Sinemanın siyah beyaz döneminde bir adam vardı: Humphrey
Bogart.
Fötr şapkası, beyaz pardösüsüyle olay yerine gelir,
sigarasını yakar, derin bir nefes çekerdi.
O sigara, sahnenin bir parçası değil, karakterin ta
kendisiydi. Film boyunca elinden düşmezdi.
Ama mesele sadece estetik değildi.
Bogart, o sigara markasının reklam yüzüydü. Afişlerde,
dergilerde, duvar panolarında…
Yani izlediğimiz şey yalnızca bir karakter değil, aynı
zamanda iyi paketlenmiş bir alışkanlıktı.
Ve seyirci şunu gördü:
Bogart karizmatik.
Bogart sigara içiyor.
O halde sigara içmek karizmatik.
Bu kadar basit.
Toplumdaki sigara alışkanlığının yaygınlaşmasında bu “Bogart
etkisinin” payı küçümsenecek gibi değil. İlginçtir, Bogart’ın gırtlak
kanserinden öldüğü detayı ise pek dolaşıma sokulmadı. Çünkü o, hikâyeyi bozar.
Bugün aynı mekanizma çalışmaya devam ediyor, sadece aksesuar
değişti.
Artık elimizde sigara değil, silah var.
“Mafya dizisi” diye paketlenen işlerde, psikopat karakterler
başrolde. İnsan öldürüyor, tehdit ediyor, şiddet uyguluyor… Ama karizmatik. İyi
giyiniyor. Laf sokuyor. Güçlü.
Ve en önemlisi: Hayran kitlesi var.
Sorun şu:
Rol model olarak seçilen kişi ile canlandırdığı karakter
arasındaki sınır siliniyor.
Eskiden sigara dumanına özeniliyordu, bugün namlunun
dumanına.
İzleyici şunu içselleştiriyor:
“Güçlü olmak buysa, ben de böyle olurum.”
Elbette herkes sokağa çıkıp eline silah almıyor. Ama mesele
zaten bu kadar kaba değil. Daha sinsi.
Şiddet normalleşiyor. Empati aşınıyor. “Hak etti” cümlesi
daha kolay kuruluyor.
Televizyonun izlenme formülü aslında çok basit:
İnsanın zayıf tarafını bul, oraya yüklen.
Şiddet, cinsellik, güç arzusu…
Bunları kaşıdığında izlenme gelir. Ama bunun bir bedeli
vardır.
Bugün “gerçeğin şovu” diye sunulan programlarda bile şiddet
dozu giderek artıyor. Çünkü izleyici alışıyor. Tıpkı bağımlılık gibi… Aynı
etkiyi yaratmak için doz sürekli yükseltiliyor.
Ve sonra dönüp şaşırıyoruz:
“Toplum neden bu kadar gergin?”
Mesele tek başına diziler değil elbette. Ama masum da
değiller.
Çünkü neyin normal, neyin arzu edilir olduğunu sürekli
yeniden tanımlıyorlar.
Eskiden insanlar kahramanlara özenirdi.
Şimdi kötülerin stiline hayran kalıyor.
Aradaki fark küçük değil.
Belki de asıl sorun şurada:
Artık kime hayran olmamız gerektiğini ayırt edemiyoruz.
Ve yanlış insanları rol model aldığımızda, bunun bedelini
sadece biz değil, herkes ödüyor.
Atay Sözer

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder