DÖRDÜNCÜ MAYMUN

6 Temmuz 2013 Cumartesi

Sigaramda Mao Var


Toplumların zaman zaman içinden geçtikleri paranoya dönemleri olabiliyor. Örneğin 2.Abdülhamit dönemi. En başta Abdülhamit’in kendi bizzat paranoya içinde olduğundan bu kademe kademe topluma yansımıştı. Kendinden önceki padişahlar çeşitli darbelerle kimi zaman da katledilerek alaşağı edildiklerinden  Beni ne vakit halledecekler?” endişesine kapılması doğaldı aslında. Bu yüzden kurulan jurnal sistemi ve sansür mekanizması o kadar zıvanadan çıktı ki “Burun” lafı eden bile “Zatı şahanelerinin burnu pek bir heybetlidir, sen şimdi neyi ima ediyorsun bre zındık?”  diye okkanın altına gitti.

12 Mart, 12 Eylül keza 28 Şubat dönemlerinde de benzer paranoyalar yaşanmıştır.
Mao ve ona benzetilen Bahar logosu

Bahar sigara paketinin amblemini yan çevirip bakıldığında Mao’nun portresi çıkıyor; 2,5 liranın arka yüzündeki Atatürk resmini ters çevirip, kalpağını parmağınızla kapattığınızda Lenin’in silueti beliriyor türünden iddialar ciddi ciddi tartışılmıştı. Hatta ben bile uzun süre incelememe rağmen ne Mao’yu ne de Lenin’i görünce “Galiba bende bir tuhaflık var” diyerek başka bir paranoya içine girmiştim.

Senatör McCarthy başlattığı cadı avıyla tarihe geçti
Bu sadece bize özgü bir durum değil tabii Amerika da McCarthy soruşturmalarında ciddi bir paranoya dönemi geçirmiştir.  Cadı Avı tüm dehşetiyle uygulanmıştır. Aydınlar, bilim adamları sanatçılar (ki özellikle sinemacılar) akıl tutulmalarının yaşandığı sorgulamalara maruz kalmışlardır. Kimileri hemen çözülüp arkadaşlarını ihbar ederek günü kurtarmışlar, kimileri de sağlam omurgalarıyla dimdik durup işsiz kalmışlardır. Ama bugün tarih her iki tarafı da bir şekilde anıyor. Başarılı bir kariyeri olan Elia Kazan, Oscar töreninde protesto ediliyor, sinema tarihine başarılarının yanında “ama muhbir” sıfatı eklenerek geçiyor.

 Gelelim bugüne; Gezi Direnişi adıyla başlayıp dalga dalga büyüyen hareket; en tepede zaten var olan bir paranoyayı tetikledi ve kademe kademe yayılmaya başlandı.
Twiter, Facebook mesajları; Cep telefonlarından Zello konuşmaları, Tiyatro oyunlarıyla yapılan darbe provaları vs. Bunların Bahar paketindeki Mao resmi iddiasından çok daha zırva olduğu kuşkusuz. Eh aradan geçen bunca zamanda zırvalama konusunda da bir gelişme kaydedelim müsaadenizle.
Bu paranoyalar ciddi bir insan harcama dönemi başlattı; özellikle medya ve dizi sektörlerindekiler göz önünde olduklarından daha çok uğruyorlar bu kıyıma.
Kişiler hedef gösteriliyor alenen; sadece savcıları değil psikopat katilleri de göreve çağırıyorlar adeta.
Artık bir tesadüf müdür bilemem (Bende de mi paranoya başladı nedir?) tam da bu dönemde gazeteler, televizyonlar el değiştirmeye başladı. Yeni patronlar yazarlarını, programcılarını işten çıkartmaya başladılar; stoklanmış yarışma programları, sunucuları sakıncalı hale geldi diye (ne demekse!) çöpe atılıp yeniden yeni bir sunucuyla çekilmeye başlanıyor (o yeni sunucunun da balıklama işi alması ayrı bir yazı konusu);  müzisyenlerin konserleri iptal ediliyor, dizilerin senaryo yazarlarının işlerine son veriliyor. Yeni dizilerin kadroları artık ellerdeki kara listelere bakılarak yapılıyor. Tepeden tek bir adamın emriyle olmuyor elbette bütün bullar. Ancak bulaşan yaygınlaşan paranoya “Aman neme gerek başımız ağrımasın, çizelim üstünü gitsin” diyerek yapacağını yapıyor. Daha yeni liman ihalesi alan medya patronundan farklı bir davranış bekler misiniz?  (Ne yapsın yani, pişmiş aşına su mu katsın!)
Elia Kazan tarihe şerh düşülerek geçti


Bir paranoya döneminde olduğumuz artık tartışılmaz, ne kadar sürer bilemiyorum ama sonunun ne olacağı belli; bugün üstleri çizildikleri halde dik duranlar o zaman da aynı şekilde durmayı sürdürecekler gerisini ötekiler düşünsün artık. Tarihe Elia Kazan gibi muhalefet şerhi düşülerek geçmek de var…

Hiç yorum yok: