DÖRDÜNCÜ MAYMUN

30 Ağustos 2026 Pazar

DEVEYE KAMERA VERMİŞLER



Deve, kurmuş tezgahını, tost yapmaya karar vermiş.

Sokak lezzetleri bu aralar çok tutuyor. Masrafı nispeten az, getirisi fena değil

Önüne gelen, arkasına takılan, sağdan soldan geçen herkes yapıyor.

“Benim neyim eksik?” diyor haklı olarak.

Önce hurdacıdan bir sac levha aldı, altına tüp gaz taktırdı, sonra anneannesinden kalan ütüyü kalan ütüyü getirdi.

Artık meşhur tostunu yapabilirdi, gerçi daha ilk defa yapacaktı ama olsun, nasılsa kısa zamanda meşhur olacak, herkes bilecekti.

Çünkü yaptığı işin videosunu çekecekti.

Ancak abartılı bir skeçte görebileceğimiz rezillikte, hijyen düşmanı bir ortamda, yapılabilecek her türlü abuklukla başlıyor işine.

Önce eşek etinden olduğu bariz sucukları sacın üzerine atıyor, on yumurta kırıp sıvamaya başlıyor, bir kilo kırmızı biberi döktükten sonra o bulamacı somun ekmeği içine tıklayıp tost kaşarı ilavesinden sonra paslı ütüsüyle bastırıyor.

Her şey, etin üstüne eliyle tuz dökmeyi mutfak sanatı diye satan kasabın o meşhur gösterisinden sonra başladı.

Onu gören öteki develer kendilerine numaralar aramaya başladılar, amuda kalkarak, kolbastı oynayarak, amok koşucusu gibi depar atarak servis yapmaya başladılar.

Ancak ortaya çıkan rezillik o kadar ayyuktaydı ki görenlerin bırakın imrenip önünde kuyruk olması, iştahtan kesilip yemek yemeğe tövbe ediyor.

Aslında rejim yapmak isteyenler için ideal bir durum, sabah kalkınca bir adet video izleminiz sizi bütün gün idare eder.

İşin kara mizah yanı, bu arkadaşlar yaptıklarının çok iyi bir şey olduğunu zannediyor, ürünlerini kendileri de ayıla bayıla götürüyor.

Tost işiyle başlayan bu deve sineması, kısa zamanda mutfaktan sokağa taştı.

Çünkü kamera bir kez açıldı mı, deve artık yalnızca tostçu kalamıyor.

İnternet geliştikçe iletişim de hızlandı ama bir o kadar da bağımlılık yarattı.

Çölde susuz kalmaya alışmış devenin iki dakika İnternetsiz kalmaya tahammülü yok.

Bir deve türü de acıktıkları vakit öteki develeri gezip onları videoya alıyorlar, senin tanıtımını yapıyorum ayağına getirip beleşe tıkınıyorlar.

Ama bunların sayısı artınca artık bunu yemiyorlar dolayısıyla da yedirmiyorlar.

Sayı artınca değer de düşüyor tabii, enflasyonun etkisi burada da kendini gösteriyor.

Video çekmek günümüzdeki en kolay işlerden biri artık, bir cep telefonu olan her deve istediği her haltı olabiliyor.

Develer yönetmen oluyor, oyuncu oluyor, televizyoncu oluyor, yorumcu olup istediği kişiye ayar veriyor, röportajcı olup gıcık öğretmen gibi seni sınava çekiyor, alacaklı misali yolunu kesip mikrofonu burnuna sokuyor.

—Çemişgezek nerededir?

—Gusüllün farzları nelerdir?

—Maddenin üç hali nedir?

—Üç harfli üç il adı söyle?

—Beşi beş kuruştan beş yumurta kaç kuruş eder.

—Öreke nedir?

Türünden sinir katsayısını zıplatan sorular soruyor.

Yanıt versen montajda aptal durumuna düşeceğini düşünüyorsun, yanıt vermesen yorumlarda cahil ilan edileceğini.

Öteki develer de hemen altına yorumları döşüyor.

“Cahiliz, okumuyoruz, hiçbir şey bilmiyoruz…”

Maşallah hepsinin hörgücü kadar egosu, cep telefonu kadar bilgisi var.

Aslında taklitçi olarak maymunları ve papağanları bilirdik bir de buna “yeni nesil develeri” ekleyebiliriz, internette görüp beğendikleri şeyleri birebir yineliyorlar.

Develer zaten geviş getirmeye yatkın hayvanlar.

Eskiden yediklerini tekrar çiğniyorlardı, şimdi internette gördükleri fikirleri.

Eskiden deveye hendek atlatmak zordu. Şimdi bir cep telefonu veriyorsun, deve kendi kendine hendekten atlayıp bir de videosunu da çekiyor

Andy Warhol yaşasaydı sözünü değiştirmek zorunda kalırdı:

“Eskiden herkes 15 dakikalığına meşhur olacaktı. Şimdi herkes 15 saniyeliğine meşhur oluyor; sonra aynı telefondan bir başkasını seyredip unutuluyor.”

Neticede deveye “İçeriğin neden kötü?” demişler, o da “Nerem doğru ki?” diye soruya soruyla yanıt vermiş.

                                                                                                                   Atay Sözer         

Hiç yorum yok: