;ÖDÜLLERİ-Mizah Öyküsü &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;· İnkılâp Yayınevi “Aziz Nesin Gülmece Öyküsü” Ödülü - “GÜLLABİCİ” adlı kitabıyla 1996 &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;· Akşehir Nasrettin Hoca Gülmece Öyküsü Yarışması, “LAZ GÜVERCİN” adlı öyküsüyle “Başarı Ödülü” – 1996 &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;· Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Rıfat Ilgaz Gülmece Yarışması’nda, “KİTAP OKUMA SANATI” adlı öyküsüyle “Özendirme Ödülü” 1997 &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Akşehir Nasrettin Hoca Gülmece Öyküsü Yarışması "RESMÎ KEÇİ" adlı öyküsüyle 2.Ödülü -2007&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;SENARYOLARI &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Kuruntu Ailesi -TRT&lt;br /&gt;Ben Olsaydım- TRT-&lt;br /&gt;Karışık İş- TRT-&lt;br /&gt;Biz Bize Benzeriz- TRT&lt;br /&gt;Dünya Hali- TRT&lt;br /&gt;Zeki-Metin’ce –TRT/ SHOW –&lt;br /&gt;Hastane- ATV-&lt;br /&gt;Hiç Bana Sordun Mu? –KANAL-D –&lt;br /&gt;Beşi Bir Yerde- KANAL D-&lt;br /&gt;Seyyar Kamil- STAR-&lt;br /&gt;Çiçek Taksi- ATV-&lt;br /&gt;Ayşecik- SHOW -&lt;br /&gt;Öyle Bir Sevda Ki- TGRT&lt;br /&gt;Ah Polis Olsam-Kanal D&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ruhun Labiretleri-STAR&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çok Özel Tim-STAR&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kirpi - Sinema Filmi&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Buruşuk Ömer Destanı-Sinema Filmi&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8800479831804703924-5750686354032488196?l=ataysozer.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ataysozer.blogspot.com/feeds/5750686354032488196/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8800479831804703924&amp;postID=5750686354032488196' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/5750686354032488196'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8800479831804703924/posts/default/5750686354032488196'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ataysozer.blogspot.com/2007/04/atay-szer-kimdir.html' title='Atay Sözer Kimdir ?'/><author><name>Atay Sözer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15572838779073770087</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/STrmMAsaa5I/AAAAAAAAAIo/GEtyuZXKebs/S220/Photo+9.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_LbMvYAdHXLI/RisQ4yQj3RI/AAAAAAAAAAM/9E2cUNe8kb8/s72-c/atay-siyah200.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
