Bugün gene tıraşa başladı;
“Tarihin tartışacağı bir mahkememiz daha oldu, sevinmeliyiz” dedi sonra sıraladı.
“Şeyh Bedrettin’in yargılanması,
Mithat Paşa’nın Yıldız mahkemesi,
İstiklal mahkemeleri,
Yassıada mahkemeleri,
Yassıada mahkemeleri,
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ın yargılanması,
Erdal Eren’in yargılanması,
12 Eylül yargılamaları,
Erdal Eren’in yargılanması,
12 Eylül yargılamaları,
Tayyip
Erdoğan’ı mahkûm eden yargılama vesaire vesaire, bu örnekler
çoğaltılabilir. İşte bu Balyoz yargılaması da aynen onlar gibi hep
tartışılacak bir yargılama olacaktır. Lakin daha önce darbe yapan
askerler insanları yargılarlardı şimdi darbeye teşebbüs ettiler diye
askerleri yargıladılar. Ama darbeyi yapanları hâlâ mahkeme salonuna
götüremediler, çünkü çok yaşlılar, dokunsan dağılacak haldeler, ben
olsam yaşlarını mahkeme kararıyla küçültüp öyle götürürüm duruşmaya.
Nasıl olsa bu konuda içtihat var, muhteremler beslememek için çocukların
yaşını büyütüp asmışlardı. Neyse gelelim Balyoz’a bu defa iş karışık,
neredeyse bütün orduyu aldılar içeri. Gerçekten darbe teşebbüsü var
mıydı yok muydu bilemem, ama Amerika darbe olmasını isteseydi olurdu
balyoz gerçekten inerdi, buradaki temsilci de Obama’ya telefon açıp
‘Bizim çocuklar gene becerdiler’ derdi. Belki önce niyet etti darbe
olsun diye bunlar da o yüzden faaliyete geçtiler ama sonradan fikir
değiştirdi ‘Suriye Muriye ortalık karışık bir de burada darbe olursa
büsbütün karışacak iyisi mi bir süre daha delikten süpürmeyelim’ diyip
vazgeçince bunlar da iyot gibi ortada kaldılar. Veya hiçbir suçları
yokken Cumhuriyeti bitirme hareketi kapsamında bir kumpasa kurban
gittiler hepsi olabilir, neticede olan paşalara oldu” diye bağla-dı,
sonra “öyle değil mi?” diye benden onay bekledi.
Ayıp olmasın diye “öyle” dedim. Ama tek kelimelik bir yanıt da ayıp olacaktı laf olsun diye
“Koca
paşalara büyük cezalar verdiler, bakalım bundan sonra ne olur?” diye
devam ettim. Etmez olaydım, görüşümü soru cümlesi şeklinde belirtince
bizimki lafı kapıp tıraşa devam etti.
“Bundan
sonra her şey olabilir… Bir kere paşalar çok fena mağdur edildi,
yargılama şaibeli, tanıklar dinlenmemiş, deliller dandik, savunma hakkı
tam olarak kullanılamamış, sonuçta elle-rinden babalık ve kocalık
hakları bile alındı, rütbeleri sökülecek, er olacaklar… Kaç yıllık silah
arkadaşları bile ‘ben kasaptaki ete soğan doğramayayım” diye onları
ortada bıraktı. İti-barsızlaştırma nasıl olur, denildiğinde ‘Na işte
aynen böyle’ diye rahatlıkla örnek gösterebilirsin. Bizim millet mağdura
pek acır, onun yanında yer alır. 20 yıl bir şey değil de babalık ve
kocalık yetkilerinin alınması çok fena koyar bizim insanımıza kendini
onun yerine koyup isyan eder. Hatırla, başbakanımızın bir şiir okudu
diye içeri atılıp mağdur edildikten sonra ne kadar oy aldığını !”
“Doğru” dedim… Tek kelimeyle kendi konuşma hakkımı kullanmış olduğumdan o gene de-vam etti.
“Bak
yakında Ergenekon davası da sonuçlanacak, na buraya yazıyorum oradan da
buna benzer sonuçlar çıkacak, gene 20 yıldan başlayacak… Gazetecilere,
profesörlere akla zarar cezalar gelecek. Al işte sana yeni mağdurlar…
Milli Mağdurlar Partisi diye bir parti kurulsa millet üye olmak için
kapıda kuyruk olur…”
“Ya onları da alırlarsa içeri, senin hesabına göre dışarıda kimse kalmayacak…”
“Hiç merak etme yakında içeride kimse kalmayacak, sen rahat ol…”
“Nasıl kalmayacak, 20 yıla mahkûm oldular…”
“Yok, 20 yıl beklemelerine gerek yok, çok kısa bir zamanda çıkarlar dışarı, na buraya yazıyo-rum”
“Sen de iki de bir yazıp durma Kâmil, yazanları da alıyorlar içeri; hem nasıl çıkacaklar, müneccim lokumu mu yedin?”
“
Yok, lokum falan yemedim ama malımı biliyorum… Devlet baba vicdanlıdır,
bakacak bu kadar mağdur var, bu kadar aile perişan olmuş; babalık ve
kocalık hakları bile ellerinden alınmış; kamu vicdanı diyecek, toplumsal
barış diyecek, milli mutabakat diyecek onu diyecek, bunu diyecek ve bir
çözüm bulacak illa ki…”
“Gene laf diyorsun Kâmil !”
“Evet,
ağabey nerden bildin, genel af diyorum… Çıkaracaklar genel affı,
paşalar paşa paşa çıkacak dışarı, gazeteciler çıkacak, profesörler
çıkacak; Silivri boşalacak…”
“İyi
de Kâmil af çıkartırsan herkese uygulaman gerekir, Silivri’yi
boşaltırken İmralı’yı da boşaltmış oluyorsun… Yani sen şimdi ‘zaten asıl
niyet de o, onun için şartları olgunlaştırmaya çalışıyorlar’ mı demek
istiyorsun?”
Kâmil
durdu, ne demek istediğimi algılamaya çalıştı, kafasının içinden boşa
koyup doldurma-ya doluya koyup boşaltmaya başladı. Tıraş sonuna kadar da
tek laf etmedi ve bir kez dalgın-lıkla yüzümün kesilmesini saymazsak
huzur içinde tıraşım tamamlandı.
Sonra
düşündüm, acaba gerçekten genel affın şartlarının olgunlaşmasını
bekliyorlar, diye. Yok, canım daha neler artık, Kâmil bu, ağzı var
konuşuyor işte. Benim de kafamı karıştırdı durup dururken.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder